Cemal demirhan ise emir beye bakıp
“Sakın torunum deme bana” dediğinde emir bey
“Tanışıyorsunuz galiba baba torunun Benan” dediğinde kalbini tuttu.
“Nasıl anlamadım ben bunca yıl” dediğinde ayaz hayretle
“Asker mi?” Diye sordu dede beyi koltuğa oturttuklarında ben hala ayakta olayların gerçekliğini sorguluyordum miraç benim oturmayacağımı anlamış oturduğu koltuğa yanına oturtmuştu beni. Cemal dede ise bana bakıyordu emir bey
“Asker misin kızım?” Dediğinde kafamla onayladım miraçta
“O yüzden bulamadım seni” diyerek konuştu miraç yine kafamı salladım dede bey ise
“Ulan nasıl iştir” dediğinde ben omuz silkip
“Ben bazı şeylere şaşırmayı bıraktım komutanım” dediğimde
“Sivildeyiz”
“Ağız alışkanlığı” dedim bu kapıda bana kötü kötü bakan Rojin babaanne ve dedeye hoşgeldin diyip sofrayı hazırladığını söyledi herkes ayaklandığında hiç istemesemde bende onları takip ettim. Babaanne yürürken
“Ayaz kimin kümesine çomak soktun yine oğlum da burnun bu hale geldi” dediğinde hepsi gülmüştü ben hariç emir bey
“Öğretemedim anne gelmiş bu yaşa” diyerek söylendi dede ise
“Sağlam yemişsin yumruğu ayaz hele anlat bakalım benim torunuma bu yumruğu atmak yürek ister”
“Yooo dümdüz vuruluyor yürekte istemiyor” diye konuştuğumda dede bey bana baktı bir de ayaza sırıtıp
“Sen boşa vurmazsın ne yaptın it herif”
“Boşverin komutanım tadımızı bozmayalım” dediğimde ayaz
“Bozuk değilmiş gibi de” masada ki herkes ayaza kötü kötü baktı. Bende öyle mi der gibi bakıp
“Komutanım ayaz benim bir o*ospu olduğumu düşündüğünü dile getirdi o yüzden bende gösterdim bana hakaret etmenin iyi bir şey olmadığını beyni tabi ne kadar algılarsa” dediğimde ayaz bunu beklemiyormuş gibi öksürmeye başladı. Şaşkınlıkla ona bakıp
“Ne sandın beni böyle susturacağını falan mı ya da sizinle aile olmak için can attığımı mı a*ına koyayım bu yaşıma kadar yoktunuz ayaklarımın üzerinde durdum ama size göre bir kadın ayaklarının üzerinde durduğunda o*ospu değil mi bir daha bana karşı böyle bir cümle kullan bak bakalım sana neler yapıyorum” dediğimde ayaz
“Ne o senden korkacağımı mı düşünüyorsun kızım bana bak seni mahvederim birde beni tehdit ediyorsun çok komiksin” dediğinde Cemal dede
“Hafife alıyorsun ve bu onu çok mutlu ediyor şaşkına çevirmeyi çok sever bunu da böyle bil evlat” dedi ayaza doğru ayaz
“Burdayım dede o günün gelmeyeceğini biliyorum” dediği anda konağın kapısı gürültüyle açıldı bir çığlık koptu herkes belinde ki silahları çıkarttı
kapının önünde birisi kuyruğuna basılmış it gibi bağırıyordu. Hızla kapıyı açtığında emir bey itin biri kapı açıldığı gibi ayaklarımın dibine bir kızı attı şimdi sen naneyi yemedin mi emir bey
“Hazar n’oluyo ne yaptığını zannediyorsun sen” “Havin kızım iyi misin?” Diyerek ayaklarımın dibinde ki kıza yöneldi. Ben arkamda ki miraça dönüp
“Kim bu bu kızın neyi oluyor?” Diye sorduğumda miraç
“1 ay önce evlendiler bizim evin kızı gibidir” dediğin de adam kıza yönelmişti ki adama sertçe
“Geri bas” dedim bana dönüp
“Sen kimsin de benimle konuşuyorsun” diyerek beni itti bana güç uygulamasına izin verdim vermeseydim asla yerimden kıpırdatamazdı abi tayfası benim önüme geçip miraç
“Hayırdır Hazar ağa derdin ne?” Dediğinde dede bey
“Sen kimsinde bizim evimizi bu şekilde basıyorsun soysuz” diye bağırdı
“Bu kızı kapıda bir herifle konuşurken görmüşler emir ağa” dediğinde havin denilen kız
“Ağam annem benim en sevdiğim yemeği yapmış bana da göndermiş o gelende Murat abiydi ama dinlemiyor beni” ağlayarak konuştuğunda dede bey “Hazar ağa duydun kızı dinlemeden etmeden tutup kızı getirmişsin buraya” dediğinde
“Bana laf söz getirmeyecekti alın kızınızı” diyip kızı bırakıp arkasını döndü abilerden azad
“Ulan her şey istediğini alana kadar mıydı lan ben sana bu kızı üzmeyeceksin diye söylemedim mi?”
“İşim bitti azad artık benim o kızla umurumda bile değil hem anam yeni bir kız buldu bile” dediğinde dayanamadım yumruğumu suratına geçirdim
“Uçkuruna sahip çıkamadığın için bu kız suçlu değil lan p*ç herif git ananın bulduğu o kıza yoksa elimde kalacaksın” diyerek arka arkaya yüzüne yapıştırdım yumruğumu bu akşam daha ne kadar kötü olabilirdi miraç beni tutup geri çektiğinde kucağında tepindim. Emir beyde bana sıkıca sarıldı bırakmamak için ulan ne güzel sinirimi atacaktım bıraksanıza kapıda duran adamlardan bir kaç tanesi gelip Hazar denilen iti çıkarttılar avludan emir bey hala bana sarılıyordu Cemal Karahanın sesini duydum
“Eşşek bir bırak torunumu artık” dediğinde emir bey gülümseyip yüzüme baktı
“Sakinleştin mi” diye sorduğunda kafamla onayladım. Beni bırakmak istemiyordu
“Bırakmak istemiyorum ama emir büyük yerden kızım” diyerek bıraktı ben artık neye şaşıracağımı bilemiyorum hayatımdan aksiyon eksik olmuyordu havin denilen kızın durumu iyi değildi ona doğru yöneldiğimde bana gözyaşlarıyla bakıyordu
“Benim bir suçum yok yemin ederim ben onu dediği gibi bir şey yapmadım” ellerini tutup
“Ağlama daha fazla o senin bu gözyaşlarından bir tanesini bile hakketmiyor” azad abi lafa karıştı
“Havin bacım niye ağlıyorsun git yıka elini yüzünü amacı belli zaten adamın be kızım onun için değer mi” ikizler bana bakıp
“İyi dövdün kız helal olsun sana yumruğuna sağlık gülüm” diye sırtıma vurdu ciğerlerimi sökecekti bu hayvan arasa dönüp
“Yerinde kalsaydı daha iyiydi” bana anlamayan gözlerle bakıp
“Ciğerlerimi söktün hayvan gibi vuruyorsun da” dediğimde vurmak için kaldırdığı ele baktı sonra bana
“Ben bir an kendimi kaptırdım ya kusura bakma biricik” dediğinde kulağımda biricik kelimesi çınladı durdu ‘biricik uyan’ ‘hadi ama biricik’ başım dönüyordu tutunmak için yer aradım ama gözlerim kapanıyor açamıyordum. Kendimi daha fazla ayakta durmak için zorlamadım bıraktım kendimi. Gözlerimi açmak için zorladığımda açılmadı kafamda ağrı artmıştı sanki. Tekrar gözlerimi açmak için zorladım bu sefer kısık bir şekilde açtım gözlerimi bir odadaydım sade beyaz mobilyalarla döşenmiş bir odadaydım kafamı kaldırmak istedim ama başım gerçekten çok ağrıyordu. Oda da kimse yoktu ne olduğunu silik bir şekilde hatırlıyorum odanın kapısı açıldı Melek hanım odaya girdi kısık bir sesle
“Kızım çok korktuk nasılsın yaralıymışsın birde ah be kızım kendine neden bunu yapıyorsun” üzerimde ki tişörte baktım
“Neler oldu?”
“Hakan geldi kontrol etti yaran açılmış dikiş atıldı kanamadan dolayı bayılmışsın bir kaç takviye ve ağrı kesici yazdı hadi gel bir şeyler ye ilaçlarını içersin abilerin baban merak ettiler seni” dediğinde kafamla onayladım onu destek olmasına izin verdim kolum sarılmıştı ama ben iyiydim benim bayılmam ona bağlı değildi. Oturma odasına girdiğimizde bütün herkes buradaydı dede bey ve babaanne gitmişlerdi sanırım. Hepsi ayaklandı azad
“Ah be kızım niye kendini yoruyorsun” dediğinde Aras lafa atladı
“He ya bir.”
“Sus sus deme öyle” diye yükseldim bir anda
“Neden ki ben sana hep öyle seslenirdim sen de çok severdin” dediğinde hızla
“Ben gitsem iyi olacak çok oyalandım zaten” diyerek kapıdan çıkacaktım ki azad
“Güzelim otur biraz sonra ben bırakırım seni söz geç olmadan” dediğinde kararsızda baktım miraç
“Arasın söylediği kelime sende bir şeyler mi anımsattı” diye sorarcasına baktı
“Evet ‘uyan biricik, hadi ama biricik seni beklemekten ağaç olduk biricik’ ama bu ev değil başka bir ev taş bir ev konak şu meşhur konaklardan 4 katlı” melek hanım
“Senle yaşadığımız ev ama travma yaşamanı istemediğimiz için seni götürmedik oraya” dediğinde
“Küçük bir kelimeyle böyleysem o zaman ne olur bilmiyorum” dediğimde Aras
“Destek almadın mı hiç gülüm?”
“Aldım ama hafızamın kaybolmasına bir tedavi yok doktor o zamanlar 1 yılda sürebilir hiç olmayadabilir dedi” baba bey
“Kızım yanlış anlamazsan bir şey söyleyeceğim”
“Tabi buyrun emir bey” dediğimde boğazını temizledi ismiyle hitap etmeme bozuluyordu ama elimden başka bir şey gelmiyor.
“Benim bir arkadaşım var özel hastanesi var burada ondan yardım istesek ve bir doktorla tekrar görüşsek belki bir yardımı olur” dediğinde el mecbur onayladım
“Peki ben vaktim olduğu bir gün gelirim giderim siz bana doktor ismi verirsiniz” dediğimde.
“Oh be kabul etmeyeceksin diye korktum” derin nefes almıştı.
“Ben artık kalkayım yarın iş var malum”
“Ortalıktan kaybolsan bile seni arar buluruz duydun mu beni kızıl” Miraç konuşmuştu
“Buldun bu zamana kadar değil mi miraç gecesi” dediğimde parmağını sallayarak
“Ayağını denk al abilere terslenmek yok”
“Hıhı ondan” diyerek çıkışa yöneldim hepsi ayaklanmıştı bir kişi hariç söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum ayaz tabi ki ona döndüm
“Kusura bakma sana da sert çıkıştım ama çok üzerime geliyorsun” dediğimde ayaz güldü
“İyi kız rolleri kesme bana ben senin ne halt olduğunu anlamayacak kadar salak değilim”
“Aile bireylerine salak mı diyorsun sen yani neyse bu da senin ayıbın olsun be ayazcık” diyerek çıktım odadan ev halkının kahkaha attığını duyabiliyordum oh olsun ona azadda peşimden geliyordu ona dönüp
“Hayırdır sen nereye?”
“Eee ben bırakacağım seni”
“Gerek yok” dediğimde kolunu omzuma atıp
“Gerek var mı diye sormadım bebe yürü abilere karşı gelinmez” azada dönüp bir şeyler söyleyecekken miraçta kapıya gelmişti
“Azad ben bırakırım kızılı sen ayazla konuş yoksa elimde kalacak pezevenk” dediğinde azad kafasıyla onaylamıştı
“Beni birisinin bırakmasına gerek yok arabam var ya hani” miraç omuz silkip
“Bu kolla araba sürmeyi düşünmüyorsun umarım hadi kızıl gece saat bilmem kaç yarın iş var” dediğinde aklıma takılan soruyla ona döndüm
“Karargaha gelen yeni yüzbaşı sen değilsindir umarım” gözlerimi açarak sorduğumda
“Tam olarak benim” dedi bok görmüş gibi suratına baktım.
“Niye bana boka basmış gibi bakıyorsun”
“Ben bir an şaşırdım pardon” dedim ve gösterdiği arabaya bindim
“Arabanı yarın adamlar getirirler” dediğinde onayladım onu sessizce bir süre ilerledikten sonra
“Eee tarif et bakalım”
“Karargahta kalıyorum”
“Ben o ilk karşılaştığımız da senin kardeşim olduğuna inanmadım özür dilerim sana davranışım çok kötüydü ama seni tanımadan sana nasıl davranacağımı bilemedim ki ayazda sen gitmeden önce sana hepimiz çok düşkündük seni çok seviyorduk ve seni birbirimizden kıskanırdık ki en çok ayaz seni kıskanırdı ve biz hepimiz senin onu çok sevdiğini bile düşünürdük” dediğinde derin bir nefes aldı
“Sen gittin hepimiz dağıldık şaka değil gerçekten dağıldık ben görevlerden göreve gittim ayaz operasyondan operasyona gezdi azad işlerinden kafasını kaldırmadı sen pek hatırlamazsın ama en ufağımız bile ablaaa diye diye ağlardı”
“O nerde şuanda” diye sorduğunda
“Okulun bir gezisi varmış oraya gitmiş çok yüz verme şımarıyor sonra bak şimdiden söylüyorum” dediğinde
“Daha tanışmadığım birine nasıl yüz verebilirim acaba”
“Doğru neyse iyi miyiz?”
“Derken?”
“Yani sen benim kardeşimdesin ben senin abinim”
“Düne kadar kabul etmediğin kardeşin mi?”
“Öyle değil kızım ya ben nasıl davranacağımı bilmiyordum o zaman”
“Ben o eve melek hanım ve emir bey için gelip gideceğim miraç başka kimseye ihtiyacım yok ki bir anne ve bir babamda olsun istemiyorum ama onların kalbi kırılsında istemiyorum sizin beni o zaman kabul etmediğiniz gibi bende sizi kabul edemiyorum” dediğimde suratı asılmıştı
“Haklısın böyle konuşmakta kızıl ama ilerleyen zamanlarda anlayacaksın bizi de tanıyacaksın belki hatırlarsın da” dediğinde
“Kafamda uğultular bitmiyor operasyonda o sesler olmuyor sadece işimi yaparken o seslerden uzaklaşıyorum”