Miraç beni bıraktıktan sonra karargaha girene kadar bekledi girdikten sonra gittiğinde bahçede ki banka attım kendimi kafam patlayacak gibi ağrıyordu. Telefonum çalınca cebimden çıkarttım hazal arıyordu
“Karargahın bahçesindeyim bebek”
“He tamam nasıldı merak ettim”
“Ne iyi ne kötü yeni yüzbaşı gelecekti ya meğer o miraçmış yeni abilerden”
“Oha tesadüfün böylesi anasını avradını”
“Bende aynı şeyleri düşünüyorum bebeğim yarın konuşuruz ben bu gece burada kalırım merak etme” dediğimde
“Tamam sen yine de çok kafaya takma olur mu yavrum”
“Tamam” saat kaça kadar orada öylece oturdum bilmiyorum nöbetçi erlerden biri gelip
“Komutanım bir şey mi oldu bu kadar dertlisiniz” diye sorduğunda 20 yaşlarında ki ere baktım
“Adın ne senin?”
“Alp konutanım”
“Nerden anladın dertli olduğumu”
“Komutanım daha önceden sizi görüyordum neşeliydiniz yani arkadaşlarınızla gördüğüm kadarıyla öyleydiniz bugünse omuzlarınızda ki yükler ağır gelmiş gibi duruyor” dediğinde
“Gerçekten de ağır geldi be kardeşim kaç yaşındasın”
“Komutanım bu hayat dertleri önemseyecek kadar kıymetli değil 21 yaşındayım” dediğinde
“Sende çok dertli duruyorsun senin ne derdin var” derin bir nefes aldı
“Komutanım benim mesele çok uzun”
“Başka bir yerde denk gelirsek dinlerim her zaman iyi bir dinleyici olmuşumdur” dediğimde gülümsedi
“İnşallah diyelim komutanım sizde hasta olmayasınız burda böyle oturarak” demesiyle ayaklandım ben de burda kaldığımda ki odaya girdim üzerimdekileri umursamadan kendimi yatağa attım. Saatim 6 ya kuruluydu zaten 3 saat sonra kalkacaktım biraz da olsa uyusam yeterdi bana. Kalktığımda dolapta ki kamuflajı üzerime geçirdim kahvaltı için yemekhaneye indim bütün erler toplanmış kahvaltı ediyorlardı kahvaltımı alıp timin yanına oturacakken alple göz göze geldim kafamla selam verdim o ayaklanacaktı ki
“Saçmalama kahvaltını yap oğlum” dememle sandalyesine rahatlıkla oturdu. Ben de oturduğumda timdekiler
“Kız dün bir gittin bir daha sesin çıkmadı be bizi bu kadar hızlı satacağını düşünmemiştim” dedi ateş bende ona ters bakışlar atmakla yetindim oradan Davut abi
“Kaç kardeşmişsiniz gülüm?” Dediğinde aklımdan miraç, azad, ayaz, Aras, araz ve en küçükleri derken en küçüklerinin adı aklıma gelmedi bir an
“5 abi 1 kardeş”
“Çüş futbol takımı kursaymış valide sultanın” dedi Demir omuz silktim banane gibisinden
“Beni ilgilendirmiyor hiçbiri”
“Kötü mü geçti görüşme”
“Abi ben hiçbirini tanımıyorum ben bu yaşıma kadar tektim çektiğim hiçbir acıda yanımda değillerdi ama abilerden biri bana nasıl tavır sergiliyor var ya a*ına koyayım sanki ben onları bulmuşum aramışım gibi konuşuyor ayar oluyorum ona sokuk beyinli benim onları ailem olarak görmediğimin farkında değil birde otuz küsür yaşında he salak” dediğimde Davut abi
“Dert etme o da bu yaptıklarına pişman olur elbet bir gün”
“Aman o günü görmeyeyim mümkünse hiçbirini görmek istemiyorum ama melek hanım üzülsünde istemiyorum iki ucu boklu değnek”
“Y*rrak kafalı ayar çekmemizi ister misin?” Diye konuştu serhat
“Gerek yok konuşmaya değmez boşverin sizde ne var ne yok?” Kerim hızla
“Yeni yüzbaşı gelecekmiş 2 tane”
“Evet haberim var biri abilerdenmiş” dediğimde “inşallah tim komutanımız olarak gelmez” dediğimde Kerim
“İnşallah inşallah” önümde ki kahvaltılıklara odaklandım. İki lokma yiyip gerisini bıraktım canım hiçbir şey istemiyordu nedense. Bahçeye eğitim için çıktığımızda Davut abi karşımıza geçip
“50 tur bahçe içi koşu ile başlayalım bakalım gençler” dediğinde hepimiz koşu için 2 li sıralandık 7 kişiydik toplam. Kıdemli üsteğmendi Davut abi şuan timde en rütbeli oydu onun emirlerinii uyguluyorduk 3 yıldır hep beraberdik görevlerde. Biz koşu yaparken miraç ve yanında albayla bize yaklaştı Davut abi hızla
“Dikkat” gür sesiyle bağırdığında albay
“Rahatta dinleyin çocuklar”
“Yüzbaşı Miraçla tanışın çocuklar yeni komutanınız gün içinde gelmiş olur o gelene kadar sizde tanışın miraç komutanınızın timide toplanma aşamasında daha” dediğinde içimden sevinç nidaları atıyordum.
“Yüzbaşı Miraç ben arkadaşlar siz devam edin ben sizi izliyor olacağım” dediğinde albay gitmiş miraç kolları bağlı şekilde bizi izliyor bizde Davut abinin Emir’iyle sporumuzu yapıyorduk. Eğitim bittiğinde soluklanmak için hepimiz bir yere uzandık Kerim
“Komutanım iflahımızın içine girdiniz mübarek” dediğinde
“Uzun zamandır böyle yapmıyorduk komutanımıza hazırlık yapıyoruz işte” diyerek kendini haklı çıkarmaya çalıştı miraç yüzbaşı başımıza gelip
“Beyler bayanlar” diyip bana baktı.
“Gidin toparlanın hadi” hepimiz ayaklandık hazalla kaldığımız odaya girip atletimi ve tişörtümü değiştirdim kamuflajımıda üstüme geçirdim saçımı tekrar toplayıp hazala mesaj attım
‘Telefonu açınca haber ver merak ettim habersiz göreve gidilir mi?’ Mitle birlikte çalıştığımız için ortak görevlere gidebiliyorduk. odadan çıkıp dinlenme odasına gittim hepsi oturmuş sohbet ediyordu arkası dönük biri vardı büyük ihtimalle yeni gelen yüzbaşıdır tekli koltuğa doğru yürürken sesiyle beynimde şimşekler çaktı hay a*ına koyayım bunun burada ne işi var lan ‘sana sordu mu sanki gelirken salak salak tiriplere girme toparlan’ iç sesimle kavga etmeden sesin sahibine döndüm doruk beni gördüğünde gözlerinde ki şaşkınlığı gördüm ben miraçın timine geçebilir miyim izninizle yada miraçı alabilir miyiz time ‘tsk zaten sana göre işliyor gerizekalı’ ‘bana bak sürekli hakaret ediyorsun kendine gel sen bensin bende senim’ doruk toparlanıp bana baktığında selam durdum
“Üsteğmen Benan Oğuz” hızla şaşkınlığını atmış
“Rahat üsteğmenim” koltuğa geçip oturdum kendimi tokatlamak istiyorum şuan lise son sınıftayken sevgilim ve ayrıldığım kişi komutanımdı. Böyle aşkın ızdırabına sokayım beyler sohbet ediyorlarken doruk ayaklandı
“Bir kaç evrak işi vardı onları halledeyim yarın 7 de bahçede görüşürüz arkadaşlar” dediğinde onay verdik ben içimden ona kadar saymaktan bitap düşmüştüm. Rahat bir nefes alabilmiştim şükür kimse bir şey anlamasın diye sakince yerimde oturuyordum herkes kendi halinde takılıyordu. Ateş bize dönüp
“Abi ben artık evlenmek istiyorum”
“Bul da iyi bir kız evlen kardeşim” Davut abinin cevabı gecikmedi
“Önce şu ayran gönüllülüğünü bırak biraderim sonra her şey gönlünce olur zaten” dediğimde bana bakıp
“Kıskanma kızım evlenirim ben istesem”
“Hı hı evlenirsin” dediğimde bana fırlatmak için bir şeyler aradı heyt be bulamadı tabi ki. Kahkahayla gülerken miraç odaya girdi
“Hele bahçeye gelde bir konuşalım” diyip odadan çıktı hızla
“Bunun içinden mardin agası çıktı ya lan” dediğimde bizimkiler kahkaha atıyordu bahçeye çıktım peşinden
“Bir şey mi oldu komutanım?” Boğazını temizledi
“Yok annem aradı akşam yemeğe gelir mi diye soruyor?”
“Üzgünüm komutanım akşam planım var bir arkadaşımla” dediğimde
“Erken biterse de gel olur mu çay içeriz?”
“Tamam” dedim gitmezdim gidip ne yapacağım sanki? Hava soğuk olduğundan
“Geçiyorum içeri başka bir şey yoksa”
“Yok yok ama gel mutlaka olur mu?”
“Ayazı çekmek istemiyorum açıkçası”
“Haklısın sen gelirsen haber ver kilitlerim ben onu odaya bir yerlere” güldüm
“Yaaaa ne kadar da düşünceli bir insansın sen keşke en başta böyle olsaydın” imayla konuştuğumda
“İma yapma bana bak yoksa abi dayağı yersin” “hı hı ondan” diyerek içeri girdim. Yemek yemek için değil ama çay içmeye gidebilirdim akşam olduğunda yine ben ve klasikleşen kombinim siyah pantolon ve siyah sweatshirt giyip üzerime de montumu alıp bahçeye adımladım evet karargahta kalıyordum Hazal gelince eve geçerdik diye düşündüm çünkü temizlik yapılması gerekiyor ve bunu ben yapamayacağım için kendimi yormak istemiyorum. Arabaya giderken dorukta arabanın başında duruyordu beni farketti elinde ki telefona bakmayı bırakıp bana döndü
“Uzun zaman olmuştu” dediğinde
“Aynen” dedim ve arabanın kilidini açtım arabanın kapısını açıp
“Müsaadenizle komutanım” diyerek arabama bindim o da bindi ben bahçeden çıkarken o da arkamdaydı kalbim onla konuşurken hızlanıyordu ‘hala mı?’ İçsesim bana cevap verdiğinde
“Bende anlam veremiyorum valla iç ses” dedim kötü kadın gülüşü atıp ‘sevmiyormuş gibi yapma beni kandırma bari’ dediğinde
“Kes sesini yok öyle bir şey” ‘he gülüm ondan’ daha fazla düşünmeyi bırakıp bastım gaza biraz merkezde vakit geçirip yemek yerdim sonra geçerdim emir beylere Hazal’ın olmaması kötü oldu. En azından birlikte vakit geçirebilirdik neyse biraz alışveriş yapmış yemek yemiş şuan da emir beylerin evine doğru yola koyulmuştum inşallah ayaz yoktur evde. Kapının önünde durunca indim arabadan kapının önünde bekleyen adamlar
“Hoşgeldiniz küçük hanım” kim küçük ben mi hey ne diyorsunuz siz ya?
“Ben mi küçük ben mi hanım?” Dedim şaşkınlıkla korumalar kafası güzel bakışları atıyorlardı. Neyse daha fazla uzatmayalım
“Hoşbuldum Benan derseniz sevinirim” dediğinde
“Ama ha…”
“Lütfen ısrar etmeyin adımla seslenin” derken kapı açıldı ayaz kapıda belirdi arkasında bilin bakalım kim doruk allahım bana bir şeyler oluyor. Ayaz kaşlarını çatmış
“Hayırdır?”
“Seni görünce şer oldu ne yazık ki” doruk
“Senin ne işin var burada?”
“Allah bana sırayla gönderiyor allahım tek tek göndersene çift çift gönderiyorsun” diye yakınarak konuştum ve ayazı kenara itip
“Çekil kenara da geçeyim” içeri ilerlediğimde geçen geldiğimde bana ters bakışlar atan kız çıktı karşıma hızla
“Beni miraç davet etti melek hanım çağırmış” dediğinde arkama göz ucuyla bakmıştı
“Büyük odadalar” diyerek bana ters davrandı ayaz boğazını temizleyip
“Sen böyle burnumun dibinde mi biteceksin hep” dediğinde
“Burnunun dibini gördüğünü düşünmüyorum baksana davul gibi olmuş” dediğimde ayaz sinirle
“Elimden kaza çıkacak az kaldı” dediğinde
“Benim elimden çıkmasın dua et o kaza enkaza döndürürüm” dedim biz böyle atışırken doruk izliyordu o sırada miraçın sesiyle ona döndüm
“Hoşgeldin kızıl kafa” diyerek yanıma geldi ve kolunu omzuma attı ben ona hayırdır nerden bu samimiyet bakışları atarken ayaz
“Hayırdır abi samimiyet pek ilerlemiş”
“Siz dorukla çıkıyordunuz noldu geri döndünüz gitsene” dedi huysuzlanarak
“Abi evimden bu kız için kovulmamıştım o da oldu sağol”
“Kardeşim kovulmak istemiyorsan ona göre hareket edeceksin dua et babam yok burada”
“Gitmiyorum bir yere evde oturacağım” ben miraça dönüp
“Ben sana demiştim” diyerek kolunun altından sıyrıldım. Bu ayaz kendini çok önemsiyordu ders verme ihtiyacı hissettim kendimde bir an bunları düşünürken emir beyin gür sesiyle ona döndüm
“Benim kızım evine gelirken senden izin almayacak ayaz biz davet ettik o da bizi kırmadı geldi oğlum hareketlerine ya dikkat edeceksin ya da dikkat edeceksin o kadar” dediğinde doruğun gözlerinden yine bir şaşkınlık geçti emir bey bana bakınca gözleri şefkatle baktı
“Hoşgeldin evine kızım sarılabilir miyim?” Kafamla onayladım
“Hoş buldum” dediğimde ellerimi kaldırıp bende ufaktan beline koydum onlar bunu hakediyorlardı saçlarımı öpüp kokumu içine çekip ayrıldı
“Oh benim mis kokulu kızım” diyerek sırtımdaki ellerini yanaklarıma koydu gözlerim doldu emir bey fark edip
“Ağlamak yok hep mutlu olacağız bundan sonra prensesim” o anda minik bir kızın kahkahaları çalındı kulağıma ‘bu evin tell prensesi benim bak ona göre’ ‘babamın miraç abimin, azad abimin, araz ve Aras abimin birde ayazın tek prensesi benim’ ‘öylesin prensesim en çokta babasının prensesi benim kızım’ diye küçük kızın sesi kulağıma geldiğinde bu aklıma gelenleri dile döktüm
“Bu evin tek prensesi benim bak ona göre. Babamın, miraç abimin, azad abimin, araz ve Aras abimin bir de ayazın tek prensesi benim ve sizde ardından en çokta babasının prensesi benim kızım gibisinden bir diyolog geçti mi aramızda” dediğimde hepsi şok içinde bana baktılar ayaz bile. Emir bey kafasıyla onayladı beni
“Hatta hepimiz bir odadayız ve ben melek hanımın ayaklarında uzanıyorum melek hanımın üstünde toz pembe bir etek üzerinde desenli bir gömlek ile oturuyor” dediğimde hepsinin gözleri dolmuştu. Başıma yine o bilindik ağrı girdi neden dilimi tutamıyorum acaba miraç sinirle
“Böyle işin ta a*ına koyayım” emir bey ise
“Evet kızım geçti prensesim” dediğinde daha fazla uzatmadan boğazımı temizleyip
“Bana dediğiniz doktorun adını verir misiniz görüşsem iyi olacak” dediğimde emir bey beni göğsüne çekip yine sarıldı. Boğazını temizleyip
“Meleğim içerde diğerleri de gelmeden girelim hadi içeri” dediğinde hepimiz onayladık onu ayaza bakış atıp
“Ters bir hareket yaparsan bu sefer gerçekten seni ben pataklarım karımı ve kızımı üzmeyeceksin” dediğinde ayaz
“Baba resmen bana çöp muamelesi yapıyorsun şuan bende senin evladınım bilmem hatırladın mı?”
“Evladımsın ama o da benim kızım velet bir daha kız kardeşine böyle davranmayacaksın nokta.” Dediğinde beni de kendiyle yürütüp oturdukları odaya adımladık. Ayaza ben ayar verecekken emir beyin vermesi hoşuma gitmişti oh olsun ona Doruk ne alakaydı onu anlamadım sadece. Odaya girdiğimizde bir gürültü koptu ikizler azad ve melek hanım beni gördüklerinde ağızları kulaklarına varmıştı. Melek hanım sıkı sıkı sarılmıştı bende sarılmıştım ama hafiften arkadaşlar bu kadar hızlı olmaması gerekiyor neyse oturduğumuz da içeride bir adam ve kadın vardı tanımıyordum ama bey amca doruğa benziyordu tamam tamam doruk ona benziyordu büyük ihtimalle babası falandır.
“Merhaba kızım ben Metin aile dostuyuz” dediğinde emir bey onayladı onu
“Evet kızım kendimizi bildiğimizden beri hiç kopmadık” dediğinde
“Merhaba metin bey Benan ben de” dediğimde eşi
“Ne kadar güzel bir genç kadın olmuşsun sen öyle hoşgeldin güzel kızım çocukluğunu biliyoruz”
“Hoşbuldum efendim” adını söylememişti.
“Ah adım Asuman kızım” dedi
“Memnun oldum Asuman hanım” “hanım falan ayıp oluyor teyze amca desene bebeğim” “ağız alışkanlığı yanlış anlamayın lütfen” dediğimde ayaz
“Aman ne kadar da kibarsın” dediğinde ters bakışlarımı ilettim muhabbet dönmeye başladığında metin bey ve Asuman hanım beni tanımaya çalışıyorlardı.
“Mesleğin ne güzel kızım?” Diye sordu metin bey doruk bu sefer söze karıştı
“Benim timimde üsteğmen” dediğinde Asuman hanım
“Oyyy diğerlerini düşündüğümüz yetmiyordu birde seni daha çok düşüneceğiz” dediğinde herkes hayretle baktı doruk
“Anne ne demek istiyorsun” dediğinde
“Eee oğlum sizi düşünüyoruz ama kızımda asker sonuçta onu daha çok düşüneceğiz size alıştık artık” ayaz
“Hah bak gördün mü ortaya çıktığından beri herkes böyle” ben hemen
“Sen beni kıskandığın için bu tavırların o zaman bu evin prensesi sendin de ben yerine mi geldim” dedim gülmemek için kendimi zor tutuyorum ayaz sinirden kıpkırmızı oldu abi tayfası da kendilerini tutuyorlardı
“Bak kızım elimde kalırsın”
“Prenses gibi vurma ama tamam mı?” Dedim sakinlikle benim bu sakinliğim onu kudurtuyordu o da bana yeterdi.
“Baba şu kızına bir şey de” Miraç
“Kardeşimiz olduğunu kabullendin sonunda”
“Saçmalama öyle bir şey demedim ben”
“Onun kızı demek senin kardeşin demek sen nasıl okuyup polis oldun lan” bunu söyleyen azaddı hepsi ayazla uğraşmaya başladıklarında ayaz domatese dönmüş yüzüyle kapıdan çıktı gitti. Miraç bana göz kırptı
“Bu evde en çok onla uğraştığımız için biraz sinirleniyor kendisi senlik bir konu değil” dediğinde omuz silktim
“Umurumda değil” telefonum çaldığında baktım bir numara büyük ihtimalle Hazaldı
“”Müsaadenizle konuşayım önemli” dediğimde hepsi onayladı
“Efendim”
“Bebeğim nerelerdesin döndüğümde seni bulurum zannettim ama yoksun buralarda”
“Emir beyler çaya davet ettiler oradayım” balkona çıktığımda ayaz sigara içiyordu bir köşeye geçtim
“Anlıyorum aile saadeti”
“Hazal saçmalama kızım yarım saate çıkarım yola”
“Acele etme bu eve sen hiç gelmedin mi?”
“Çok mu belli oluyor?”
“Kızım evi bok götürüyor la tozdan görünmüyor ev”
“Şimdi güzel kızım sen biliyorsun ki ben o evde temizliğe kalkışsam ev temizledim diye ağlardı o yüzden kendimi hiç yormadım” saçımla oynuyordum kendimi suçlu hissettiğimde hep bunu yapardım.
“Bende temizleyemem perişan haldeyim”
“Bir şey mi oldu yaralandın mı?” Telaşla konuştuğumda “Yok gülüm bir şeyin kurşun sıyırdı sadece”
“Kapat şu telefonu niye en başında söylemiyorsun yaralandığını hastanede misin?”
“Yok yok çıkacağım şimdi”
“Bir yere kıpırdamıyorsun geliyorum hemen” elim titremeye başladı.
“Sakin ol bir şeyim yok iyiyim” dediğinde telefonu suratına kapattım ne yapacağımı şaşırdığımda ayazın sesini duydum
“Arkadaşın mı yaralanmış?” Kafamla onayladım
“Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum şuan” dediğimde
“Önce sakin ol seninle konuştuğuna göre iyi ve gidip bizimkilere durumu bildirelim azad abim götürsün seni” dediğinde mantıklı konuştuğu için yine kafamla onayladım
“Dişlerini sıkmayı bırak kırılacak”
“Ne?” “Her korktuğunda küçüklüğünde de dişlerini sıkardın kırarcasına” dediğinde anlamayan gözlerle baktım. Elini ensesine atıp
“Yani önceden öyle yapıyordun şimdi de yapıyorsun neyse gidelim” dediğinde dediğini yapıp içeriye geçtim emir beylere dönüp
“Kalkmam gerekiyor arkadaşım hastaneye kaldırılmış” dediğimde herkes bir telaş yaptı
“Hangi arkadaşın hadi gidelim beraber” dediğinde abi tayfası ve doruk ayaklandı
“Hepiniz nereye?” Diye sorduğumda
“Ben de geleceğim” ikizler aynı anda konuşmuşlardı miraç
“Bende geliyorum”
“Bende geleyim” dedi doruk azad
“Seni de ben götüreceğim”
“Bende sizi götüreyim bari dönüşte araba derdi olmaz” dedi ayaz
“Sen ne alaka be” dediğimde
“Açıkladım ya araba derdi olmasın diye geliyorum yoksa banane” dedi melek hanım sıkıca sarılıp
“Geçmiş olsun kuzum üzme kendini tamam mı bir şeye ihtiyacınız olursa ara” dediğinde kafamla onayladım. Hızla kapıya yöneldim arkamdan bütün erkeklerde yöneldiler arabanın önüne geldiğimizde azad elini bana doğru uzatmış açıp kapatıyordu
“Ne istiyorsun?”
“Anahtarı be kızım bu halde sana sürdürmeyeceğim hadi geç yanıma”
“Bende sizle geliyorum” miraçın sesini duydum
“Gerek yok bu kadar kalabalığa”
“Gerek olduğunu sormadık cadı” dedi Aras benim bu abi tayfasıyla işim vardı he yan koltuğa miraç bindi arkaya ben oturdum azad sürüyordu arabayı
“Kızıma iyi davran” diye uyardım azad yandan bakış atıp
“Bu ne böyle küçücük araba nasıl sığıyorsun sen buna?” Dediğinde omuz silkip
“2 metre olmadığım için sıkıntı yaşamıyorum” miraç güldü
“Hem neyi varmış gül gibi arabam minnoş minnak bir şey” Renault Clio model arabam
“Arabanı sahiplendiğin kadar bizi sahiplenmedin be abim” isyanla miraç konuştu bu söylediğiyle sessiz kaldım. Hastane bahçesine geldiğimizde azad arabayı park ettiğinde indik ayaz da yanımıza park ettiğinde yanımda dikildi hepsi boğazımı temizleyip
“Şey hepiniz gelmeseniz mi böyle çok dikkat çekiyoruz” araz
“Çitlembik yoksa çirkin miyiz biz de böyle konuşuyon kız” “yok ondan değil 2 metresiniz hepiniz ben aranızda karınca gibi kalıyorum o yüzden” hepsi gülümsediler miraç kolunu omzuma attı
“Yürü bakalım güzelim hadi sen nereye biz oraya” vezneye yürüyüp
“Hazal Korkmaz buraya getirilmiş”
“Bakıyorum hemen beklerseniz” inşallah ciddi bir şeyi yoktur.
“Evet dün getirilmiş 4. Kat 56 numaralı oda” dediğinde
“Ulan Hazal dün getirilmişsin birde sen şimdi benden kork benim bundan yeni haberim oluyor birde arayıp eve gitmemişsin muhabbeti yapıyorsun sana gösteririm ben” diyerek söylenerek söylediği odaya gitmek için asansöre doğru ilerledim. Sen şimdi benden çekeceğini düşün bakalım odanın önüne geldiğimde abi tayfasına baktım.
“Siz burada bekleseniz olur mu müsait olmayabilir ben bir bakayım size haber veririm” Miraç
“Git bakalım ufaklık” dediğinde hızla odaya daldım Hazal hızla girmemle yerinden sıçramıştı
“Ay kapıyı vursana içine ayı mı kaçtı abilerinle takıla takıla ayı olmuşsun sende be”
“Kızım sen benim aklımla oynamaktan zevk mi alıyorsun dün getirilmişsin birde bana evde olup olmadığımı soruyorsun ağzımı arıyorsun ulan ulan bir toparlan bak sana neler yapıyorum ben bak bakalım yaran nerde?”