İçeriğe geç

Ben ve Hayatım

Bölüm 7 · 8 dk okuma

Ben ve Hayatım

Bölüm 7

Bölüm Yedi:Ucuz Kurtulduk

Bir şeylerin kırılma sesleriyle uyandım.Her ne kırıldıysa,sesi beni çok korkutmuştu.

Hızlıca yataktan kalktım ve sesin geldiği yere,mutfağa gittim.Annem bir sürü tabak kırıklarının üzerine doğru eğilmiş,kırıkları eline topluyordu.

Annemin elleri kandan görünmüyordu ve tüm kırıklarada annemin kanı bulaşmıştır."Anne,ne yapıyorsun!"

Annem sesin geldiği yöne baktı ve konuştu."Uyandırdım mı seni?"

"Ne uyandırmasından bahsediyorsun sen anne?Bıraksana şunları,manyak mısın?"

Annem ile birlikte ellerini güzelce temizlemiş daha sonra da mutfağı birlikte temizlemiştik.Güzel bir kahvaltı hazırlayıp karnımızı doyurdukdan sonra herkes işlerini yapmaya koyulmuştu.

Kardeşim ödevlerini yapıyordu,ben projemi,annem de sofrayı topluyordu.

Odaklanmış projemi yapmaya devam ederken bir anda babaannem odaya daldı."Kızım şu amcanı arasana bir,daha rahatsız etmeyeceğim seni."

Sinirlendiğimi ona belli etmeyerek aradım ve verdim.Başka bir yer yokmuş gibi yatağıma oturup yanımda konuşmaya başlamıştı.

"Ne zaman geliyorsunuz?"

"Bu akşam mı?"

NE!Amcam bu akşam bize mi gelecekti?Hayır,hayır,hayır.Bunu kabul etmiyorum.O yalancıyı ve ikiyüzlü kızını burada istemiyorum.

Boğazıma kadar nefret dolmuş bir şekilde projemi yapıyor gibi görünüyordum ama pür dikkat babaannemi dinliyordum.

Babaannemin bu akşam gelemeyeceklerini üzgün bir şekilde öğrenmesini bekliyordum ama böyle bir haber gelmeden telefon kapandı.

Babaannem neşeli bir şekilde hoplaya zıplaya annemin yanına gitti ve bağıra bağıra akşam amcaların geleceğini anlattı.

Ama Heaven bana cuma geleceklerini söylemişti.Heaven'a aşırı bozulmuştum.

En azından belki Heaven planı bana erken anlatırdı.Böyle şeyler düşünerek kendimi mutlu etmeye çalışıyordum işte.

İçimden bir ses Heaven'ın asla böyle bir şey yapmayacağını söylüyordu,hele ki son bir kaç günden sonra.

Neyse ki bize değil üst kata gideceklerdi.

Projemi yapmaya devam ettim ve biraz zaman sonra yorulup bıraktım.Aklıma gelen soruyla birlikte annemin yanına koşarak gittim.

"Anneğ,anneğ,anneeğğ!"

"Söyle kızım söyle."

"Benim uzaylılarımı siz mi çıkardınız!"Sesim sinirli çıkmıştı.

"Baban kaldırdı onları,bırak bir süre yapıştırma yine onları oraya.Bir kaç kişi psikolojin hakkında bir şeyler söyleyince çıkardı."

Son cümlesi beni iyice sinirlendirmişti.Benim psikolojimden sizene kardeşim!

"Benim psikolojimde ne var ya?Söylesene anne kim onlar?Söyle,Söyle."

Annem söylememekte diretti ve kısasüren tartışmadan sonra odama eli boş bir şekilde dönmüştüm.

Annem en azından babamın uzaylılarımı çöpe atmadığı için mutlu olmam gerektiğini söylemişti.Sanırım birazcık haklı ama birazcık.

Yani şimdi istese yırtıp alabilirdi yani.

Oflayarak sandalyeye oturdum.Canım aşırı sıkılıyordu.Cidden herkesle aramı açmayı nasıl başarabiliyordum ben?

Son zamanlarda çevremdekiler psikolojimin iyi olmadığını söylüyorlardı.Acilen bir psikoloğa falan gitmemi öneriyorlardı.Gece bile bunu söylüyordu ama nazik bir şekilde.

"Derin,sanırım bir kere gitsen bir şey olmaz.Neden denemiyorsun?Bak istersen birlikte gidelim,anneler falan gelmesin,ne dersin?"

Ben gayet iyiydim,hiçbirine ihtiyacım yoktu.Onlar gidip bir doktora görünmeliydiler.

Gözüm kitaplığımın en üst rafında duran anı kutuma takılmıştı.Hemen ayaklanıp onu oradan indirdim ve yere oturup kutuyu açtım.Aslında tek bu kutu yoktu,bir sürü vardı ama onları buraya getirip açmaya daha sonrada toplayıp geri koymaya üşeniyordum.

Kutuyu açtığımda beni pembe renkli bir dosya karşıladı.İçini açtığımda bir rozet vardı,nereden aldığımı hatırlamıyordum,mor renkliydi.

Dosyayı viraz daha kurcaladığimda mor renkli bir a4 kağıdı iki katlanmıştı ve kağıdın üzerine farklı renkte yapılmış bir dünya yapıştırılmıştı.Dünyanın bir bıyığı vardı ve kağıdın geri kalanında ise " Dünya'nın En İyi Babası"yazıyordu.

Bunu bir kaç sene öncesinde babalar gününde babama yapmıştım.Babamda saklamam için bana vermişti.

İçini açtığımda benim küçüklüğüme ait bir sürü fotoğraf vardı.Dedem ile birlikte,Annem ile birlikte,beşikte...

Dedemin fotoğrafları vardı,babaannemin halalarımla fotoğrafları vardı.

Hediyeyi ve fotoğrafları bir kenara koyup dosyayı biraz daha kurcalamaya başladım.Kırmızı renkli küçük bir kutunun içinde birkaç bileklik,ilkokuldan kalma küçük rengarenk kağıtlara derslerde ki durumumuza göre 10 puan,15 puan,20 puan yazıp bize veren hocamdan kalma bir sürü küçük rengarenk kağıtlar,ilkokulda doğum günümde halamın hediyesi olan bir ayın üzerinde küçük bir ayıcığın oturduğu sarı renkli bir kolye vardı.

Dosyayı daha içinde görmem gerekn bir çok şey olmasına rağmen kenara koydum ve kahverengi poşeti kurcalamaya başladım.

Bunun içinde Gece'nin ve diğer sınıftan arkadaşım olan Umay'ın bana verdiği hediyeler vardı ve ağzına kadar doluydu.

Gece'nın bana aldığı kırmızı renkli bir bileklik ve pembe ,mavi ve mor renklerinin olduğu bir toka vardı.Farklı alfabelerden yazılmış mektuplar,kitap ayraçları,küçük notlar...

Hepsi çok güzel birer anıydı.

Gözüm avokadolu bir deftere ilişti.Umay bunu kendisi yapıp bana vermişti,bende kullanmıştım.Altıncı sınıftayken...

Kahverengi poşeti bir kenara bıraktım ve siyah renkli poşeti alıp içine baktım.

Siyah poşetin içinde en az on tane poşet dosya vardı.Hepsinin üzerine isim yazılmış post itler yapıştırılmıştı.Post itlerin üzerinde çoğunlukla sınıftaki arkadaşlarımın isimleri yazıyordu.

İsim olmayan bir tanesini aldım ve incelemeye başladım.

Bir resim vardı;bir ağaç,güneş,ay,garip canlılar,çiçekler...

Bu tür resimleri çoğunlukla ben çizerim ve devamını sınıf getirirdi.

Mesela ben bir kağıda yıldız çizerdim ve birisine verirdim.Oda aklına ilk gelen şeyi resme eklerdi.

Bu şekilde bir kaç tane kağıt vardı.

Beyaz renkli bir eldiven vardı ve içinde bir kağıtta bir tarih yazıyordu;

O gün,yani geçen sen,6 şubat depreminden sonra Fen Bilimleri öğretmenimiz bize depreme dayanıklı bir ev yapmamızı söylemişti.

Biz de minyatür tuğlalar almıştık ama neler denediysekte yapamamıştık.Tabii ki de bir günde deneyip bir kenara attığımız bir şey değildi bu.Bir kaç hafta,neredeyse bir ay sürmüştü.

En sonunda ev yapmayı beceremediğimiz fark edince teknoloji tasarımda yaptığımız bir evi almış ve ona eklemeler yapmıştık.

Diğer sınıfın yaptığı ev bizim evimizden kat ve kat daha güzeldi.

Poşet dosyayı,siyah poşete geri koydum ve günlüklerimi alıp rastgele sayfalarını okumaya başladım.

Bir tane günlüğüm çok kısaydı.On yada on beş sayfalıktı ve her gün değilde beş,on günde bir yazılmıştı.

Altıncı sınıfta yazmıştım ve bir sayfasında,altıncı sınıfın bitmesine bir hafta kala bir günü anlatıyordu.

Az kişi geldiği için iki sınıf birleşmişti ve Gece,Umay ve ben birlikte bir sıraya oturmuştuk.Gece bizden gizli bir şey yazıyordu ve Umay ile ben ne yazdığını çok merak etmiştim.

Umay'a,Gece ile birlikte lavaboya gitmesini ve benimde bir yalan uydurup burada kalıp Gece'nin yazdığı kağıdı alacağımı söylemiştim.

Onlar lavaboya inince Gece'nin yazdığı kağıdı defterinin arasından alıp kendi çantama koymuştum.İkisi gelince de bir şeylerle meşgulmuşym gibi davranmıştım.

Umay yanıma,Gece de karşımıza oturmuştu.Gece resim çizmeye başlamıştı,biz de bunu fırsat bilip yazdıklarını sıranın altından okumaya başladık ama Gece bunu fark edip kağıdı alamaya çalışmıştı.

Okulu en az 4 kez turlamıştık bir kağıt için.Gece'nin gözleri dolmuştu ve bize çok kırılmıştı.

Umay,bir kaç cümle okuduğunu söylemişti ve o cümlelerde de dışlanmak ile ilgili şeyler yazdığını söylemişti.

Umay bu yüzden Gece'ye kızmıştı."Eğer bir sorunun olduğunda sana yardım etmeyeceksek ne diye senin arkadaşının ki?"demişti.

Sanırım haklıydı Umay.Ama Gece de bize kızmakla haklıydı.

Anı kutumu toplamıştım ve geri kitaplığımın üstüne koymuştum.

☆☆☆

Günümün geri kalanı boş boş oturmakla,arada anneme yardım etmekle ve Tuğkan ile konuşmakla geçmişti.

Tabii ki de amcamlar gelmişti.Amcam ve kızı.

Akşam olmuştu ve uyumak için yatağıma girmiştim.Yarın pazartesiydi,yani okul vardı.

Okulun olduğunu hatırlamak yüzümü buruşturmama neden olmuştu.

Bugün Heaven ile konuşmamıştım yada Dream ile.Hoş,Dream ile normaldede sık görüşmezdik.Heaven'dan daha iyi birisi olmasına rağmen.

Hızlıca gözlerimi yumdum ve Dream'ın şuan ne yaptığını düşünmeye başladım.Belki de bir unicorna binmiş bir pamukşeker nehrinin üzerinden geçiyordu.

☆☆☆

Kuş sesleri ile birlikte yeni bir güne gözlerimi aralamıştım.

Çalışma masamın üzerinden saatin kaç olduğuna baktığımda saat daha 06.28 di.

Şaşırmıştım.Normalde bu kadar erken uyanmazdım.

Artık yeniden uyuyamayacağım için elimi yüzümü yıkayıp giyinmeye başladım.

Üstüme mavi renkte bir tişört,altıma siyah renkli bir pantolon ve saçımı örmüştüm.Tabii ki de yıldızlı tokalarımı takmayı unutmadım ama bu sefer gri renkli olanları değil de mavi,mor ve pembe renkli olanları takmıştım.

Gözlüğümün camlarını sildikten sonra taktım ve artık hazırdım.Bu sırada telefonun alarmı çaldı ve annem kalktı.

☆☆☆

Kahvaltı yapmış ve şuan servise binmiştim.Servisin içi ilkokul çocuklarıyla doluydu ve aşırı gürültülüydü.

Bir çocuğu yakasından tutup sert bir tokat atmama ramak kalmıştı.

Sonunda okulu görebiliyordum,okula gelmiştim.Nedense servis şoförü beni servislerin girdiği yerde bırakmıştı.

Önemsemedim ve yürümeye başladım.Okuka yaklaştıkça kırmızı renkli bir bisiklet görüş açılma girmişti.

Hemen tanımıştım,o Tuğkan'ın bisikletiydi.Koşarak okula girdim ve hızlıca merdivenlerden çıktım.Sınıfın kapısında durdum ve sırtı bana dönük olan çocuğun sırtını izlemeye başlamıştım.

Küçük adımlarla yanına doğru yürüdüm ve sesli bir şekilde konuştum."Günaydın!"

Sırıtarak bana döndü ve konuştu."Günaydın sevgilim."Bugün fazla mutlu görünüyordu.

Tam o sırada burnuma garip bir koku gelmişti.Bu koku tanıdık gelmişti.Umursamamaya çalıştım."Bugün bana neşelisiniz bakıyorum da Tuğkan bey."

Güldü ve konuştu."Bil bakalım sevgili yavru kedi,dün ne oldu?"

Düşünüyormuş gibi yaptım."Annenler sana yeni telefon falan mı aldı? Yada bilgisayar falan."

Başını hayır anlamında salladı.Düşünüyordum ama aklıma bir şey gelmemişti."Of ya,aklıma bir şey gelmiyor.Söylesene."

"Söylesene mi!"Sesinde kızgınlıktan öte merhamet vardı."Şey,söyler misin sevgilim?"

Bir kaç saniye bakıştık,huzurlu görünüyordu."Dün Mehmet hoca ile konuştum,senin yanına oturabilmek için."

"Ne dedi?Ne dedi?"olduğum yerde zıplamaya başlamıştım.

Keyifli bir şekilde sırıttı ve devam ettim."Nedenini sordu,bende bir ödevde birlikte olduğumuzu söyledim oda hemen izin verdi."

"Bir dakika,sen cuma günü çıkışta Bir kere Mehmet hocayla karşılaşmıştın ve büyük ihtimalle o gün orada konuştuğumuz her şeyi ama her şeyi duydu.Yani senin bu ödev yalanına kesinlikle inanmadı ama bir şey olmayacağını düşünüp ses etmemiş olabilir.Daha sonra Lavin hoca bizi el ele gördü.Kesin,seni bilmiyorum ama beni kesinlikle çağırıp konuşacak.Ahmet hoca da bir şeyler sezdi gibi."

"Derin azıcık sakin.Bu ne böyle kız?Evet,Mehmet hoca inanmadı ve zaten sevgili olduğumuzu biliyor ama diğerleri hakkında bir şey bilmiyorum.Ama yani bu kadar strese gerek yok canım."

Sözleri ve gözleri beni sakinleştirmişti.

Gözüm cama kaymıştı.Bir araba okulun bahçesine giriyordu.Bu kesinlikle Lavin hocanın arabasıydı!

"İşte şimdi ayvayı yedik."Dediğim ile birlikte Tuğkan,baktığım yöne döndü ve beni onayladı.

Lavin hoca üst kat nöbetçisiydi.Harika!Beni sorguya çekeceği netti de,ikimiz,sadece ikimiz okuldayken,nöbet gününün bugün olması sadece bir tesadüfmüydü bilemiyorum artık.

Lavin hoca çoktan arabasını park etmiş merdivenleri çıkıyordu.Ayak seslerinden anlaşılacağı üzere hızlıca çıkıyordu.Çünkü,bu saatte okulda tek ben olurdum ve beni sorguya çekmenin tam zamanıydı!

Lavin hoca gülümseyerek kapıda belirdi.Biraz inanamayarak,birazda böyle bir şey bekliyormuş gibi ikimize baktı.Daha sonra gözlerini gözlerime kenetlendi ve aynı neşeli sesiyle "Günaydın Derin!" Dedi.

"Günaydın hocam."

Yanımıza doğru yürümeye başladı ve konuştu."Cuma günü,neler gördüm ben öyle?"Acı bir şekilde dudağını ısırdı.

Hemen konuşmaya başladım."Her şey gördüğünüz gibi Lavin hocam.Açıklayacak hiçbir şeyimiz yok."

Lavin hoca inkar etmem yerine her şeyi kabullenmeme şaşırmıştı,bunu beklemiyordu.Kesinlikle beklemiyordu.

Tam ağzını konuşmak için açmıştı ki onu susturmak için ben konuştum."Ve ben derslerime yine aynı şekilde çalışıyorum."aklıma hafta sonu boş boş evde oturduğum geldi ve içimden söylediğim cümleye lanet ettim.

"Tuğkan ile konuşmak için derslerimi bırakıyor falan değilim.Gerçekten,derslerime çalışıyorum ve zaten evde Tuğkan ile görüşmüyoruz gibi bir şey."

Yine bir şey demek için ağzını açmıştı ki telefonu çaldı.Şuan içinden arayan kişiye tonlarca küfürler etmiş olabilirdi.

Arkasını döndü ve arayan kişiyle konuşmaya başladı.

"Huh.Ucuz kurtulduk."Söyledikleriyle birlikte ona döndüm.Kaşlarımı çatıp ona sinirli bir şekilde bakmaya başladım.

"Ne?Cuma günü ben mi seni elinden tutul Lavin hocanın önünden geçirdim?"Durdu ve söylediği şeyin fatkına vardı.

"Ups.Sanırım ben geçirmişim evet."haline güldüm,oda bana katıldı.

Bölüm sonu

1 yorum