İçeriğe geç

Ben ve Hayatım

Bölüm 6 · 10 dk okuma

Ben ve Hayatım

Bölüm 6

Bölüm Altı:Hayatımı Sorgulamak

Artık düşünmeyi bıraktım ve kendimi uykuya teslim ettim.

_____________________________________________________

Tam da başımın üstünde tıngırtılar duydum ve kirpiklerimi yavaşça araladım.Görüş alanıma ilk önce içeriye güneş ışıkları sızan pencere girdi.Daha sonra başımı kaldırdım ve sağıma baktım.

Babam dün gece açıp da söndürmediğim Led ışığı söndürmeye çalışıyordu.Hala yanan Led ışıktan da anlaşılacağı gibi söndürememişti.

"Söndürsene şunu,söndüremedim."Yatağımda doğruldum ve Led ışığı kapattım.Babam odadan çıktı ve kapıyı kapattı.

Üstünde iş kıyafetleri vardı yani bu yakında babamın işe gideceğini ve saatin daha sekiz olmadığını gösteriyordu.

Biraz daha uyumaya karar verdim ve yatağıma tekrar girdim.

☆☆☆

Odamın kapısının açılmasıyla tekrar uyandım.Annem yanıma geldi ve "Uyandın mı?"Diye sordu.Yarı uyanık bir şekilde kafa salladım.

"Günaydın."Yüzüme doğru baktı,tepki vermeme bekleyerek.Tekrardan yattığımı görünce konuştu annem."Kalk hadi,kardeşinle sana kahvaltı hazırladım."

"Hıhı."Dedim ve annem odadan çıktı.Yataktan çıktım ve çalışma masama doğru yürürken kolumdan mavi renkli tokamı çıkarıp belime kadar gelen saçlarımı topladım.

Masanın üzerinden gözlüğümü taktıktan sonra aynadan kendimi gelişigüzel baktım.Odadan çıkıp banyoya girdim ve musluğu açtım.Ellerime şu doldurdum ve yüzüme çarptım.

Bıkmış bir şekilde karşımdaki aynayla bakışmaya başladım.Gözüğüm takılıyken yüzümü yıkamaya mi çalışmıştım ben?

"Unutkan mıyım yoksa bu başka bir şey mi?"Diye kendi kendime söylenirken banyodan çıktım ve tekrar odama girdim.Gözlüğümün camlarını sildikten sonra oturma odasına geçtim.

Bildirim gelince telefona doğru yürüdüm ve telefonu alıp kim olduğuna baktım

Gönderen:Tuğkan

Günaydın Derin.Sana Türkçe ödevi hakkında bir şey sorabilir miyim?

Eyvah!Ben Tuğkan'ı hep unuttum.Annemin telefonu olduğu için bana bu şekilde mesaj atmıştı.

Cevap yazmadan telefonu kapattım ve mutfağa geçtim.Kahvaltı yaptık ve odama geçmiştim.Annem odama girip"Tuğkan sana mesaj atmış.Bir baksana."dedi.

Telefonu aldım ve bana saat 10.08 de attığı mesaja ben 13.12 de cevap verdim.Çok fazla ilgi verdiğim ne kadar da belli oluyor.

Gönderen:Derin

Günaydın Tuğkan.Kusura bakma,şimdi gördüm mesajını.Kitaptan 99,100 ve 101. Sayfaları yap,Türkçe ödevi bu kadar.

Aklıma ne yazacağım gelmediği için ödevi söylemiştim.

Tuğkan çevrimiçi

Tuğkan yazıyor...

Gönderen:Tuğkan

Sorun değil,ben seni hep beklerim:)

Ne demem gerekiyor?

Gönderen:Derin

Nasılsın?

Huh.

Gönderen:Tuğkan

Bana soğuk davranmazsan daha iyi olacağım yavru kedi🐱

Gönderen:Derin

Ben sana soğuk davranmıyorum.

Gönderen:Tuğkan

Peki,senin dediğin gibi olsun.

Tuğkan yazıyor...

Tuğkan çevrimiçi

Tuğkan yazıyor...

Gönderen:Tuğkan

Seni özledim.

Gönderen:Derin

Sanırım bende seni özledim.

Gönderen:Tuğkan

Bu cümle beni çok sevindirdi ama ilk önce sana söylemem gereken bir şey var yavru kedi.

Gönderen:Derin

Söyleee

Gönderen:Tuğkan

Dün,sen bahçeye çıktığında şu simsiyah defterinin arasından bir kağıt gözüküyordu.Bu deftere sürekli bir şeyler yazıyorsun ve kimseye göstermiyorsun,ben dahil.Ben de ne olduğunu çok merak etmiştim.

Hayır,hayır,hayır.Lütfen içinde yazanları okuduğunu söyleme bana lütfen.

Gönderen:Derin

Okudun mu?

Gönderen:Tuğkan

Eee,şeyy...Çok merak etmiştim Derin.Üzgünüm.

Derin bir iç çektim.Ciddi olamazdı!

Gönderen:Derin

Ciddi olamazsın!

Tuğkan yazıyor...

Tuğkan çevrimiçi

Tuğkan yazıyor...

Gönderen:Derin

Tamam.Ne kadarını okudun peki?

Gönderen:Tuğkan

Bir kaç cümlecik sadece.Daha sonra kapatıp sıranın altına koydum.

NE!O DEFTER ŞUAN SIRAMIN ALTINDA MI?

Gönderen:Derin

O DEFTER ŞUAN SIRAMIN ALTINDA MI TUĞKAN?

Gönderen:Tuğkan

Sakın ol Derin.

Hemen çantamı kurcalamaya başladım ama siyah renkli defter yoktu!

Gönderen:Derin

NASIL SAKİN OLABILIRIM TUĞKAN?

Gönderen:Derin

Bak Tuğkan.Birbirimize güveniyoruz değil mi?Biz birbirimizden gizli eşyalarımıza bakarsak nasıl birbirimize bir daha güveneceğiz?

Şuan Tuğkan'a çok sinirlenmiştim.Ona defalarca özel olduğunu ve asla okumaması gerektiğini söylememe rağmen o okumuştu!

Telefonu kapatıp yatağın üzerine fırlattım ve Heaven'ı çağırdım.

Odamın içinde volta atıyordum ve Heaven'ın ne zaman geleceğini bilmiyordum.

☆☆☆

Heaven'ı çağırmamın üzerinden yirmi beş dakika geçmişti fakat Heaven hala ortalıkta yoktu.

Acaba Dream ile konuştuklarımızı biliyor mu?Eğer biliyorsa planının ne olduğunu da öğrenemem.

Huh.Tamam,sakin.Gelmezse gelmesin.

Dream'ı da çağıramam çünkü onu çağırmam bir yandan da onu seçtiğim anlamına gelir.Gerçi,beni seçtiğsen beni çağır gibi bir cümle söylememişti ama...

"Beni mi çağırdın?"

Sesin geldiği yöne baktığımda Heaven ruhsuz bir şekilde bana bakıyordu.

Siyahlara bürünmüştü bugün.Bu hali içimi ürpertmişti.

"Aa,şey evet.Seni çağırmıştım Heaven.Nasılsın?"

"Dünden sonra birisi nasıl olabilirse bende öyleyim."

Oww,dün...Sanırım Heaven'ı çağırmak pek de mantıklı değilmiş.

"Şey Heaven bak özür dilerim.Kendimde değildim tamam mı?Kitapta Okuduğum bir alıntı garip hissettirdi ve sana bu şekilde davrandım."

Acıyarak bana baktı."Bu bana dün geceki gibi davranmanı gerektirmiyor Derin.Eğer kavga etmek için bahane arıyorsan,bunu açık bir şekilde belirtebilirsin."

Cidden Heaven iyi değildi.Gerçekten garip davranıyordu.Ben kavga etmek için bahane aramıyordum aksine o kavga etmek için bahane arıyor gibime geliyordu.

"Ben kavga etmek için bahane aramıyorum Heaven.Evet,olmaması gerekirdi ama oldu.Bunu ikimizde değiştiremeyiz."

" 'Olmaması gerekirdi ama oldu'diyip de kestirip atma Derin.Sana iyi davranmaya çalışıyorum ama her seferinde aynı şeyi yapıyorsun.Değiştin Derin."

Duyduklarım tokat yemişim gibi bir hasar Bırakmıştı.O,benim en yakın dostum nasıl bunları söyleyebilirdi?

Bana arkasını döndü ve göz ucuyla bakıp konuştu."Buraya sana planın devamını anlatmak için gelmiştim ama görüyorum ki senin canın anlatacaklarımı dinlemek istemiyor."

Duyduklarımla birlikte hızlıca yanına yürüdüm."İstiyorum,dinlemek istiyorum.Lütfen anlat Heaven."

Üzgün bir yüz ifadesiyle konuştu ama takındığı ifadede üzüntüden çok alay vardı."Hayır Derin.Moralim çok bozuldu,bugün olmaz."

Daha sonra ortadan kayboldu.Bense kaybolduğu yere odaklanmış bir şekilde bakıyordum.

Ne yapacaktım şimdi?Dream ikisinden birini seçmem gerektiğini söylüyor,Heaven planı anlatmadı,Tuğkan o defterde yazanları okumuş...

Tabii ki de hiçbir şey yapmayacaktım.

Her şey mahvolacağı kadar mahvolmuş zaten.Her şeyi akışına bırakacağım.Artık hiçbir şey umrumda değil ve bundan sonra kim bana nasıl davranıyorsa ona o şekilde davranacağım.

O kendini bir şey sanan ucube Heaven'a kim olduğumu göstereceğim.Neymiş bana iyi davranmaya çalışıyormuş muş,beni üzmek istemiyormuş muş bla bla.

Her zaman aynı şeyi söylüyor!

Adım gibi derin acılarım olabilir ve onunla dertleşmiş olabilirim hatta çoğu zaman benden gitmesin diye bazı şeylere göz yummuş olabilir ama tüm bunlar beni ona anlattığım şeylerle vurabileceği anlamına gelmiyor!

Gerçek dostum olsaydı tüm bu yaptıklarını asla yapmazdı,Dream bunların hiç birini yapmazdı,yapmazdı.

☆☆☆

Saat 21.07 ve hava daha yeni yeni kararmaya başladı.

Tüm gün boyunca odamdan çıkmadım,sadece ailemin şüphelenmemesi için arada sırada su içmeye ve bir kaç dakika yanlarında oturup hiç alakası olmayan normalde asla konuşmayacağım şeylerden konuştum.

Odamda olduğum zamanlarda,yani tüm gün,hayatımı tekrardan bir gözden geçirdim.

Şey gibi,hani öğretmeniniz size okumanız için bir kitap verir ve okuduktan sonra özet çıkarmanız ister ya onun gibi.

Hayatımın özetini çıkarmak gibi...

Gözlemlerim pek de iç açıcı değildi doğrusu.Tüm gün boyunca yüzümü buruşturup durdum.

On dört yıl boyunca insanları memnun etmek için uğraşmış resmen.En kötülerin arasında,memnun etmeye çalıştığım hiç bir insan yaptıklarımdanda memnun olmadılar!

Gerçekten ne desem boş,aynı bu evde geçirdiğim on dört yıl gibi.

Yaşadımda ne oldu sanki?Bir odanın içine dört kişi sığmıştık on iki yıl boyunca,diğer herkes için bir oda bir odadır ama bizim için,ailem ve ben için bir oda çok şeydi.

Neler sığdırmamıştık ki bu odanın içine?Ben bu odanın içinde susmayı öğrendim mesela,bu odanın içinde ağladım bildiğimi sandığım bilmediklerime,bu odanın içinde kardeşimin göz yaşlarını dindirdim,bu odada bir çok şeyi bildiğim halde bilmemezlikten geldim,bu oda bana hapishane oldu.

Sayfalara sığmayacak neler var bu oda hakkında ama kim anlatacak şimdi?

Mesela bu odanın camından baktığımda çok şey görürüm;Duvarın öteki yanında dizlerinin üstüne çökmüş ağlayan küçük bir kız çocuğu görürüm,bu odanın camından baktığımda cayır cayır yanan bir bahçe görürüm...

Aslında yanan bahçe değil ama kimse bunu anlamadı.

Bazen ben de anlamıyorum,bu yüzden de kimseye kızmıyorum.

Hep ailemi bencil olarak tanıdım ama asıl bencil olanın kendim olduğunu göremedim.Belki de görmek istemedim.Belki de gerçeklerden kaçmak istedim,her ne kadar gerçeklerin kollarını açıp oldukları yerde beni beklediklerini bildiğim halde.

Bazenleri okuduğum kitaplarda ki cümleler bana o kadar tanıdık geliyorlar ki ne kitabı kapatabiliyorum ne de kitabı okumaya devam edebiliyorum.

Sadece okuduğum cümlede takılıp kalıyorum ve kendimi cümlenin etkisinden kurtarmak çok zor oluyor.

Bazen diyorum ki;bir balık olsamda yaşadığım her şeyi unutsam.

Ama sonra düşününce bu sözümün çok saçma olduğunu düşünüyorum ve söylediğim için kendime kızıyorum.

☆☆☆

Uyuşuk bir şekilde oturduğum sandalyeden yavaşça kalktım ve uzun süredir izlediğim içi dolu kovayı izlemeyi bırakıp bakışlarımı gökyüzüne çevirdim.

Bir sürü yıldız vardı,hepsi bir birine benziyordu.Aynı insanlar gibi.

Kafamı sağa doğru çevirdiğimde aynada kendimle göz göze geldim.Garip bakıyordu,sinirli bakıyordu bana.Neden bu kadar sinirli bakıyordu bana?Korktum.Aynadaki kız bana çok yabancıydı,sanki sokakta yanından geçtiğim herhangi birisi gibi yabancıydı bana.

İnanamadım kendime,onu nasıl tanıyamadığıma inanamadım.Halbuki on dört yıldır ben o kızla beraber yaşıyorum.

Gözlerimi kaçırdım.İyi değildim,bunu biliyorum ve içimden bir ses Heaven'ın planının bana yardım edeceğini söylüyor.

Tekrar Heaven'dan bahsettiğim için kendime sert bir tokat atmak istiyorum ama son anda kendimi durduruyorum,buna gerek yok.

Tüm akbabaların eve toplanmasına,a pardon,tüm akrabaların eve cümbür cemaat toplanmasına bugünü saymazsak eğer altı gün vardı.

Bu bana bir asır gibi gelecek sanırım.

Çalışma masama doğru yürüdüm ve üstünde tamamlanmaya bekleyen bir kalp gördüm.Kareli kağıtta her karenin çaprazındaki kareyi ilk olarak pembe boyamıştım,bir kalp olduktan sonra sırasıyla turuncu,sarı,yeşil,mavi ve mor renklerine boyamıştım.

Bir kaç kez bu döngüyü devam ettirmiş daha sonra canım sıkılınca bırakmıştım.

Birkaç kare boyadıktan sonra tekrar canım sıkılınca kalemleri bırakmıştım ve hemen ardından Gece aramıştı,bende açmıştım.

Napıyon la?

Oturuyorum işte,sen?

Bende bugün proje için birkaç malzeme almaya gitmiştim.Bir şey diyim mi ben bugün seni aramayı unuttum.Dedi ve güldü.Kendi kendime diyorum,acaba ben neyi unuttum diye meğer seni aramamışım.Dedi ve tekrar güldü.

Bende gülümsedim.Bende diyorum bir şey eksik diye ama bir türlü neyin eksik olduğunu anlayamadım.Demek sen aramamışsın.İkimizde yüksek ve uzun bir şekilde güldük.

Kanka biliyo musun,Zeren gidip Aras'a yazmış bir daha-

Duyduklarım kaşlarımı anında saçlarıma kadar kaldırmıştı.

Nasıl- Ne?Yemin ediyorum,bu kız akıllanmadı ya!Yani altıdan sonra saymayı bıraktım ben,sürekli aynı şey oluyor.İnsan bir der ki,"Bundan olmuyor."der.

Ne biliyim ben de kanka işte bugün şu yedilerde ki kızdan duydum,neydi adı ha şey Yasemin.

Yani yedilerdende laf çıkmaz aslında ama nasıl becerdin?

Hani ben şimdi malzemeleri almak için kırtasiyeye gitmiştim,o da o sırada oradaydı.Birisiyle konuşuyordu o sırada kulak misafiri oldum birazcık.

Kesin birazcık kulak misafiri olmuşsundur canımıniçi

Kıkırdadıve devam etti.Sonra tabii benim duyduğumu biliyor,zaten bağıra bağıra anlatıyodu gelip bana detaylı bir şekilde anlattı.Ha,buarada unutmadan söyleyeyim bu kız yani Yasemin bir ara Aras ile de sevgili olmuş.

Yok artık Gece,kalbim bu kadarına dayanamaz!O ve o,ıyy.Zaten Aras ve Zeren de ıyy ama onlar daha çok ıyyy.

Kızım zaten Aras aşık olduğu için yada hoşlandığı için falan bir kızla çıkmaz,bunu herkes biliyor.Bu,yani tabi bu olay geçenlerde yaşanmış,yine sevgilisiz kalınca yazık ne yapsın bununla sevgili olmuş.

Allah seni,biz de diyorduk bu kız neyin havalarına giriyor diye.

Neyse kanka ben seni yine ararım,kardeşime vereceğim telefonu.

Tamammmm kapat hadi

Yaşıtlarımşimdiye kadar iki tane üç tane telefon değiştirmiştir belki de ama bizim daha telefonumuz yoktu.

Gece projelerden bahsetmişti.Türkçe ve matematikten proje almıştım.Matematik projesi neredeyse bitmek üzereydi ama Türkçe projesinin bitmesine hala zaman vardı.

Normalde Türkçe yerine Fen Bilimlerinden proje alacaktım ama her seferinde bir şeyi eksik yapıyordum ve 85 den başka not almıyordum.Bir şeyleri eksik yaptığımı kabul ediyorum ama benden daha beter yapanlar oluyordu ama onlar benimle ya aynı puanı alıyorlardı yada daha fazla alıyorlardı.

Bende Fen Bilimlerinden proje almamıştım.

Projeler dışında bir ödevim yoktu o yüzden bende uyumaya karar verdim.

Gözlüğümü çıkarıp kutusuna koydum ve kutuyuda çalışma masasının üzerine koydum.Tam bu sırada telefona bildirim gelmişti.

Gönderen:Tuğkan

İyi geceler sinirli yavru kedi🐱

Sinirli?Ah,bugün...

Gönderen:Derin

İyi geceler minik hırsızcık.

eheh,minik hırsızcık.

Gönderen:Tuğkan

Hırsızcık mı?Minik mi?Sensin minik hırsızcık.

Gönderen:Derin

Oy sen sinirlendin mi?

mesajıma bakmamıştı.Bugün diğer günlerden daha da garipti.Bugün için pek bir söyleyecek sözüm yoktu,bu yüzden hemen yatacağım.

Işığı kapattım ve yatağıma girdim.Led ışığı yaktım ve dikkatlice deniz atı,deniz yıldızı,deniz kabuğu şekillerini incelemeye başladım.

Deniz atı,deniz yıldızı ve deniz kabuğu şekilleri mavi renkliydi ama ışık sarı renkli yanıyordu.İki tane a4 kağıdından büyük,bir tanede a4 kağıdıyla aynı payda posterlerim asılıydı bu duvarda.Onların etrafını bir çerçeve gibi sarmıştı Led ışık.

Bir tanede a4 kağıdından daha küçük bir kağıda kalp çizilmişti ve tam ortasında "D" harfi vardı.Bunu bana arkadaşım hediye etmişti bana.

Onun yanındada a4 kağıdına çizilmiş kalp vardı.Ben yapmıştım.Tam ortada bir kalp vardı ve onun çevresindede örümcek ağları.Pembenin tonları hakimdi resime.

Posterlerimin ven resimlerin etrafında pembe,mavi ve sarı renkli kelebekler vardı.Daha fazla kelebek yapacaktım ve daha sonra bir kenara çok güzel bir çiçek çizip yapıştıracaktım.

Gözlerimi oradan çektiğimde tam önümde duran duvara baktığımda bir şeylerin eksik olduğunu hissettim.

Bir kaç saniye düşündükten sonra uzaylılarımın orada olmadığını fark ettim.Uzaylı diye bahsettiklerim çizimlerimdi,sürrealizm tarzındalardı bu yüzden babam ve annem onlara uzaylı diyorlardı.

Onlar böyle diyince bende uzaylı demeye başlamıştım.

Uzaylılarımız altında duvarda asılı olan bir kaç resmimin daha olmadığını fark etmiştim.Neden kaldırdılar ki?diye düşünürken uzun zamandır psikolojim hakkında çevredekilerin bir çok şey söyledikleri aklıma geldi.

Tabii ki de annem onlara uyuyordu ve o da bana bunun hakkında şeyler söylüyordu.

"Herkes böyle diyor,şu resimlerini indir."

"Geceleri hiç korkmuyor musun?Nasıl uyuyorsun o odada?"

"Baban onları indirsin diyor."

Bunları tek söylesen annem değildi tabii ki de!Babamda aynı şeyleri söylüyordu.

"Şunları kaldır Derin."

"Onlardan başka çizecek bir şey yok mu?"

Yakında annemin okuduğum kitaplara da kızacağından korkuyorum.Bekliyorum ama annemden,bir gün gelipte sadece şunları oku bunları okuma derse hiç şaşırmam.

Uzaylılarımı ve diğer resimlerimi yarın anneme soracaktım.Şimdi sadece güzel bir uyku istiyorum.

Hello kittyme sarıldım ve gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

5 yorum