Bütün düşünceleri beynimin arkalarına doğru hızlıca süpürdüm.Heaven'ın planını merak ettiğim için cuma gününün çabucak gelmesini istiyordum ama kalabalığı sevmiyordum bu yüzden o günün hiç gelmesini istemiyordum.
---------------------------------------------------------------------------------------
"HEAVEN BANA YARDIM ET!"turuncu alevler etrafımı hızlı bir şekilde sarmaya başlamıştı.Etrafıma hızlıca baktığımda duvarda asılı duran resimler yerinde yoktu!Hepsi yanmış ve onlardan geriye kalanlar sadece küllerdi.Ateş bana acımıyordu ve hırçın bir şekilde etrafımda hız kesmeden dolanıyordu.
Yangının tam da ortasında kalmıştım.Heaven kapının oradan bana sadece bakıyordu.Sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi bana gülümsüyordu.
Oda çok,çok SICAKTI!"Heaven,lütfen yardım et bana!"Hiçbir şey yapmadan olduğu yerde bana sadece gülümsüyordu.Bu çok içtendi.Sanki yıllardır istediği şey olmuş gibi içten bir şekilde gülümsüyordu.
Buradan kurtulursam seni öldüreceğim,diye düşündüm.Tabii kurtulursam!Her şey bir anda gerçekleşti.Hırçın alevler onlar için canımı bile verebileceğim kitaplarımı gözlerimin önünde yakmıştı.
Bense hiçbir şey yapamadan sadece izlemiştim.
Sınırlı alan giderecek daralıyordu ve sahip olduğum her şeyi yutan alevler bana daha da çok yaklaşıyordu.
Son kez yardım etmeyeceğini biliyor olmanın çaresizliğiyle Heaven'a yalvararak baktım.Belki,dedim bana yardım eder.Yaş kalmamış,acıyan gözlerimle ona baktım.Gülümsüyordu,mutluydu.Onu hiç bu kadar içten gülerken görmemiştim.
Son kez açtım ağzımı,kinci alevler bacaklarıma sarılırken konuştum;Lütfen...Heaven...
_____________________________________________________
Bedenimi kucaklayan korkunun kolları arasında gözlerimi açtım.Musluktan akarmışcasına başımdan aşağı soğuk terler dökülüyordu.
Hızlıca etrafta gezdirdim gözlerimi,yoktu.Alevler yoktu.Sahip olduğum şeylerin hepsi yanımdaydı,en azından bir kısmı.
Resimlerim yanmamıştı.Kitaplarım yanmamıştı.Kötü Heaven yoktu.Bu iyiydi ama diğer Heaven da yoktu.
Zaten...O ne zaman yanımda oldu ki?
Odam çok sessizdi.Çalışma masama uzandım ve üstünde duran saatten saate baktım;03.47
Başım ağrıyordu.Yatakta doğruldum ve bacaklarımı yataktan aşağı sarkıttım.
Ayaklarımı yere bastığımda gerçekten yangın çıkmış olabileceğini tekrar düşündüm ve bu ürpermeme neden oldu.Sanki bastığım yer zemin değilde yanardağdı!Ayaklarım resmen cayır cayır yanıyordu.
Acıyla inledim.Ağır adımlar atarak kapıya doğru yürüdüm.Elimi kapının koluna attığımda buz gibi soğukla birlikte için ürperdi.Olduğum yerde bir kaç saniye bekledim ve kendime geldiğimi hissettiğimde kapıyı açtım.
Mutfağa doğru yürüdüm ve ışığı açtım.Tezgahın oraya yürüdüm ve raftan bardak alıp su doldurdum.Camın yanına gelerek bir sandalyeye oturdum ve zifiri karanlıkta hiçbir şeyi görmediğim halde dışarısını izlerken suyumu içtim.
Soğuk su boğazımı sızlatmıştı.Bardağı yanımdaki masaya koydum ve dışarıyı izlemeye devam ettim.
Tam da kapının önünde gecenin karanlığından rengini almış bir yavru kedi onun kardeşi olduğunu düşündüğüm,geceye karşı gelircesine beyazlara bürünmüş bir yavru kedinin kuyruğuyla oynuyordu.
Sanırım kardeşinin kuyruğunu ısırmış olacak ki,beyaz yavru kedi tıslayarak ondan uzaklaştı.
Acaba Heaven'ın planı ne?Kabusumdaki Heaven neden beni,bana ait olan her şeyi yutan alevlerden kurtarmak yerine bir köşeden sadece gülümsedi?
Aklıma gelen sorular parmak uçlarımı sızlatmıştı,göz kapaklarım kirpiklerimi taşıyamaz olmuştu.
Bir yandan çok merak ediyordum,Heaven'ın planının ne olduğunu ama bir yandan da içimdeki bir ses Heaven'ın renginin ne olduğunu anlayamadığım kalbinde kirli işler olduğunu söylüyordu.
Ve bu oldukça ürkünçtü.
Kafamdaki tüm düşünceleri elimin tersiyle beynimin arkasına doğru itekledim.Basım sanki birisi kafama balyozla vuruyormuşcasına hala ağrıyordu.
Odama gitmeye karar verdim.Adım attıkça ayak parmaklarım ateş gibi yanıyordu ve sanki midem küçülüyordu.Bu his bende kusma isteği uyandırıyordu.
Yatağıma girip sırt üstü yattım ve tavanı izlemeye başladım.Tavan kapkaranlıktı,yani diğer insanlara göre tavan sadece tavandı ama ben orada farklı bir dünya görüyordum.Farklı bir evren.
Heaven'dan sıkıldığımda ve şimdi garip hissettiğimde veya kabuslar gördüğümde bu dünyadan kaçıp gerçekler dünyasına gidiyordum.
Orada Dream vardı.O asla Heaven gibi değildi;Daha neşelidi,daha güler yüzlüydü ve beni üzmüyordu.
Ona istediğim her şeyi anlatabilirim.Anlattım da zaten.O asla sıkılıp bana bağırıp çağırmaz.
Çoğu zaman Heaven'dan uzak durmamı hatta kendisinden bile uzak durmamı istiyordu.Hiç bir zaman neden bunu istediğini anlamadım ve sormadım da.O da söylemedi zaten.
Onun parlak yeşil gözlerini gördüm."Bana gel!"dercesine vâr güçleriyle parlıyorlardı.Daha sonra küçük burnunu,dolgun dudaklarını ve kızıl saçlarını gördüm.
Kabustaki Heaven gibi gülümsüyordu.Garipti,fazlasıyla.Beni ürkütüyordu.
"Derin,uzun zaman oldu.En son Heaven'ın seni çağırdığını,hemen gidip geleceğini söyledin ama gelmedin."
Üzgün görünüyordu.
"A şey,özür dilerim Dream.Konuşmamız çok kısa sürmüştü ama işlerim çıktı bu yüzden tekrardan seninle konuşamadım."
Öfkeyle bana baktı ve sert bir şekilde konuştu."Heaven yapman gereken işlerden daha önemli ama ben değil miyim yani?"
Söylediklerimi bocalamama neden oldu.Beni yanlış anlamasından korktum."Hhayır,kesinlikle değil!"
Artık bağırarak konuşuyordu ve kıpkırmızı olmuştu.Korkunç görünüyordu.
"Söylediklerin bu anlama geliyor Derin.Tamam anladım,madem benimle konuşmak sana çok zor geliyor artık konuşmayalım!"
Bir anda nefes alamamıştım.Neler oluyor du böyle?Benim her şey de en çok Dream'a ihtiyacım varken o artık konuşmayalım diyordu.Bu nasıl bir iş böyle!
"Saçmalama Dream.Neler diyorsun sen böyle?"
"Neler dediğimi gayet iyi anlıyorsun Derin.İlk ben vardım,ben!Benimle arkadaş oldun,benimle konuştun,benimle güldün ve benimle mutlu oldun ama daha sonra o geldi ve seni benden çaldı."Soluklandı ve devam etti."Seç Derin.O yada ben."
Duyduklarıma inanamadım.Bu da neydi şimdi?Nasıl bir oyunun içindeydim ben böyle!
Daha neler olduğunu kavrayamadan Dream'ın etrafında mavi ışıklar yanmaya başladı ve Dream yavaşça kaybolmaya başladı.
"Hey,Dream!Daha hiçbir şeyi konuşmadık.Nereye gidiyorsun?"
Umursamayarak bana baktı."Her şeyi konuştuk Derin.Seç."
Ve ortadan kayboldu.Anlam veremiyordum.
Ne olmuştu da Dream bana böyle davranıştı?
Korkuyordum,her şeyden.
Hiçbir şeyi düşünmemeye karar verdim.Sadece uyuyacaktım.
Dream bana bir seçim yapmamı söylemişti.Normalde bir arkadaşım gelipte bana bunu söyleseydi kesinlikle bir seçim yapamazdım ve ona bu söylediğinin çok aptalca olduğunu söylerdim ama normalde.
Sanırım kimi seçeceğimi biliyorum.Düşünme bile gerekmiyor.
Dream bana olan öfkesinde haklı,hem de sonuna kadar.
Sanırım ona kararımı söylemeden önce biraz bekleteceğim çünkü Heaven'ın planını hala çok merak ediyorum.
Umarım bir an önce cuma günü gelir ve Heaven planın ne olduğunu anlatır.
Artık düşünmeyi bıraktım ve kendimi uykuya teslim ettim.
