Kilise loş ve soğuktu. İncillerin kokusu hâlâ ahşap raflardan taşarken, Klara, küçük arşiv odasında papazla göz göze geldi. Sebastian Krieg, derin çizgili yüzü ve tamamen gri olmuş saçlarıyla sessizce elindeki eski bir dua kitabını kapattı. “Geleceğini biliyordum,” dedi. “O defteri annen koruyordu.” Klara’nın boğazı düğümlendi.“Annemle tanışıyor muydunuz?” “Yalnızca defteri koruyanlar tanışır. Diğerleri… göremez. Görememeli.” Klara masaya oturup defteri çıkardı ve üç göz sembolünü gösterdi. Sebastian, o ana kadar sakladığı ifadesini bir anda değiştirdi. Gözbebekleri titredi, dudakları kurudu .“Bu mühür… ‘Tres Oculus’. Üç göz. Her biri bir elementin koruyucusudur. Beş mühürle birleşince, ‘Açılan Araf Kapısı’nı’ çağırır. Ve sen…”Sustu. Derin bir nefes aldı.“Sen, beşinci gözün izini taşıyorsun. Sadece taşıyıcılar defteri açabilir.” Klara geri çekildi. Bu saçmalığın sınırı yok gibiydi. Ama defterin kendi kendine yazdığı cümleleri ve cesedin gözlerinin titrediğini hatırladı.“Beşinci göz ne demek?” diye sordu sessizce. Papaz ayağa kalktı. Raflardan kilitli bir kutu indirdi. Kodu çevirdi. İçinden 1800’lerden kalma bir ayin kitabı çıkardı.Kapağında aynı sembolün tahta üzerine işlenmiş hali vardı. Ama bir farkla: ortasında ayna şekli oyulmuştu. “Beşinci göz, yansımadır. Gölgede yaşar. İçeriden açılır. Ve çoğu zaman… bedenini kullanır.” Klara’nın gözleri büyüdü. O yüzsüz figür…Onu izliyordu. Ama neden? Kendi yansıması mıydı?
13 Aralık – Sabah 08:17, Hamburg – St. Georg semtiKlara, geceyi neredeyse hiç uyumadan geçirmişti. Defterdeki yeni semboller zihnini kemirmişti. Yazılanlar sadece bir uyarı değil, birer kehanet gibi görünüyordu.İlk kurbanın ölüm şekliyle örtüşen “göz” sembolü…İkinci kurbanın “su”ya ait olacağını fısıldayan satırlar…Bu bir cinayet dizisi değil, bir ritüeldi.Sankt Marien Kilisesi – Arşiv OdasıO sabah, Klara’nın ilk durağı, Hamburg’un en eski Protestan kilisesi olan Sankt Marien oldu.Burada çalışan ve emekli edilmeye zorlanmış eski bir teolog vardı: Sebastian Krieg. Hakkında tuhaf söylentiler dolanırdı: • 1997’de bir ayini reddettiği için görevden alınmıştı. • Cin çıkardığı söyleniyordu. • Kütüphanesinde “yakılması gereken” kitaplar bulunduğu iddia edilmişti.
Gece – İlk Rüya Ayini O gece Klara ilk kez defteri yastığının altına koydu.Uyuduğunda, rüyasında kendini tanımadığı bir yeraltı tünelinde buldu.Tavanı alçak, duvarları nemli ve siyah taşlarla örülüydü. Etrafında mumlar vardı. Beş figür — yüzleri örtülü, ellerinde kandiller. Ortada çıplak bir beden.Ritmik bir dille mırıldanıyorlardı: “Erde. Wasser. Luft. Feuer. Leere.”(Toprak. Su. Hava. Ateş. Boşluk.) Figürlerden biri başını kaldırdı. Klara’ya baktı.Ama yüzünde göz yoktu.Ağzı yoktu.Sadece ayna gibi simsiyah bir boşluk.Ve sesi yankılandı: “Dördüncüye kadar durma. Beşinci sende açılacak. Gölgen seni geçecek.” Sabah: Defterde Yeni Değişim Sabah olduğunda Klara defteri açtı.Yeni bir sayfa oluşmuştu.Bu kez eski Almanca harflerle yazılıydı ve sadece üç kelime vardı:“Du bist das Tor.”(Sen kapısın.)
Kilise loş ve soğuktu. İncillerin kokusu hâlâ ahşap raflardan taşarken, Klara, küçük arşiv odasında papazla göz göze geldi.Sebastian Krieg, derin çizgili yüzü ve tamamen gri olmuş saçlarıyla sessizce elindeki eski bir dua kitabını kapattı. “Geleceğini biliyordum,” dedi. “O defteri annen koruyordu.” Klara’nın boğazı düğümlendi.“Annemle tanışıyor muydunuz?” “Yalnızca defteri koruyanlar tanışır. Diğerleri… göremez. Görememeli.” Klara masaya oturup defteri çıkardı ve üç göz sembolünü gösterdi.Sebastian, o ana kadar sakladığı ifadesini bir anda değiştirdi. Gözbebekleri titredi, dudakları kurudu. “Bu mühür… ‘Tres Oculus’. Üç göz. Her biri bir elementin koruyucusudur. Beş mühürle birleşince, ‘Açılan Araf Kapısı’nı’ çağırır. Ve sen…”Sustu. Derin bir nefes aldı.“Sen, beşinci gözün izini taşıyorsun. Sadece taşıyıcılar defteri açabilir.” Klara geri çekildi. Bu saçmalığın sınırı yok gibiydi. Ama defterin kendi kendine yazdığı cümleleri ve cesedin gözlerinin titrediğini hatırladı.“Beşinci göz ne demek?” diye sordu sessizce.Papaz ayağa kalktı. Raflardan kilitli bir kutu indirdi. Kodu çevirdi. İçinden 1800’lerden kalma bir ayin kitabı çıkardı.Kapağında aynı sembolün tahta üzerine işlenmiş hali vardı. Ama bir farkla: ortasında ayna şekli oyulmuştu. “Beşinci göz, yansımadır. Gölgede yaşar. İçeriden açılır. Ve çoğu zaman… bedenini kullanır.” Klara’nın gözleri büyüdü.O yüzsüz figür…Onu izliyordu. Ama neden?Kendi yansıması mıydı?
Gece – İlk Rüya Ayini O gece Klara ilk kez defteri yastığının altına koydu.Uyuduğunda, rüyasında kendini tanımadığı bir yeraltı tünelinde buldu.Tavanı alçak, duvarları nemli ve siyah taşlarla örülüydü. Etrafında mumlar vardı.Beş figür — yüzleri örtülü, ellerinde kandiller. Ortada çıplak bir beden.Ritmik bir dille mırıldanıyorlardı: “Erde. Wasser. Luft. Feuer. Leere.”(Toprak. Su. Hava. Ateş. Boşluk.) Figürlerden biri başını kaldırdı.Klara’ya baktı.Ama yüzünde göz yoktu.Ağzı yoktu.Sadece ayna gibi simsiyah bir boşluk.Ve sesi yankılandı: “Dördüncüye kadar durma. Beşinci sende açılacak. Gölgen seni geçecek.” Sabah: Defterde Yeni Değişim Sabah olduğunda Klara defteri açtı.Yeni bir sayfa oluşmuştu.Bu kez eski Almanca harflerle yazılıydı ve sadece üç kelime vardı:“Du bist das Tor.”(Sen kapısın.)