İçeriğe geç

Ben Kimim,Kim Beni Gördü?

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ben Kimim,Kim Beni Gördü?

Bölüm 2

2.Bölüm

Hamburg Limanı, 13 Aralık – 01:13Siren sesleri, karın altındaki liman sokaklarına uğursuz yankılar bırakıyordu. Blohm+Voss tersanesinin eski hangarlarının birinin önünde, polis şeritleri dalgalanıyor, dedektifler uğursuz gözlerle cesedin etrafında dolanıyordu. Ama hiçbiri cesedin yüzüne uzun süre bakamıyordu. Çünkü o gözler…Boşluğa bakmıyordu. Onun ötesine bakıyordu.Klara, aracını terk ederken soğuk gece havası derin bir yük gibi göğsüne oturdu. Adım attığı her santimde, etrafındaki kar izleri daha da bozuluyordu. Sanki buraya ondan önce başka bir şey gelmişti.Ve hâlâ oradaydı. Komiser Wagner, gri saçlarını geriye doğru sıvazlayarak yaklaştı. Yüzü bembeyazdı.“Hazır değilsen girme. Bu… bu cinayet değil sadece.” Klara hiçbir şey söylemeden polis şeridini kaldırıp içeri girdi.Ceset: İlk KurbanAdam, diz çökmüş halde bulunmuştu. Vücuduna hiçbir dış darbe izine rastlanmamıştı. Ama dil…Eksikti. Kendisi koparmıştı. Parmak izleri hâlâ çenesinde vardı. Boğazına siyah kömürle çizilmiş bir sembol vardı. Klara’nın defterde gördüğüyle birebir aynı: Üç göz – açık ve izleyen. Ama bu gözlerin etrafında ek çizgiler vardı:Toprağı temsil eden eski bir pagan işareti: “Erda-Rune.”Cesedin göz kapakları açık duruyordu ama Klara yaklaştığında, bir şey fark etti.Gözbebekleri çok yavaş da olsa… titriyordu.“Bu mümkün değil…” diye fısıldadı kendi kendine. Bir polis memuru yaklaşmaya çalıştı ama hemen geri çekildi.“Biri… biri bana orada hâlâ baktığını söyledi. Deliriyor muyum, Weiss?”Klara hiçbir şey söylemeden yere çöktü. Parmak uçlarıyla cesedin çevresindeki zemini yokladı.Karın altı erimişti.Altında… kömürle yazılmış bir metin vardı. Latinceydi.“Vox perditur. Carnem sequitur.”(Ses kaybolur. Et onu takip eder.)Tam o anda…Rüzgâr, kapalı hangarın içinden bir fısıltı getirdi. Klara yalnız olmadıklarını anladı.Ve bu, insan işi değildi. Eve dönüş sonrası, 13 Aralık – 03:24 Klara kapıyı gergin bir şekilde kapattıktan sonra paltosunu yere attı, çantasını aceleyle açtı. Defteri çıkarırken elleri hâlâ titriyordu ama bu kez kaçmadı. Defteri açtı.İlk sayfaları hızla çevirdi. Kurbanın boğazında gördüğü sembolü hatırladı ve aynı şekli defterde aramaya başladı. Sayfalar ilerledikçe tanıdığı el yazısı yok oldu.Yeni yazılar… farklı bir mürekkeple yazılmış gibiydi. Bazen eski Almanca, bazen de Latinceye kayan cümleler arasında bir paragraf gözünü aldı: “İkinci kurban: Su. Gözleri al, çünkü bakış taşıyan her şey görecek.” “Üçüncü kurban: Hava. Ruhuyla çağıracak.”“Dördüncü kurban: Ateş. Bedeni temizleyecek.” “Beşinci kurban: Boşluk. Yolu açacak. Senin içinden geçecek.” Klara, yazıları sonuna kadar inceledi.Sayfanın kenarında küçük bir ek daha vardı — sanki başka bir el sonradan not almış gibi: “Kapılar sadece içerden açılır.” Klara’nın içini ürperti kapladı.Yazının altına parmağıyla dokunduğu an, mürekkep hafifçe parladı.Ama bu göz yanılması olmalıydı… değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.