Belkıs ana'nın bizlere dönüp, mavi gözlerini belerterek söylediği sözler kanımı dondurdu. Hikaye bitince ortamda sessizlik hakimdi. Herkes gözünü açmış pür dikkat olanları dinlemişti. Kimisinin eli havada kalmış. Kiminin çayı soğumuştu. Belkıs ana insanları sanki hipnotize etmişti. Dayanamadım ve atıldım bir hikaye daha anlatması için. Döndü gülümseyerek, saçımı okşadı. Örgülerimden birine dikkatle baktı ve anlatmaya koyuldu.
Sır bu örgülü kızım hatrına onun gibi örgülü başka bir kızın bahtsızlığını anlatıcam. Kızım allah senin kaderini ona benzetmesin.
Ben bu hikayeyi anamdan dinlemiştim. O zaman küçük sizin gibi çocukken saçlarımı örerdi. Biraz da tembih etmek için anlatırdı bu hikayeyi bana. Zamanında bir kız varmış adı İsmihan kızıl uzun örgüleri varmış. Çok tatlı, çok sevecenmiş ama çok başına buyrukmuş. Anasını dinlemez dağa tepeye kaçarmış hep. Anasının tüm günü onu aramakla geçermiş. Günlerden birinde aynen öyle kaybolmuş. Anası başlamış yine aramaya. Bakınmış bakınmış yok. Tandır deliğinde yok, ahırın çatısında yok, ceviz ağaçlarının olduğu yerde yok. Bir telaş köye gitmiş feryat figan. Yetişin çocuğum yem olmuş ine cine, yetişin çocuğum yem olmuş ine cine. Annem o zaman bana gebe, kalkmış bakmış kadıncağazın haline. Hali harapmış yığılmış yere. Dedi üç gün üç gece gece ormanda fenerler sönmedi. Ne dirisini buldular ne ölüsünü. Tek bir ayakkabı hepsi bu. Artık pek umut kalmamıştı. Herkes yavaştan evine çekilmişti. Yani anlayacağınız acı sahibiyle tekrar başbaşa kalmıştı. Birgün bir çığlık geldi onların evinden. Toplandılar kapılarına, kadın büyük bir hızla açtı kapıyı. Kalabalığı yararak geçti aralarından ve ormanın aşağısına doğru koşturdu. Annmemler arlasından gidiyor kadın koşuyordu. Sonunda bir yerde durdu ve yere çömelip çığlık atmaya başkadı. Koştular yetiştiler. Noluyo bacım nedir bu hal diye. Kadın bitap düşüp bayıldı, avıcunda sıkıca birşey tutuyordu. Kızıl bir çift örgü.
Akşama kadatr ancak ayılabilmişti. Birden cadı diye bağırarak kalktı. Sinir krizi geçiriyordu zor tuttular. Biraz daha sakinleşince konuşmaya başladı. "Kızımı cadı kaptı kızımı cadı kaptı! Kanına pislik kattı. Onu cadı yaptı. Rüyamda gördüm onu örgülerini kesiyordu. Ne yapayım ben! Ne yapayım! Başımı berelere vurayım. Ecel gelsin alsın canımı." ama ne eceli geldi ne de kızı üstüne üstelik aklı da hepten gitti. Şimdi anamların köyünde hâlâ yaşar deli hacer duymuşsunuzdur. Bazıları kızın geceleri geldiğini kapıları çaldığını söyler. Ahıra girip koyun çaldığı bile olmuş. Kim bilir belki de Mestan ile bana gelen de odur.
