Sabahın erken saatlerinde, alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Yine aynı rutin, yine aynı kasaba… Her şeyin sabahları o kadar hızlı geçtiğini fark etmiyorum bile. Kahvaltı yapıp okula gitmek için hazırlıklarımı yaparken, her şeyin yine normal bir şekilde başlayacağını biliyorum. Hızla üzerime rahat bir kazak ve kot pantolon giyiyorum. Yavaşça evden çıkıp, okula doğru yürümeye başlıyorum.Kasaba yolları sabahın ilk ışıklarıyla daha bir sakin görünüyor. Okula giderken, aynı sokaklardan geçiyorum. Hiçbir şey değişmiyor. Belki de değişmesini istemiyorum. Okulun önünden geçerken, kapıdaki eski tabelayı bir kez daha göz ucuyla inceliyorum. “Yine buradayım,” diye düşünerek içimden gülümsüyorum.Okulun bahçesine vardığımda, içerideki kalabalık görünüşte hiçbir değişiklik göstermiyor. Öğrenciler ya da öğretmenler, her sabah olduğu gibi işlerini yapıyorlar. Kimi cep telefonuyla konuşuyor, kimi sohbet ediyor, kimi de aceleyle ders için hazırlanıyor. Sıradan bir okul sabahı.Sınıfa girdiğimde, öğretmen hâlâ gelmemişti. Öğrenciler sırayla yerlerine oturmuştu ve birkaç kişi sessizce birbirleriyle konuşuyordu. Sınıfın penceresinden dışarıya bakarak, hafif bir rüzgarın pencereyi salladığını fark ettim. İçimden bir şeyler hissettim, ama ne olduğunu çözemiyorum. Belki de sadece güne başlamanın verdiği o alışık his.Derste öğretmen konuya girmeden önce, herkesin biraz dağılmış bir şekilde oturduğunu fark ettim. “Bugün yine aynı şeyleri öğreneceğiz,” diye düşündüm. Her şey alışıldık, ama yine de kafamda bir an olsun kaybolan düşünceler yok. Öğretmen sınıfa girdi ve derse başladı. Konu biraz sıkıcıydı aslında, ama bu sıradanlık beni rahatsız etmiyordu. “Bugün de böyle geçer,” diye geçirdim içimden. Herkes sınıfta kendi işleriyle meşguldü, ve ben de dikkatle not alarak derse katıldım. Kimseyle özel bir konuşma yapmadım, kimseyle göz göze gelmedim. Hangi dersten olduğunu bile hatırlamıyorum ama bu da önemli değildi zaten.Saat ilerledikçe, dersin ilerleyen kısmında sınıfın duvarındaki saatin tik tak sesi daha belirgin hale geldi. Sınıf sessizleşmişti. Birkaç kişi telefonlarına bakıyordu, bazıları kitap okuyor, bazıları ise sadece pencereden dışarıya dalmıştı. Bu sıradanlık her zaman rahatlatıcı olmuştu. Kafamda da fazla düşünmemek için sadece derse odaklandım. Öğle arasına geldiğimizde, sınıfın dışına çıktım. Diğer öğrenciler okul bahçesinde gezinirken, ben biraz yalnız kalmayı tercih ettim. Kimseyle konuşmadan, sadece bir süre dolaştım. Öğle yemeği saati geldiğinde, kantinde çok kalabalık olmadan öğle yemeğimi alıp bir köşeye oturdum. Yalnız başıma yemek yemek bana her zaman iyi gelmiştir. İnsanların gürültüsü arasında kendimi kaybetmektense, kendi başıma kalmak hoşuma gidiyor. Gün sonunda, son ders bittiğinde okuldan çıkmak üzere sınıfı terk ettim. Hızla adımlarımı attım ve yine o eski, aynı yolları takip ettim. Her şey değişmemiş gibiydi. Kasabanın sokakları, okul, ev… Hızla geçip giden bir gün daha. Yine aynı şekilde, hiçbir şeyin gerçekten değişmediği bir günü geride bırakmış oldum.
Bölüm 3
Bir okul günü
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.