İçeriye gelen koruma ile Seher hanım bakışlarını yakın koruması olan Selim'e çevirdi, Selim ellerini önün de birleştirip kafasını önüne düşürdü
"efendim Taner bey...."
"noldu Taner'e" dedi Seher hanım önün de duran dosyaları köşeye elinin tersi ile iteleyip öne eğildi ve devam etmesini istedi.
"efendim Taner bey evlenmiş" dedi Selim
Seher hanım yutkunmakta zorlandı ve gözleri ondan habersiz büyüdü elleri istemsiz bir şekilde titremeye başlamıştı "oğlum Taner evlendi" dedi Seher hanım, Selim'in verdiği haberin doğruluğunu teyit etmek için
"dün sabah saatlerin de, Ankara da evlenmiş" dedi Selim devam edip
"neden, bize niye söylememiş" dedi Seher hanım hemen
"İstanbul'a giriş yapalı iki saat oluyor büyük ihtimal hala uyuyor olabilir, söyleyeceğinden eminim" dedi Selim, Seher hanımı rahatlatmak için.
"kiminle dönmüş, kız nerede" dedi Seher hanım
"yanın da kimse yoktu efendim, büyük ihtimal kız Ankara da kalmış" dedi Selim
"hazırlanın Ankara'ya o kızın yanına gidiyoruz" dedi Seher hanım ayağa kalkıp
Selim şaşırdı "efendim kahvaltıya Taner bey gelecek-"
"kahvaltıdan sonra gidiyoruz, Fethiye'ye gezmeye gidiyoruz, kimseye bir şey demek yok" dedi Seher hanım
"tamam efendim kaç gün kalacağız" dedi Selim
"bilmiyorum bir villa ayarla on adam, sana yakın olan, ne Taner'e ne de Batu'ya ötecek bir adam istemiyorum" dedi Seher hanım
Kocası Batu bey ona yalan söylediğini öğrenirse büyük ihtimal biraz kızardı, Taner de Ankara'ya gittiğini bilirse kızı başka bir yere götürürdü.
"tamam efendim uçakla mı gidelim" dedi Selim kapıya ilerleyip
"evet" dedi Seher hanım da kapıya gelip, Selim kapıyı açıp Seher hanıma yol verdi ve arkasından o da çıkıp kapıyı kapattı "peki efendim" deyip işleri halletmek için gitti.
Seher hanım odasına gidip üzerini değiştirdi altına gri pantolonunu üzerine de beyaz gömleğini giyip gri takım elbisesinin ceketini giydi ayağına da gri rengin de topuklu ayakkabılarını seçip giydi saçları ensesin de ve hafif kıvırcıktı onlara dokunmadı, dudaklarına kırmızı rujunu sürüp peçete ile hafif sildi, gözleri için sadece rimel kullandı, nergis ve gül karışımı parfümünden bir iki fıs sıkıp odasından çıktı.
Yemek odasına gittiğin de Batu bey koltuk takımlarının olduğu yerde, tekli koltuğa oturmuş gazetesini okuyordu.
"günaydın" dedi Seher hanım
"kokun senden önce giriş yaptı" dedi Batu bey
"senin de aseletin" dedi Seher hanım kocasını süzüp
"bugün çekimlerim var unuttun mu" dedi Batu bey gazetesini katlayıp yanında duran yuvarlak siyah sehbaya bırakıp "hatırladım, saat dörtte demi" dedi Seher hanım
"evet, sen ne yapacaksın" dedi Batu bey eşine dönüp
"Fethiye'ye beş günlüğüne tatile gitmeyi düşünüyorum" dedi Seher hanım
Batu bey şaşırdı "önceden planlanan bir tatil değil sanırım" dedi şaşkınlık ile
"evet evet, baktım bir iki hafta boşum neden bunu fırsata çevirmiyim" dedi Seher hanım gülümseyip
"kaç gün kalacaksın" dedi Batu bey
"bilmem, beş gün olabilir"
"ne zaman gideceksin peki"
"kahvaltıyı yaptıktan sonra" dedi Seher hanım
"neden bu kadar erken yarın gidebilirsin" dedi Batu bey
"bilmem, erken gidip erken dönerim" dedi Seher hanım
Taner kapıda ki hizmetçiye gülümseyip üzerinde olan ceketini çıkarıp ona verdi ve yemek odasına çıktı, annesi ve babası koltuk da oturuyordu, yemek masası ile çoktan hazırlanmıştı.
"günaydın" dedi Taner gülümseyip
Batu bey bakışlarını oğluna çevirdi "bizi bekletmek hoşuna mı gidiyor" dedi koltuğundan kalkıp yemek masasına oturdu.
"gece geldiğim için sabah uyanmakta zorlandım" dedi Taner
Seher hanım kalkıp oğluna sarıldı, hiç bir değişiklik yoktu ama uykusuz ve yorgun olduğu gözlerinden belliydi, parmakların da yüzük yoktu her zaman taktığı sıradan yüzükleri vardı sadece "özlemişim" dedi Taner annesinin kokusunu içine çekerek
"aynı şeyi senin için söyleyemeyeceğim, leş gibi içki kokuyorsun" dedi Seher hanım ondan ayrılıp, bir sandalye çekip o da oturdu.
"sizi bekletmek istemedim" dedi Taner babasına bakıp, hemen o da annesinin karşısında duran sandalyeye oturdu.
"Ankara da olan işleri bitirdin mi" dedi babası, Taner gerildi Seher hanım bunu fark etti "evet, hepsini hallettim" dedi Taner kahvaltısına başlayıp
"beli mutlusun" dedi annesi, mutlu olmayan oğluna
Taner sadece gülümsedi "annen Fethiye'ye tatile gidiyor" dedi Batu bey
"tamam"dedi Taner sadece
" bir kaç hafta yokum "dedi Seher hanım, oğlunun hala itiraf etmesini ya da bunun üzerine bir konu açmasını istiyordu ama Taner bir şey demeden yemek yiyordu.
"erken gelirsin sultanım, ne zaman gidiyorsun" dedi Taner
"kahvaltıyı yaptıktan sonra" dedi Seher hanım
"ha benim uçağım sana mı hazırlanıyor" dedi Taner gülümseyip
"senin uçağın daha konforlu olduğu için olabilir mi" dedi annesi
"olabilir" dedi Taner gülümseyip
Yarım saatte kahvaltılarını bitirmişler ama Taner yine de hiç bir şekilde konuşmamış ve bir şey söylememişti.
"afiyet olsun, şirkete gidip işlerimi halletmem lazım" dedi Batu bey sandalyesinde kalkıp, Seher hanımın yanağına küçük bir öpücük bırakıp çıktı.
Seher hanım yine bekledi, Taner belki babasından çekinip söylemedi ama şimdi de susuyordu niye söylemiyordu.
"ben de kalkayım" dedi Taner
Seher hanımın biraz canı sıkılsa da bir şey diyemedi ve oğlunun gitmesine izin verdi "şirket işlerini hallet önce sonra şu İngiltere'den gelecek olan adamlar için ayrı bir villa tutup orada görüşün" dedi Seher hanım
"neden, biz babam ile bu villayı düşün-"
"siz düşünmeyin, benim dediğimi yapın elalemin çipil gözlülerini evim de istemiyorum başka bir villa tutun ve orada yemek yiyip işi görüşün"
Taner annesinin yanağına bir öpücük kondurdu"sen nasıl istersen sultan "dedi ve kapıya yöneldi.
" bana başka söylemek istediğin bir şey var mı "dedi Seher hanım masanın köşesin de duran sigarasını alıp yaktı.
Taner biraz korku ve gerilme ile annesine döndü" ne gibi"dedi
Seher hanım içine çektiği dumanı dışarı üfledi "bilmem gergin gibisin" dedi annesi onu yumuşatmak için, ama Taner'in hala ayakta durmasından konuşamayacağı belliydi.
"yok" dedi Taner sadece
Annesi başını çevirip Taner'e baktı sonra önüne, bu kısa bir bakıştı, bu bir an önce doğruyu söyle bakışıydı ama Taner vazgeçmedi "bir an önce gidip işlerimi halledeyim" dedi ve annesinin bir şey demesini beklemeden çıkıp gitti.
"kaç bakalım Taner bey, ben bir gelinimi göreyim sana gösteririm gününü" dedi Seher hanım küllüğüne sigarasını bırakıp ayağa kalktı "Meryem hallet burayı" dedi kapıda bekleyen hizmetçiye, daha sonrasında hemen odadan çıkıp kendi odasına gitti ve hazırladığı çantasını aldı.
Kapıya geldiğin de Selim de hemen onun yanındaydı "arabanız ve uçağınız hazır" dedi
"sen de benimle geliyorsun, korumalar hazır mı" dedi Seher hanım arabaya binip Selim de hızla sürücü koltuğuna oturdu "evet efendim hepsi hazır yedekten on koruma daha tuttum" dedi Selim
Seher hanım son kez etrafına bakındı her şey tamamdı, evini süzdü sonra "gidelim" dedi...
Taner kendi evine gittiğin de üzerindeki takım elbiselerden kurtuldu ve avukatı Kerem'i arayıp evine gelmesini söyledi hizmetçisinden sade bir kahve istedi.
Oturma odasına gidip masada duran bilgisayarını alıp koltuğa oturdu kahvesi hemen yapılmış ve gelmişti, Kerem açılan kapıdan içeri girip ceketini hizmetçiye verip içeri geçti.
"günaydın" dedi Kerem karşı koltuğa oturup
"şu evlenme işi ne oldu, ne zaman boşanıyoruz" dedi Taner
"siz evrak da yedi saat evli olarak gözüküyorsunuz, ve biz bir aptallık yaptık, siz anlaşmalı ayrılık yaparsanız daha erken ayrılırsınız bunun için de Eyşan'ın imzası gerekiyor"
"Demir'e söyle belgeyi oraya götürsün imzalatsın geri getirsin" dedi Taner kahvesini içip
"Eyşan'ın davaya da gelmesi gerekiyor"
"o kızı bu siktiğimin yerine getirmeyeceksin, işini nerede halledersen et" dedi Taner sinirle
"bak Taner ondan habersiz yapamayız iş geçikir" dedi Kerem
......
Seher hanım arabadan indiğin de çantasından telefonunu ve silahını aldı telefonunu ceketinin iç cebine koyarken silahını da beline yerleştirmişti.
"evin etrafın da korumalar var nasıl geçeceğiz" dedi Selim
Evin büyük siyah demir kapısına gelmişlerdi ve karşıları da iki adam vardı, Selim hemen Seher hanımın arkasın da yerini almıştı.
Korumalar ise ne yapacaklarını bilmiyorlardı öylece bekliyorlardı Seher hanım boğazını temizledi korumalar bir birine baktı daha sonra bir koruma yakasında olan mikrofona konuştu.
"Seher hanım eve giriş yaptı"
Koskoca demir kapı açıldı Seher hanım ve Selim evin büyük bahçesine girdi korumalar uzun taşlı yolda birer ikişer kenara çekilirken Selim sorun çıkmadığı için rahatlamıştı, kapıya geldiklerin de serbest kıyafetli biraz yaşlıca bir kadın kapıyı açtı.
Seher hanımın gelini bu kız olamazdı demi ve kadının hemen arkasın da Demir yani Taner'in baş yardımcı koruması belirdi.
"Se-Seher hanım" dedi korku ile
Kadın bir iki adım geriledi, Seher hanım kendinden emin bir şekilde eve girdi "gelinim nerede" dedi hemen
"bakın be-"
"dışarı çıkar" dedi Seher hanım Selim'e bakıp, Selim tam koluna uzanmıştı ki Demir geriledi kısa bir bakış atıp evden çıktı.
Hala kapının yanın da bekleyen kadına baktı Seher hanım "burada kalan kız nerede" dedi emin ve gür sesi ile
"çatı katın da kalıyor efendim" dedi kadın
Seher hanım Selim'e gelmesi için kısa bir bakış atıp merdivenlere ilerledi, çatı katına çıktıkların da uzun salon da onu dört adam karşıladı "anlaşılan oğlum bizden bir cevher saklıyor" dedi Seher hanım alay ile
Korumalar bir süre tekrar bir birlerine baktılar "beyler" dedi Selim sesin de bariz tehtit vardı, adamlar birer ikişer çekildiğin de Seher hanım ve Selim açılan yoldan ilerlediler.
Sağdan devam eden kolidora girdiklerin de orta da olan beyaz kapının önün de duran genç korumayı gördüler Seher hanım kızın burada olduğunu anladı ve kapının önüne ilerledi.
Genç koruma bir şey yapmadı ve karşısın da duran kadın ile adamın kim olduğunu anlamaya çalıştı. Seher hanım korumanın çekilmeyeceğini anladığın da elimi kapı koluna uzattı.
Koruma tam Seher hanımın kolunu tutacağı zaman Selim ondan önce davranmış bir eli ile korumanın bileğini tutmuş diğer kolunu da hemen boynuna dayamış ve kapıya yaslamıştı bile.
"serbest" dedi Seher hanım
Bu bırak demekti, Selim kısa bir bakış attıktan sonra korumayı bırakıp takım elbisesini düzeltti "ben Seher Karadağ ve içeri girebilirim" dedi Seher hanım
"Taner bey -"
"büyük olan benim beni dinlemelisin" dedi Seher hanım
"ama patronum o"
Seher hanım gülümsedi bu gencin sivri bir dili vardı susmayacağı da belliydi
"seni şimdi kovarsam patronun kim olacak" dedi Seher hanım tehditkar sesi ile
Çocuk bir süre durdu
"siz kimsiniz... Beni sadece patronum yani Taner bey kovabilir" dedi
Seher hanım kahkahasını içine attı
"patronunu göremiyorum, büyük patron benim... Kovuldun"
Selim eli ile hemen arkaların da duran korumayı çağırdı iki koruma çocuğa yanaştığın da çocuk elini kaldırıp onları durdurmak istedi ama başarılı olamadı, bunun yerine Seher hanım durdurdu korumaları, çocuğun ne diyeceğini merak ediyordu.
"babam güç kim de ise patron odur derdi, güç sizde mi" diye sordu
"baban haklıymış, güç ben de" dedi Seher hanım gülümseyip
Çocuk bir şey diyemezdi artık kovulmuştu da korumaların önüne kendi adım attı.
"güç önemli değil, büyük küçüğü her zaman yer" dedi Seher hanım ve odaya girdi hemen Selim de arkasından.
Genç bir kız yatakta uyuyordu siyah uzun saçları yastığın bir tarafına dağılmıştı ve yüzüne bir kaç perçem düşüyordu üzerinde kırmızı bir tişört vardı beline kadar beyaz çarşaf örtülüydü.
" kapıda bekle" dedi Seher hanım Selim'e dönüp, Selim onu onaylayıp çıktı.
Seher hanım kıza yaklaştı üzerinde olan çarşafı açtı altın da sıradan siyah bir eşofman vardı, çarşafı tekrar örttü çenesinden tutup yüzünü çevirdi.
Kız sanki ölü gibi yatıyordu, küçük bir burnu ve dolgun dudakları vardı uzun ve gür kirpikleri ıslaktı büyük ihtimal ağlayıp uyumuş olmalıydı.
Yüzün de olan saçlarını kenara ittirip yüzünü açtı dudağının kenarı çatlamış ve kurumuştu büyük ihtimal bir tokat yemiş, daha sonra koluna baktı hafif bir morartı ve kızarıklık vardı ceketinden telefonunu alıp resmini çekti daha sonra tekrar çarşafı açıp eşofmanı dizine kadar çekti.
Bacak kılları hafif hafif çıkmaya başlamıştı beyaz ve iz yoktu üzerinde ki tişörtü yukarı sıyırdı göbeği düz ve beyazdı hafiften karın kasları da vardı.
Kolundan bir iki kez sarsmasına rağmen uyanmamıştı Seher hanım kapıya çıktığın da Selim hemen kendini düzeltti "kız neden uyanmıyor" dedi Seher hanım sigarasını yakıp
"üç doz uyku hapı vermişler efendim, dün kaçmaya çalışmış" dedi Selim
....
"Taner bey, Seher hanım ..."
Taner karşısın da titreyen korumaya baktı
"nolmuş anneme" dedi Taner önünde olan küllüğü kenara ittirip oturduğu koltuk da doğruldu.
"anneniz Eyşan'ın yanına gitmiş..."