İçeriğe geç

Bebeğim

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Bebeğim

Bölüm 8

Düğün

---

İstanbul’un tarihi ve görkemli yapılarından biri olan Çırağan Sarayı, o akşam tüm ihtişamıyla ışıl ışıl parlıyordu. Sarayın bahçesine yerleştirilmiş zarif beyaz sandalyeler, altın rengi detaylarla süslenmişti. Masalarda kristal vazolar içinde açan beyaz güller ve şamdanlar, ışığın zarif bir şekilde yansıdığı gümüş aksesuarlarla tamamlanmıştı. Boğaz’dan gelen hafif meltem, masal gibi bir akşam vaat ediyordu. Aslı ve Tolga’nın düğünü, herkesin hafızasında unutulmaz bir yer edinecek kadar büyük bir gösterişle hazırlanmıştı.

Aslı, düğünden önce odasında son hazırlıklarını yaparken aynanın karşısında durdu. Giydiği saten gelinlik, onun sade ama göz alıcı güzelliğini ortaya çıkarıyordu. Gelinliğin üst kısmı vücuduna oturmuş, incecik askılar omuzlarından aşağı zarifçe süzülüyordu. Beline oturan kesim, Aslı’nın hafif balıketli ve doğal güzelliğini ortaya çıkarıyor etek kısmı yere kadar zarif bir şekilde uzanıyordu. Aslı’nın saçları, ensesinde zarif bir topuzla toplanmış, birkaç tutam saçı yüzüne hafifçe düşüyordu. Makyajı ise sade ama etkileyiciydi gözlerinde buğulu bir makyaj dudaklarında ise doğal tonlarda hafif bir ruj vardı. Yüzündeki tatlı gülümseme ise onun en güzel aksesuarıydı.

Aslı, aynadaki yansımasına kısa bir süre bakıp derin bir nefes aldı. Heyecandan ölecek gibiydi. Bu an, hayatının en önemli anlarından biriydi. İçinde hafif bir heyecan ve mutluluk vardı. Kapı çalındığında Aslı’nın en yakın arkadaşı Elif, içeri girdi.

“Elbise muhteşem olmuş, Aslı! Büyüleyici görünüyorsun,” dedi Elif, gözleri parlayarak. Arkadaşı için çok mutluydu. İkisinin aşkını birbirlerinin gözlerinde görmüştü.

Aslı hafifçe gülümsedi. “Teşekkür ederim."

Elif yüzündeki endişeyi gördü, Aslı’yı neşeyle kucakladı. “Her şey mükemmel olacak. Tolga da seni görünce büyülenecek, eminim.”

Tolga o sırada, aşağıdaki salonda misafirlerle selamlaşıyordu. O da tıpkı Aslı gibi o gece için özenle hazırlanmıştı. Üzerinde kusursuz kesimli siyah bir smokin, boynunda zarif bir papyon vardı. Yüzündeki rahat ve kendinden emin gülümseme, onun her zamanki karizmasını tamamlıyordu. Misafirler arasında dolaşırken, bir aile dostu olan Cemal bey ile sohbet ediyordu. Aslı merdivenlerden aşağı inerek bahçeye doğru ilerledi. O an herkesin gözü ona çevrildi.

Bahçeye adım attığı anda, gözler Tolga’ya kaydı. Tolga’nın Aslı’ya bakışı, saf bir hayranlık ve mutluluk doluydu. O an, aralarındaki bağın gücü gözlerinden okunuyordu. Aslı da aynı şekilde, Tolga’nın kendisine bakan gözlerinde sonsuz bir sevgi ve güven gördü. Bu, birbirleri için ne kadar doğru bir karar verdiklerinin kanıtı gibiydi.

Nikah masasına doğru ilerlerken Aslı, etrafındaki herkese gülümsedi. Ailesi ve arkadaşları, tüm sevdikleri oradaydı. Annesi Gülşen Hanım ve babası Mehmet Bey, kızlarının mutluluğunu gözlerinden okunan bir gururla izliyordu. Tolga’nın annesi Selda Hanım, şıklığı ve zarafetiyle dikkat çekerken, babası Yılmaz Bey de ağırbaşlı duruşuyla davetliler arasında saygı gören biriydi. Selda Hanım, Aslı’yı ilk günden beri çok sevmişti. Onun samimiyeti ve içtenliği, Tolga’nın ailesini derinden etkilemişti.

Nikah kıyıldıktan sonra, misafirler büyük bir alkışla çifti kutladı. Tolga, Aslı’nın elini tutarak ona sıcak bir öpücük verdi. “Seninle olmak, hayal ettiğimden daha güzel,” dedi fısıldayarak. Aslı ise gözlerinde biriken mutluluk yaşlarını gizleyemedi. “Benim için de öyle,” diye karşılık verdi.

Gece ilerledikçe düğün resepsiyonu başladı. Çırağan Sarayı’nın ihtişamlı salonunda büyük bir ziyafet verildi. Masalar her misafir için özenle hazırlanmıştı. Yemekler, dünyanın dört bir yanından gelen lezzetlerle doluydu. İstanbul Boğazı’na bakan terasta, misafirler akşamın tadını çıkarırken, sarayın kristal avizeleri dans pistini aydınlatıyordu.

İlk dans başladığında, Aslı ve Tolga sahnenin ortasında birbirlerine sarılarak döndüler. Müzik yavaşça çalarken, ikisi de bu anın sonsuz olmasını diledi. Aslı’nın başı Tolga’nın omzunda, kalbinin ritmiyle uyumlu şekilde çarpıyordu. Tüm dünya adeta durmuş, sadece ikisi kalmış gibiydi.

Gece ilerledikçe misafirler arasında dolanan Cemal beyin kızı Ezgi, Tolga’yı göz ucuyla izlemeye devam etti. Tolga, Ezgi ile kısaca sohbet etmişti, ancak bu sırada Aslı onun dikkatini çekmemişti. Ezgi, Tolga’nın uzaktan akrabasıydı ve aile dostları olarak bu düğünde bulunuyordu. Fakat bu gece, o masum karşılaşma, ileride ikisinin hayatını değiştirecek olayların başlangıcıydı. Aslı, düğünün ilerleyen saatlerinde Tolga’nın akrabalarıyla tanışırken Ezgi’ye de rastladı. Kısa ve samimi bir sohbet gerçekleşti, ancak Aslı için bu sadece sıradan bir tanışmaydı.

Gecenin sonuna doğru, Boğaz’ın kenarındaki havai fişek gösterisiyle düğün sona erdi. Tolga ve Aslı, tüm misafirlerin alkışları arasında saraya veda ederken, ellerini sımsıkı tutuyorlardı. İkisinin de yüzlerinde mutluluk vardı; önlerinde uzun ve mutlu bir hayat uzanıyordu, en azından o an için öyle görünüyordu.

---

Bölüm sonu

1 yorum

  • senin zaman atlamalarına bitiyorum yani keşke herşey bu kadar hızlı olsaydı chatgbt bile daha yavaş ilerliyor