Aslı, Tolga ile dışarıda arkadaşlarıyla tanışacağı ilk buluşma için heyecanla hazırlanıyordu. Tolga, İtalya’daki iş çevresi sayesinde geniş bir arkadaş grubuna sahipti ve Aslı’yı bu gruba dahil etmek istiyordu. Aslı da, bu yeni dünyaya adım atmak için sabırsızdı.
O gün için Aslı, hafif balıketli bedenine zarifçe oturan sade ama şık bir elbise tercih etti. Koyu yeşil renkte, diz hizasında ve belinde ince bir kemerle tamamlanan elbisesi, doğal güzelliğini ön plana çıkarıyordu. Elbisenin vücuda oturması, Aslı’nın narin hatlarını vurguluyor, ama aynı zamanda rahat ve şık görünmesini sağlıyordu. Saçlarını hafif dalgalı bırakmıştı; doğal, dağınık dalgalar yüzüne hoş bir yumuşaklık katıyordu. Kulağındaki küçük inci küpeler ve bileğindeki zarif gümüş bilezik, şıklığını tamamlıyordu. Günlük makyajında hafif bir fondöten, kahverengi bir göz kalemi ve doğal tonlarda ruj kullanmıştı. Aslı’nın enerjik ve güleç yüzü, makyajın ötesinde, içindeki neşeyi yansıtıyordu.
Tolga ise her zamanki gibi etkileyici görünüyordu. Birkaç yaş büyük olmasına rağmen, fit vücudu ve her zaman özenle giyinmesiyle dikkat çekiyordu. Bugün, siyah, slim-fit bir pantolon ve beyaz, hafif keten bir gömlek giymişti. Gömleğin kollarını kıvırarak daha rahat bir görünüm yakalamıştı, ama her zamanki zarif duruşunu koruyordu. Koyu kahverengi saçları her zamanki gibi hafifçe geriye taranmıştı. Tolga’nın yüzündeki hafif sakal, ona olgun ve karizmatik bir hava katıyordu.
İkisi de hazır olduklarında, Tolga arabayı sürdü ve Bebek'te popüler bir kafe-bar olan "Café Bella"ya doğru yola çıktılar. Burası, geniş bir terasa sahipti ve arkadaş grubu burada rahat bir akşam geçirecekti. Kafenin açık havası, geniş masaları ve renkli ışıkları bohem bir hava yaratıyotdu. Aslı, buraya adım attığında, sanki bir film sahnesine girmiş gibi hissetti.
Tolga’nın arkadaşları onları güler yüzle karşıladılar. İlk dikkatini çeken kişi, Tolga’nın en yakın arkadaşı olan Deniz’di. Deniz, Tolga gibi turizm sektöründe çalışan genç bir adamdı ve giyimi oldukça rahattı. Mavi bir kot pantolon ve beyaz bir tişört giymiş, üzerine ise ince bir ceket almıştı. Saçları dağınıktı ama yüzündeki samimi gülümseme, Aslı’nın hemen onunla rahatça konuşmasını sağladı. Deniz, enerjik yapısıyla grubun neşesiydi ve Aslı’nın hemen ilgisini çekmişti.
Masadaki diğer kadınlardan biri olan Cansu ise şık ve özenli giyimiyle dikkat çekiyordu. O, turizm sektöründe olmaktan çok, moda dünyasına ilgisi olan biri gibiydi. Siyah, dar bir elbise giymiş ve altına zarif topuklu ayakkabılar tercih etmişti. Saçları düz fönlüydü ve makyajı oldukça belirgindi. Cansu, kendine güvenen tavrıyla Aslı’ya sıcak davranmış, onu gruba dahil etmeye çalışmıştı. "Tolga’nın bahsettiği Aslı sensin demek!" diyerek onu hemen kucaklamıştı.
Gruptaki diğer arkadaşlar da Aslı’yı hızlıca kabullenmiş, Tolga’nın seçimine saygı duyan ve onu destekleyen bir tavır sergilemişlerdi. Akşam boyunca kahkahalar ve eğlenceli sohbetler masadan eksik olmamıştı. Aslı, Tolga’nın arkadaş grubuyla geçirdiği bu rahat ve eğlenceli ortamda kendini çok daha özgüvenli ve mutlu hissetmişti.
Tolga, bir ara Aslı’nın kulağına eğilerek, “Bak, hepsi seni ne kadar sevdi,” demiş ve ona göz kırpmıştı. Aslı, içten bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Tolga, bu gecenin onun için ne kadar önemli olduğunu biliyordu ve her zamanki gibi onu rahat hissettirmeye çalışıyordu.
Akşam sona erdiğinde, Aslı ve Tolga masadan mutlu bir şekilde kalkmışlardı. Eve dönüş yolunda, Aslı’nın içindeki heyecan dolu kıpırtılar yerini derin bir huzura bırakmıştı. Tolga’nın arkadaşları onu sevmişti, tıpkı ailesi gibi. Aslı, bu yeni dünyada kendini giderek daha fazla ait hissediyordu.