İçeriğe geç

Bebeğim

Bölüm 45 · 4 dk okuma

Bebeğim

Bölüm 45

Babalık

--- Aslı’nın Gözünden: Birkaç gün geçmişti. Tolga artık her gün iş çıkışında Zühre’yi görmek için kafeye geliyordu. İlk günler pek konuşmamıştık sadece oturup Zühre’yi seyretmiş, onu kucağına alıp usulca sallamıştı. Ama gün geçtikçe baba olduğunu daha çok hissediyor gibiydi. Küçük küçük, fark edilmesi zor ama önemli değişiklikler vardı onda. İlk başlarda Zühre’yi nasıl tutacağını bilemiyordu mesela. Kollarını hep fazla gergin açıyor yanlış bir şey yapmaktan korkuyordu. Ama birkaç gün içinde onu nasıl rahat ettireceğini öğrenmişti. Onunla konuşuyordu bebek sesiyle, yumuşak, sevgi dolu kelimelerle.Ve ben Tolga’nın gerçekten iyi bir baba olabileceğini düşünüyordum zaten ve açıkçası ayrılsak bile ona bebeğin gerçek olduğunu söylemeliydim. Evet kendi içimde haklı ve tutarlıydım ama benim anneliğe hazırlandığım süre ve Tolga'nın babalığa hazırlandığı süre bir değildi. Burda yanlış yapmıştım ama yine de haklı taraflarım vardı. Tolga, neredeyse her gün bir şekilde özür dilemeye çalışıyordu. Bazen laf arasında bazen direkt olarak. Pişman olduğunu görebiliyordum, öfkesi dinince geriye sadece pişmanlık kalıyordu. Bir gün, Zühre’yi kucağında tutarken gözlerini bana dikti ve derin bir nefes aldı.“Aslı… çok düşündüm” dedi. “Sana söylediklerim… O gün sahilde… Haksızdım. Seni dinlemeliydim tekrar özür dilerim.” Gözlerinin içine baktım. “peki.”Cevabım onu şaşırtmadı. Hafifçe başını salladı ama gözlerini kaçırmadı. “Aslı, özür dilerim.” Gözlerimi ona çevirdim, kısa bir an için ciddiyetle baktım. “Tolga, biliyor musun? Artık özrün hiçbir önemi yok. Ben senden iyi bir baba olmanı istiyorum. Hepsi bu.” Bir şey söylemeye çalıştı ama ben Zühre’nin battaniyesini düzeltmeye odaklanarak konuyu kapattım. Düşününce zamanında bir ilişkimizin olma nedeni onun benim pasif agresifliğimle başa çıkabilmesiydi. Bunu burda kapatmayacağını biliyordum ama bunlarla meşgul olmak istemiyordum. Tolga bazen yanında Derya’yı ya da Sinan’ı getiriyordu, bazen de yalnız geliyordu. Ama kim yanında olursa olsun Zühre’yle ilgilenmeye her zaman gönüllüydü. Altını değiştireceğim zaman bile yardım etmek istiyordu. Bir akşamüstü, kafenin arka tarafındaki bebek odasına Zühre’nin altını değiştirmek için geçtiğimde peşimden geldi. “Yardım edebilir miyim?” diye sordu. Gülerek başımı aşağı yukarı salladım. “Evet tabii.”Ciddiyetle başını salladı. “Öğrenmem lazım.” yüzündeki ifade çok komikti ilk defa bir şeyden tedirgin olduğunu görüyordum. “Peki ama tedirginlik yapma” dedim. “Bebekler senin düşündüğün kadar hassas değiller. Hatta bence bebek senin olunca bir iç güdü yükleniyor. Başkalarının çocuklarıyla ilgilenirken korkardım ama Zühre'de kendiliğinden geliyor hareketlerim. ” Bana baktı, kafasını salladı. Zühre’yi masaya yatırıp bezi çıkarmaya başladım. Tolga, sanki bir ameliyata giriyormuş gibi dikkat kesilmişti.“Nasıl yapacağım?” diye sordu. Gülümsememe engel olamadım. “İlk önce bezi açacaksın, sonra temizleyeceksin. Dışardan içeri değil içerden dışarı yoksa her tarafı batar. Sonra da kremini süreceksin. Bu kadar. ” Söylediklerimi yaparken elleri titriyordu. ELLERİ TİTRİYORDU. Öyle dikkatli ve çekingen davranıyordu ki kendimi tutamayıp güldüm. Tolga başını kaldırıp kaşlarını çattı. “Ne? Yanlış mı yaptım?” “Hayır, sadece… Tolga sanki bomba imha ediyormuşsun gibi davranıyorsun.” O da güldü. “Çünkü öyle hissediyorum.” Küçük bir kahkaha attım. Zühre babasının tedirgin halinden habersiz, masumca gözlerini kırpıştırıyordu. O an, aramızda garip bir sıcaklık oluştu. İkimiz de gülerken göz göze geldik. Kelimeler olmadan da konuşabilmenin bir yolu vardı bazen. Ve o an, birbirimize uzun uzun bakarken ne kadar zaman geçtiğini bilemedim. Ama sonra gözlerimi kırpıp uzaklaştım. Olmazdı. Her şey bu kadar basit olmamalıydı. Tolga boğazını temizleyip konuyu değiştirdi. “Bu hafta sonu babam ve abim de Zühre’yle tanışsın istiyorum” dedi. “Çiftliğe gidelim diyoruz. Ailecek. Sen ve Zühre de gelsin istiyorum.” Başımı kaldırıp ona baktım. “Tolga…”Elini kaldırdı. “Aslı, sadece kızımın ailesiyle tanışmasını istiyorum. Bunu yapmak için artık geç olmamalı.” “İstersen sen de gel” dedi sesi yumuşaktı. “Hep birlikte olabiliriz.” kızımı göndereceğimi düşünüyordu sanırım. Yok öyle. Başımı iki yana salladım. “Ben gelmem ve açıkçası Zühre'nin de bensiz gitmesine izin vermem. İstersen senin de görüştüğün gibi böyle tanışabilirler. ” Tolga kaşlarını çattı. “Yani ne demek kızımı istediğim zaman göremez miyim? Benimle eve gelemez mi? Ne demek bu şimdi? ” Omuz silktim. “Tolga kızımız henüz 3 aylık, ek gıdaya bile başlamadı. Bir evimiz bir düzenimiz var. Bebekler için bu çok önemli. Kızımın düzenini bir gün için bile bozmam demek onun aylarca kendine gelememesi demek. ” biraz abartmış olsam da gerçekti. Bir hafta Balıkesir bile çok gelmişti yavruma iki hafta uyku düzeni bozulmuştu ki bu yeni yeni oturuyordu. Bebekler düzen sever. Bu en cahilin bile bilebileceği temel bir şeydi. Gözleri bir an hayal kırıklığıyla kısıldı ama sonra başını salladı. “Tamam. Sadece… Onunla biraz daha zaman geçirmek istiyorum.” İç çekerek Zühre’yi battaniyesine sardım.“Zaten yeterince zaman geçiriyorsun, Tolga. Ama iyi bir baba olmanı istiyorsan benim değil onun güvenini kazanmalısın.” Kelimelerim Tolga’yı biraz daha sessizleştirdi. O an, onun gerçekten değişmek istediğini görebiliyordum. Ama geçmişi silmek mümkün değildi. Acaba kendi hırsımı Zühre üzerinden mi çıkarıyordum? Zühre’nin babası olabilirdi. Ama benim için hâlâ geçmişin hatalarıyla dolu bir adamdı. ----

Bölüm sonu

13 yorum