----
Tolga'nın gözünden
Babamın bir anda yükselen sesi odayı doldurdu
“Bu nasıl bir şey, Aylin? Nasıl saklarsınız bunu? Tolga’nın bir çocuğu olmuş ve bizim haberimiz yok! Üstelik çocuk iki aylık! Bu kadar zaman boyunca nasıl sustunuz?”
Annem sakin kalmaya çalışarak, “Hayır, bu kadar basit bir mesele değil” dedi. “Sana anlatacağım ama önce bağırmayı bırak ve dinle. Bu, herkes için çok hassas bir durum.”
Ben masada oturmuş elimde tuttuğum kızımın fotoğrafına bakıyordum. Kendi kanımdan bir çocuk… Kızım. Fakat bu gerçekle yüzleşmek yerine bir sis perdesinin arkasında gibiydim. Babamın sesi annemin açıklamaları Derya’nın araya girip durumu yumuşatmaya çalışması… Hepsi çok uzak bir yerden geliyordu. O an Aslı'yı düşündüm. Çok yalnız kalmıştı. Kontrollerde, sancılarında, doğumda.
Derya, babama dönerek,“Baba, olay göründüğü kadar kolay değil. Aslı’nın hamileliği çok zordu her an bebeği ya da kendisini kaybetme riski vardı. Zaten doğumda komplikasyonlar oldu. Aslı ölümden döndü, tamam mı? Siz burada ‘neden söylemediniz’ diye bağırırken, biz o anlarda Aslı’yı hayatta tutmaya çalışıyorduk” dedi.
Sinan da hemen ekledi
“Daha önce öğrenmiş olsaydınız ne fark edecekti?”
Babamın yüzü öfkeden kızarmıştı. Ama Sinan’ın sözleri onu bir an duraksattı. Yine de sakinleşmek yerine, öfkesini farklı bir yere yöneltti
“Bu ne demek oluyor Tolga? Karını aldatıyorsun. Sonra da bir çocuğun oluyor ve bunu saklıyorlar. Hamile olduğunu neden söylemedi bu kadın? Yanında olman gerekiyordu!”
Babamın bu sözleri beni bir bıçak gibi kesti. Ona cevap verecek gücüm yoktu. Şu an sadece Zühre’nin yüzünü hayal edebiliyordum. Bir çocuğum olmuştu ama ben o anda onun varlığından bile habersizdim. Bu düşünceyle nefesim sıkıştı.
Annem sesini daha kararlı bir tona yükselterek “Bu konuyu daha fazla deşmek istemiyorum. Tolga zaten şokta. Ayrıca şunu açıkça söyleyeyim, kimse hemen Aslı’nın kapısına dayanmayacak. Ben evin yerini söylemeyeceğim. Zamanı geldiğinde, dışarıda uygun bir yerde görüşeceğiz. Aslı bu süreci çok zor atlattı, Tolga’yla yüzleşmeye hazır olduğu için bu adımı attı. Ama şimdi sizin ani tepkilerinizle bu süreci mahvedemeyiz!”
Babam bu karara karşı çıkmak için ağzını açtı ama annem izin vermedi
“Hayır! Aslı’yı zorlamayacağız. Eğer Zühre’yi görmek istiyorsanız bunu onun şartlarında yapacaksınız.”
Derya ve Sinan sessizce annemi desteklerken babam sinirle ayağa kalktı. Ellerini saçlarının arasına soktu ve bir süre odanın içinde dolaştı. Nihayet durup tekrar bana döndü
“Tolga, sen nasıl böyle bir şey yaptın? Hamile karını yalnız bırakıp başka bir kadınla mı ilgilendin? Aslı sana güvenip bu gerçeği söylemeseydi, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı! Bu nasıl bir sorumsuzluk? Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?”
Söyleyecek bir şeyim yoktu. Kendimi savunmaya çalışsam bile söylediklerimin bir anlamı olmayacağını biliyordum. O anda kendimi bir boşlukta asılı kalmış gibi hissettim. Duygularım karmakarışıktı. Zühre’nin fotoğrafına bakıyordum, ama hiçbir şey düşünemiyordum.
Annem, babamın bu tepkisi karşısında derin bir nefes aldı ve tekrar söz aldı
“Tolga’nın hatalarını biliyoruz ama şimdi burada önemli olan şey Zühre. O bir bebek. Bu tartışmaların hiçbirinden haberi yok. Bizim görevimiz ona sevgi dolu bir ortam sağlamak. Geçmişi düzeltmenin bir yolu yok ama geleceği birlikte inşa edebiliriz. Tolga, bunun farkında olmalı. Eğer kızının hayatında olmak istiyorsa önceliği ona vermeli.”
Annemin bu sözleri üzerine oda sessizliğe büründü. Herkes bir şey söylemek ister gibi görünüyordu ama aynı zamanda hiçbir şey söylemek istemiyor gibiydi. Ben hâlâ oturduğum yerde kalmış elimdeki fotoğrafı tutuyordum. Bu kadar büyük bir sorumluluğu nasıl üstleneceğimi bilmiyordum.
Annem, son bir kez bakışlarını babama ve kardeşlerime yöneltti
“Tolga’yı suçlamayı bırakın. Bu süreci birlikte çözmek zorundayız. Aslı’ya ve Zühre’ye nasıl destek olabileceğimizi düşünün. Başka bir şey istemiyorum.”
O gece, başımı ellerimin arasına alarak kendi içimde kaybolduğumu hissettim. Hayatımın en büyük gerçeği, en büyük sorumluluğu önümde duruyordu kızım. Ama bunu nasıl kabulleneceğim nasıl bir baba olacağım… Hiçbir fikrim yoktu.
----


