----
Aslı'nın gözünden
Zaman hızla akıyordu. Eve alışmak sandığımdan kolay olmuştu. Hemen her köşe bana ait gibiydi. Kitaplığıma yerleştirdiğim kitaplar, mutfaktaki kupalarım, salonda duran rahat koltuğum... Hepsi bana güven veriyordu.
Aylin Hanım arada uğruyor beni kontrol ediyordu. Geçen gün yaptığı bir ziyarette, “Doğumdan sonra sık sık uğrarım” demişti. “Bebeği sevmek için sabırsızlanıyorum.”
Aras ise tam bir neşe kaynağıydı. Kaan yokken bile bazen Elif’le yanıma geliyor oyuncaklarıyla oynamak için yerde yuvarlanıyordu. O küçük çocuğun hayatıma kattığı enerjiye hayran kalıyordum.
Elif artık daha az uğrayabiliyordu işlerimiz yoğunlaşmıştı benim doğuma yaklaşmak onun omuzlarındaki yükü arttırmıştı a bunu sorun etmedi. Canım arkadaşım...Tek başıma da olsa, bu yeni hayatın tadını çıkarıyordum. İşim yolunda gidiyordu, çocuklarla vakit geçirmek her zamankinden daha keyifliydi. Onların gelişimine şahit olmak, içimde büyüyen bebeğin beni ne kadar farklı bir insan yaptığını hissettiriyordu. Daha gelişmiş daha şefkatli...
Hamileliğimin son dönemlerindeydim. Bebeğimin hareketleri artık çok daha belirgindi. Özellikle geceleri, hareket ettikçe içimde yeni bir hayatın büyüdüğünü hissediyor ve hem heyecanlanıyor hem de biraz korkuyordum. Ha bir de uyuyamıyordum. Yüzüstü yatmayı özledim. Hamilelik zaten zordu benim özelimde daha da güçtü. Önümüzdeki hafta annem ve babam gelecekti. Doğum ve lohusalıkta yanımda kalıp sonra geri döneceklerdi. Çiftliği uzun süre boş bırakamazlardı yardımcı bir yere kadar bakabiliyordu.
Kaan’ın varlığı bu süreçte bana çok destek olmuştu. Bazen bir doktor, bazen bir dost, bazen de yalnızca iyi bir komşu olarak yanımdaydı. Ama birkaç gün önce Adana’ya gitmesi gerektiğini söylediğinde içimde hafif bir endişe belirdi.
“Bir tanıdığımın cenazesi,” demişti üzgün bir ifadeyle. “Muhtemelen birkaç gün orada olacağım. Ama bir şey olursa hemen haber ver, tamam mı?”
“Tabii” demiştim gülümseyerek. Varlığı bana güven veriyordu ve doğumu onun yaptırmasını istiyordum. Ya o burda yokken doğum olursa? Bu düşünceyi kafamı sallayarak atmak istedim.
İşe gitmek için hazırlanırken hafif bir ağrı hissettim. Ama çok üzerinde durmadım. Belki fazla ayakta kalmıştım, ya da bebeğin hareketlerinden kaynaklanıyordu.
Evin kapısından çıkıp metroya doğru yürüdüm. Hava soğuk ama güneşliydi. İnsanlar aceleyle bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Ben de onların arasına karıştım. Metroya bindiğimde ayakta duracak bir yer bulup dayandım. O sırada bir kadın bana yer verdi. Gülümsedim.
Sonraki birkaç dakika her şey sıradan gibiydi. Ama sonra ani bir sancıyla durakladım. Önce nefes alıp vermeye çalıştım ama sancılar giderek şiddetleniyordu.
“Hayır, olamaz” diye fısıldadım kendi kendime. Daha birkaç haftam vardı henüz erkendi. Kaan da bunu söylemişti ama vücudum başka bir şey söylüyordu.
Metroda birkaç kişi bana dikkatle bakmaya başladı. Yaşlıca bir kadın yanımda durup “Kızım, iyi misin?” diye sordu.
“Sanırım…” diyebildim, ama cümleyi tamamlayamadım. Bir başka sancı geldiğinde artık ayakta duramıyordum. Kendimi yere bırakmadan hemen önce birinin “Doğum mu başlıyor?” diye bağırdığını duydum.
----
Çerez tadında bir bölüm bırakıyorum 🙌



