----
Aslı'nın gözünden
“Aslı?”
Donup kaldım. Sesin sahibini hemen tanıdım. Gözlerimi sesin geldiği yöne çevirdiğimde karşımda Sinan’ı gördüm. Tolga’nın kardeşi…
“Sinan, merhaba!” dedim şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak.
Sinan birkaç adım yaklaşıp yüzüme dikkatlice baktı. “Vay be, gerçekten sensin” dedi. “Uzun zamandır görmemiştim seni.”
Sinan’ın gözleri Kaan’a kaydı. Kaan, yanımızda durup sessizce bizi izliyordu. Yanında duran Aras, montunun cebine elini sokmuş bir şeylerle uğraşıyordu. Sinan kaşlarını kaldırarak “Peki, bu beyefendi kim?” diye sordu merakla.
“Oh, tanıştırayım” dedim hızlıca. “Kaan, benim arkadaşım. Bu da oğlu Aras. Sina, eski eşimin kardeşi.”
Kaan kibar bir şekilde elini uzattı. “Memnun oldum, Sinan Bey.”
Sinan da elini uzatarak selamladı. “Ben de memnun oldum. Kusura bakmayın, sizi yanlış tanıdım. Sanırım…” deyip sustu, ama ima ettiği şey çok açıktı.
Kaan hafifçe gülümseyerek omuz silkti. “Yanlış anlaşılmalar bazen eğlenceli olabiliyor.” her şeyi dalgaya alabiliyordu ama Tolga'nın ailesi bu tarz insanlar değildi.
Aras, bu sırada Sinan’a dikkatle bakıyordu. Birden “Amca, kocaman ellerin var! Benimle tokalaşır mısın?” dedi. Bu çocuk herkesle her şekilde anlaşabilirdi, şeytan tüyü var velette.
Sinan, şaşkın bir şekilde güldü ve elini sıktı. “Evet, küçük dostum. Güçlü bir tokalaşma yapabiliriz.”
Aras, bu etkileşimden oldukça memnun görünüyor, kendi küçük ellerini Sinan’ınkilerle kıyaslıyordu. “Biliyor musun, ben büyüyünce babam gibi doktor olacağım. Ama sen ne iş yapıyorsun?” diye sordu masum bir merakla.
Sinan hafifçe eğilip Aras’a cevap verdi. “Ben bir iş adamıyım. Ama belki bir gün senin gibi bir doktora ihtiyacım olur, ne dersin?”
Aras gururla “Tabii ki olur! Sana en iyi tedaviyi yaparım,” dedi. Bu neşeli konuşma hepimizin yüzünü güldürdü.
Sinan tekrar bana döndü. “Cidden seni burada görmek çok ilginç oldu, Aslı. Tolga'yla ayrıldıktan sonra buraya taşındığını bilmiyordum. Aslında, o da şu an İstanbul’da.”
Bir anda içime bir soğukluk çöktü. Tolga’nın burada olduğunu öğrenmek, içimde eski bir yaranın kabuklarını kaldırmış gibi hissettirdi. Yüz ifademi kontrol etmeye çalışarak “Öyle mi?” dedim.
“Evet,” diye devam etti Sinan. “Bir iş toplantısı için geldi .”
Sinan birkaç dakika daha ayaküstü konuştu. Aras, Sinan’ın dikkatini çekmiş gibi görünüyordu ve sık sık onunla konuşuyordu. Nihayet vedalaşırken, “Görüşürüz Aslı” dedi Sinan. “Kendine iyi bak.”
Kaan arabaya doğru ilerledi. Aras hâlâ Sinan’ın eline büyük bir hayranlıkla bakıyordu. “Aslı” dedi Kaan’a dönerek. “O amcanın elleri çok büyüktü. Babamınkinden bile!”
Kaan gülerek başını salladı. “Evet, Aras. Bazen insanlar farklı özelliklere sahip olabilir.”
Beni eve bıraktığında, Kaan sessiz ama anlayışlı bir şekilde, “Sinan seni biraz şaşırttı sanırım” dedi.
“Evet,” dedim. “Ama çok da önemli değil. Her şey değişiyor, ben de…”
“Bunu başarabildiğin için kendinle gurur duymalısın,” dedi gözlerimin içine bakarak. “Yeni bir başlangıç her zaman kolay değildir.”
Kaan’ın söyledikleri içimi ısıttı. Ona teşekkür ettim. Bugün çok yorulmuştum.
----