İçeriğe geç

Bayan şans ve bay şanssız

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Bayan şans ve bay şanssız

Bölüm 5

Bıdıldırıd

Harika geçen bir günden sonra olulun ikinci günündeyim. Okula gelmiş, Melek, Meriç ve Burak’a yaşadıklarımı anlatıyordum.

“Ve sonra eve döndüm.” Burak kaşlarını çatmış bir şekilde beni dinliyordu. Burak’a baktım.

“Ne o kaş?” Diye sordum. Bir süre sessiz kaldı. Herkes Burak’a bakıyordu. Burak Kerem’e bakıyordu. Bir süre daha sustu. Meriç’le bakıştık. Sonra Burka elini masaya vurdu ve,

“Siktim şimdi belasını.” Diyip ayağa kalktı. Hepimiz şaşırdık. Burak Kerem’e seslendi.

“Burak!” Siye seslendi Meriç. O sırada Burak Kerem’in yüzüne bir anda yumruk attı. Herkes bir anda bize baktı.

“Burak!” Diye bağırdım bir anda ve aralarına daldım. Benden sonra birkaç kişi daha geldi. Herkes onları ayırmaya çalılıyordu. Bende dahil. Aradan dakikalar geçti. Kavgaya katılanlarda oldu. Aralarından biri beni dışarı attı. Bende kavgada birkaç yumruk yemiştim. Sonra içeri hocalar doluştu. Hocalar dakikalarca bir uğraşın sonunda onları ayırabildiler.

“Geberteceğim ulan seni!” Diye bağırdı Burak.

“Siktir git göt!” Diye bağırdı Kerem. Burak bu lafına sinirlenip kendini hocalardan kurtarmaya çalıştı. Sonra hıcalar zar zor ikisinide dışarı aldı. Burak ve Kerem çıktıktan sonra hoca,

“Hadi evladım! Yok bir şey! Herkes otursun! Ders başlıyor!” Dedi. Biraz daha bağırışı susturduktan sonra derse başladı.

“Meriç!” Diye fısıldadım Meriç’e. Bana döndü.

“Beden böyle bir şey yaptı.” Meriç derin bir nefes verdi.

“O hep böyle. Kafasında kurar her boku. Takma kafana.” Dedi ve omzumu sıvazladı. Sonra Melek arkasına döndü.

“Yalnız seninde dudak gitmiş.” Dedi bana.

“Ne?” Dedim panikle ve aynamı çıkardım. Dudağım patlamıştı.

“Ananı derdini.” Diye fısıldadım.

“Teneffüste revire in.” Dedi Meriç.

“Hayır ya var benim yanımda herşey.” Dedim.

“Doğru. O piçede pansuman yapmıştın. İyilik meleği.” Dedi Meriç. Göz devirdim.

“O piç falan değil tamam mı? Saçma salak konuşma.” Dedim.

“Hıı piç değil. Şimdi Burak’tan duy birde.”

“Öf hadi bak işine.” Dedim sinirle.

“Sen ondan hoşlan-”

“Çay da getirelim mi evladım?!” Diye sordu hoca sinirle.

“Olur hocam şöyle bol şekerli.” Dedi Meriç. Bütün sınıf gülmeye başladı. Sonra hoca Meriç’e ters bir bakıl attı ve sınıfı susturmaya çalıştı. Tam o sırada içeri Rehberlik hocası ve Müdür yardımcısı girdi. Onların girmesiyle bütün sınıf sustu.

“Ne var bu kadar komik çocuklar?!” Diye sordu Müdür yardımcısı. Sonra,

“Hocam bizim Simay, Meriç ve Melek’i almamız lazım.” Dedi.

“Alın tabi hocam.” Dedi hoca. Sonra üçümüzde yavaş yavaş kalktık. Harika. Daha bir hafta olmadan müdüre gidiyordum. Üçümüzde kapıdan çıktık. Hocaların peşine takıldık.

“Sıçtık mı?” Diye sordum.

“Yok be. Bir iki şey söyler bırakırlar.” Dedi Melek.

“Asıl Burak ve Kerem sıçtı.” Dedi Meriç.

“Ve benim yüzümden.” Dedim üzgüm bir

şekilde.

“Kızım. Sen yokkende böyleydi. Sadece Burak’ın saçma bir sebebi var şu an.” Birkaç stesli dakikadan sonra müdürün odasının kapısındaydık. Müdür yardımcısı bize kapıyı gösterdi. Meriç önüme geçip kapıyı açtı.

“Hocam bizi çağırmışsınız.” Dedi Meriç.

“Evet Meriç. Sizi çağırdım. Gelin.” Dedi hoca kızgın bir ses tonuyla. İlk Meriç, sonra Melek en sonda ben içeri girdik. Dudaklarımı yemeye başlamıştım. Hepimiz teker teker oturduk. Kerem ve Burak ayrı iki sandalyedeydi.

“Evet çocuklar, anlatın bana nasıl oldu?” Diye sordu bize. Üçümüzde birbirimize baktık.

“Sen başla kızım.” Dedi hoca beni göstererek. Bir anda kalbim çarpmaya başladı.

“B-ben mi hocam?” Diye sordum.

“Evet kızım.” Bir süre düşündüm.

“H-hocam ben bilmiyorum.” Dedim yalan söyleyerek.

“O zaman sen dudağını duvara kafa atarak patlattın. Öyle mi?” Dedi hoca. Dudaklarını birbirine bastırdım.

“Hocam ben başlayayım mı anlatmaya?” Diye sordu Meriç. İki saniyeliğine sırıttım.

“Yavrum hepiniz anlatacaksınız zaten. Gerek yok arkadaşını korumaya. Hadi kızım sende anlat artık.” Dedi hoca. Ne diyecektim hocaya? Bir süre düşündüm ve en sonunda her ne kadar komik olacağını bilsemde hocaya,

“Hocam ben duvara kafa attım.” Dedim. Bir anda herkes sırıttı.

“Kızım, deli misin sen? İnsan gibi soruyoruz ne oldu diye.”

“Hocam valla. Çarpmışım duvara.” Dedim. Hoca sıkıntılı bir nefes verdi.

“Tamam evladım. Sen anlat Meriç. Sende mi duvara kafa attın evladım.”

“Evet hocam.” Dedi Meriç.

“Çok güzel yavrum. Biz sizi duvara kafa atın, dövüşün diye eğitiyoruz zaten. Sen söyle Melek. Hadi kızım sen anlat bari.”

“Yok hocam bende bilmiyorum.” Melek’in yüzünde yarasıda olmadığından hoca ona inanmıştı.

“Bakın çocuklar, biz okula neden geliyoruz? Eğitim almak için. Ring mi burası. Şimdilik tutanak tutmuyorum.” Dedi ve Kerem ve Burak’a döndü.

“Ama siz bir daha dövüşürseniz, uzaklaştırma.” Dedi hoca. İkiside başını onaylarcasına eğdi.

“Şimdi çıkın şu yaralarınıza pansuman yapsın revir ablanız.” Dedi hoca. Hepimiz sırayla çıktık. Hoca arkamızdan kapıyı kapattı. Sonra Meriç gülmeye başladı.

“Duvara kafa mı attın?” Diye sordu bana.

“Şimdi sana atacağım bak!” Dedim yapmacık bir sinirle. Herkes güldü. Sonra kollarımı göğüsümde bağladım ve Burak’a döndüm. Bir süre ona baktım.

“Neydi bu Burak?” Diye sordum ciddi bir şekilde. Sıkıntılı bir nefes verdi.

“Bahçeye çıkalım anlatırım.” Dedi. Hepimiz bahçeye gittik. Herkes Burak’a döndü.

“Çok safsın.” Dedi Burak.

“Bu mu açıklaman?” Dedi Kerem.

“Evet bu. Gücüne mi gitti.”

“Söylesene kıza sana köpek gibi aşığım seni Kerem’den kıskandım gittim dövdüm onu diye.”

“Ne diyorsun lan sen?” Dedi Burak sinirlenerek.

“Asıl sen ne diyo’n lan?”

“Burak tamam dur abi.” Dedi Meriç.

“Sağol Burak. O kadar belli mi gerçekten?” Dedim.

“Kızım anlamadın mı onun yüzünden taciz etmişler seni.” Kaşlarımı çattım ve Kerem’le aynı anda,

“Ne?” Dedik.

“O tam ekmek alırken gelsin rastgele adamlar seni taciz etsin. Oda sen ağzın kapalıyken yarasa gibi seni duysun falan. Tesadüf mü sence?” Bir anda dondum. Herşey yerine oturuyordu. Hiçbir şey duymuyordum. Onun beni duyması, adamların bize hiç sıkmamaları. Bir süre yere baktım, dengemi kaybettim. Sonra Kerem geldi beni tuttu. Ben bir anda sinirle onu ittim. Sinirle Kerem’e baktım, sonra arkamı dönüp koşarak tuvalete gittim.

“Siktir ya.” Dedim fısıldayarak. Hızla bir kabine girdim ve kapıyı kilitledim. Klozet kapağına oturdum ve dizlerime kapanıp ağlamaya başladım. Beni kullanmıştı. Ondan nefret etmeyeyim diye. Bir süre ağladıktan sonra kapı çaldı.

“Simay, iyi misin?” Melek gelmişti. Cevap vermedim.

“Anlıyorum. Sonra görüşürüz o zaman.” Dedi. Yavaş adımlarla tuvaletten çıktı. Bende uzun bir süre daha ağladım. Sonra kabindem çıktım. Şansıma tuvalette yalnızdım. Aynaya baktım. Yüzüm şişmemişti ama gözlerim kızarmıştı. Yüzümü yıkadım, gözlerim düzelene kadar. Sonra aynada kendime baktım. Nasıl bu kadar aptal olabilmiştim? Ben zekiydim. Ama bir şekilde kanmıştım. Düşünmayı bıraktım ve aynada kendime zoraki bir şekilde gülümsedim. Sonra son kez elimi kurulayıp çıktım. Sınıfa yavaş adımlarla gittim. Sınıfın kapısına geldim.

“Siktir ya nasıl gireceğim?” Diye fısıldadım kendi kendime. Çalıp girmek istemiyordum. Öyle yaparsam herkes bana bakardı. Ben nasıl gireceğimi düşünürken bir anda zil çaldı. Zilin çalmasıyla beraber kapı sert bir şekilde açıldı. Kapının rüzgarı saçlarımı savurdu. İki saniyeliğine kapıdakilerle bakıştım ve daha ne olduğunu anlamadan kalabalığın içinde itile kakıla kendi çevremde iki tur atmıştım. Olduğum yere geri geldiğimde terstim. Kendi kendime,

“Oha.” Dedim. Sonra yavaş yavaş sınıfa girdim. Kerem kendi yerinde, Melek, Meriç ve Burak bizim yerimizde oturmuş muhabbet ediyordu. Hiç fark edilmeden Burak’ların yanına gittim. Yanlarına gittiğimden fark ettiler tabi.

“Kızım sen nerdesin ya!?” Dedi Meriç. Meriç’e ters bir bakış attım. Meriç kaşlarımı çattı.

“Kızım ben n’aptım ya?!” Dedi. Ona Meriç şu an kimseyle konuşmak istemiyorum beni yalnız bırak ve benimle hiçbir şekilde iletişim kurma diyemeyeceğim için bende ters bir bakış attım. Sonra Burak,

“İyi misin?” Diye sordu ciddi bir ses tonuyla.

“Evet.” Dedim.

“Bir de gelmiş bana piç değil diyor.” Dedi söylenerek.

“Ay tamam Burak. Abartma sende.” Dedim.

“Melek nerde?” Diye sordum.

“Seni aramaya git-”

“Tim!” Dedi Melek arkadan nefes nefese. Eli göğüsündeydi ve ter içindeydi. Yavaş yavaş yanımıza geldi ve Meriç’in yanına oturdu.

“Bir daha lütfen beni de yanına al. Dalağım paylayacak.” Dedi ve suyundan içti.

“Tamam beraber falan sıçarız ya.” Dedim. Herkes kıkırdadı. O gün dördümüz öyle takıldık falan. Bütün gün Kerem’i düşünmüştüm. Nasıl yapabilirdi? Yapmış mıydı? Birkaç kere Kerem’le göz göze geldik. Okul çıkışı nasıl eve gidecektim? Büyük ihtimalle annemi falan arardım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.