İçeriğe geç

Bayan şans ve bay şanssız

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Bayan şans ve bay şanssız

Bölüm 2

Okulun ilk günü 1

Çok sıkıcı geçen iki günün sonunda sabah karga bokunu yemeden kalkmış tuvalette dişlerimi fırçalıyordum. Çoğu sabaha göre daha gergindim ve bu yüzden uykum var gibi hissetmiyordum. Dişlerimi fırçaladıktan sonra yeni okul formalarımı giydim. Klasik, yakalı tişört ve pileli etek. Ayağıma diz altı çoraplarımı geçirdim ve makyaj masama gittim. Cenk neredeyse masada uyuyacaktı.

“Cenk efendi okula gitmeyecek herhalde.” Dedim. Duymazdan geldi.

“Hadi çocuklar yiyin çıkın.” Dedi annem. Kahvaltıda sahanda yumurta ve çay vardı.

“Cihan yer misin?” Dedim Cihan’a bakarak.

“Sabah sabah sende bana sarma.” Dedi. İkimizde yemeklerimizi yedik ve ayakkabılarımızı giyip çantalarımızı sırtladık ve yürümeye başladık. Okul çok yakındı. On dakika falan. Uzun ve terli bir yürüyüş sonunda parfümümün yol olmasıyla beraber okula gelmiştik. Kocaman bir okuldu. Herkes arkadaşlarıylaydı. Cenk’e döndüm.

“Akşam görüşürü…” Çoktan gitmişti.

(????? anlatımıyla)

“Duydunuz mu yeni kız geliyormuş.” Dedi okulun kaşarlarından Beliz.

“Ay evet acaba hangi sınıfta?” Dedi Beliz’in arkadaşı. Beliz ters bir bakış attı.

“Neden Dila? Arkadaş mı olacaksın? Hangi sınıftaysa sınıfta, yinede uyarımızı yapacağız.” Dedi. Dila başını öne eğdi. O sırada sınıfa Koray girdi. Beliz korayı görünce taytını en tepeye çekip yalandan ayakkabısının ipini bağlamak için eğildi.

“Aaa ayakkabımın bağı çözülmüş ya! Niye söylemiyorsunuz?” Diye bağırdı. Koray,

“Sabah sabah başladı mesai.” Diye mırıldandı. Çantasını ve ceketini masasına fırlattı ve masasına gidip kafasını fırlattığı ceketine koyup uyumaya çalıştı. Beliz Koray’ın umursamaz tavrını hiç beğenmemişti. Gözlerini kıstı ve yavaş yavaş Koray’ın yanına gitti. Kulağına yaklaştı ve,

”Gü-nay-dın!” Diye bağırdı. Beliz’in bağırmasıyla Koray yerinden sıçradı.

“Beliz mal mısın nesin ya?” Dedi uykulu sesiyle.

“Böyle sesin çok tatlı. Uykun mu var çeninn?” Dedi Beliz yanına oturup. Kerem imrenerek baktı.

“Komedyen seni.” Dedi ve kalktı. Kapıya doğru yavaş yavaş yürüdü. Kapının kolunu tuttu ve çevirdi. Kapı açılmadı. Çünkü aynı zamanda Simay sınıfını bulmuş ve içeri girmeye çalışıyordu. Kerem bunu bilmiyordu. Bir Simay bir Kerem kapıyı itiyordu.

“Açılsana salak kapı!” Diye söylendi Simay sinirle. Keremde kapıyı zorluyordu.

“Noldu Keruş?” Dedi Beliz. Kerem kapıyı bırakıp Beliz’in ‘Keruş’ demesine laf edecekti ki o sırada Simay omzuyla kapıya vurdu. Kerem tutmadığı için kapı açıldı ve Simay bir anda Kerem’in ayağına düştü. Herkes Simay’a bakıyordu. Simay içinden “Ananı derdini.” Dedi korkuyla. Bir süre yerde yattı. Sonra yavaşça ayağa kalktı. Özenle topladığı saçları yüzüne gelmişti. İlk Kerem’le, sonrada Beliz ve tayfasıyla göz göze geldi. Hiçbir şey demeden yerdeki çantasını aldı ve başını öne eğerek hızla arka sıraya geçti. Göz ucuyla sınıfa baktı. Hala ona bakıyorlardı. Hiçbir şey olmamış gibi saçlarını düzeltmeye çalıştı. O saçını düzeltirken Beliz yavaş yavaş kıza doğru yürümeye başladı. Sonra masasına ellerini koydu. Simay Beliz’e döndü.

“Selam aşkom!” Dedi Beliz bağırarak.

“Buyur?” Dedi Simay.

“Adın ne canım?” Dedi Beliz gıcık bir tavırla. Simay bu kızı hiç sevmemişti.

“Neden?” Dedi Simay. Beliz anlamamış gibi baktı.

“Yan burası senin sınıfınsa sınıf arkadaşı oluyoruz canım.”

“Simay.” Beliz yapmacık bir

şekilde gülümsedi.

“Bak canım, bu okulda beni herkes tanır tamam mı? Ve çoğu kişide bana aşık. Şimdi sana bana aşık olanları sayıyorum, Mert, Burak, Kaan, Çınar, Emre…” Beliz saydıkça Simay’ın gözleri gidiyordu. Bir sürü kişi saydıktan sonra masaya eliyle vurdu. Simay bir anda sıçradı.

“Ve son olarak, şuraya bak.” Dedi Beliz. Simay Beliz’in gösterdiği yere yanı onları izleyen Kerem’e baktı. Sonra önüne döndü.

“O Kerem. Bana deli gibi aşık. Bende ona karşı boş değilim. Kerem’e yaklaşırsan, seni bitiririm.” Dedi Beliz. Simay göz devirdi.

“Herkeste sana ölüp bitiyor değil mi?” Dedi Simay. Beliz yaklaştı ve Simay’ın çenesini tuttu.

“Bak kızım. İlk günden düşman olmak istemiyorsan çok konuşma.” Dedi ve çenesini sertçe bıraktı. Sonra arkasına bakmadan Kerem’in yanına gitti. Simay göz devirdi.

“Kerem! Bu yeni kız çok sinirimi bozdu.” Dedi Beliz bağıra bağıra. Simay duysun diye yapmıştı. Simay bunu duyunca Beliz’e kitlendi. Beliz elini Kerem’in kravatında gezdirdi.

“Yazık sana.” Dedi Kerem umursamaz bir tavırla.

“Kerem! Çok tatlısın!” Diye çığırındı Beliz. Simay Kerem’den ve Beliz’den uzak duracaktı. Korkusundan değilde kendini korumak için. Birkaç bağırma sonra zil çaldı. Herkes yavaş yavaş sınıfa doluştu. Aralarından bir kız Simay’ın yanına geldi.

“Selam. Okulumuza hoş geldin. İstersen arkadaş olabiliriz.” Dedi. Simay ilk başta ‘ne diyo bu’ bakışını attı ama sonra gülümsedi.

“Olur. Yanım boş sanırım.” Dedi.

“Orda Bura-” diyecekti ve tam o sırada arkadan;

“Ben oturuyorum.” Diye bir ses geldi. Burak, sarışın, ela gözlü ve yapılı bir çocuktu.

“Ama istersen çaprazına geçebilirim.” Dedi kız. Simay duraksadı.

“Sen nereye oturmak istiyorsan otur yani istememe bağlı değil.” Dedi.

“Ben geçtim o zaman.” Dedi kız ve Simay’ın çaprazına geçti. Burak Simay’a gülümsedi. Simay’da Burak’a gülümsedi.

“Ben Burak.” Dedi Burak.

“Bende Simay.” Dedi Simay. Burak yavaşça sırasına geçerken;

“Neyce o?” Diye sordu.

“Ne biliyim Türkçe değil mi?” Diye sordu.

“Asıl ben nerden bileyim kızım. Senin adın değil mi.” Haklıydı.

“Doğru.” Dedi Simay. O sırada önüne başka bir çocuk oturdu. Sandalyesinde arkaya döndü. Burak’ın eline şu erkeklerin yaptığı ultra ses çıkaran çakma şeyini yaptı. Burak Simay’a

“Bak Simay, bu Meriç.” Meriç gözünü kısarak Simay’a bakıyordu. Simay anlamadı.

“Yüzümde bir şey mi var?” Diye sordu.

“Hayır. Sen şu sabah yere kapaklanan kız değil misin lan?!” Dedi sırıtarak. Simay gözlerini kapattı ve elini alnına yasladı. Alttan gülüyordu. Meriç kahkaha atmaya başlamıştı.

“Oğlum bak bir düşüşü var! Sivrisinek gibi yere yapıştı!” Dedi. Simay kafasını kaldırıp Meriç’e baktı.

“Çok komik!” Dedi. Burak gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Simay Burak’a baktı. Burak ona bakıyordu. En sonunda Simay’da kendi haline güldü.

“Tamam haklısınız. Çok komikti. Komik olduğu kadarda utanç verici.” Burak ciddi olmaya çalışarak,

“Sen neden düştün?” Dedi.

“Kap-”

“Piç Kerem düşürdü.” Dedi Meriç. Simay şaşırdı.

“Göt herif.” dedi Burak Kerem’e bakarak. Kerem göz ucuyla onlara bakıyordu. Kızıda kendine karşı dolduracaklardı.

“Piç derken?” Burak Simay’a döndü.

“Nasıl derken? Sende mi ona aşıksın?” Dedi Burak imrenerek.

“Ya öyle mi dedim Burak. Yanımda tanımadığım biri hakkında piç dediğinizde size yürü koçum dememi beklemiyorsunuz herhalde.” Dedi Simay. Meriç,

“Abi kız haklı. Gitme sende üzerine.” Dedi Meriç.

“Üzerine gitmedim yalnış anlama. Sadece piç yani. Başka türlü anlatılmaz. Göt kısaca. Boş verelim bu konuyu. Çıkışta bir şeyler içmek ister misin?” Dedi Burak.

“Burak hızlı çıktı!” Diye bağırdı Meriç. Simay buruk bir şekilde gülümsedi.

“Biz daha evi tam yerleştiremedik. Sonra.” Dedi.

“Anladım. Bitince içelim ama.” Simay sırıttı.

“Olur.” Dedi. Sonra Meriç,

“Goool! Top filede!” Diye bağırdı. O sırada içeri hoca girdi.

“Otursana çocuğum! Haydi ders başlıyor! Kaldır telefonları haydi haydi!” Diye bağırdı hocaları. İlk dersin sonunda Meriç ve Burak Simay’a okulu gezdirdiler. Burak Simay’a öğle yemeğini ısmarladı. Ee kısa günün kârı ;). Bütün gün Burak, Meriç ve adını sonunda öğrendiği Melek’le takıldılar. En sonunda okul bitti. Simay Burak’lara yalan söyledi ve Melek’le kahve içmeye gittiler.

“Bence Burak seni beğendi.” Dedi Melek. Simay gülümsedi.

“Bilmem. Belkide öyledir. Onu bunu bırak sen, Beliz kim?” Diye sordu Simay kahvesini yudumlarken. Melek göz devirdi.

“Kaşar Beliz. Göt veren işte.” Dedi. Simay güldü.

“Orası belli zaten. Sabah gelip beni tehdit etti. Birde Kerem bağımlısı. Allah Kerem’e sabır versin.” Dedi.

“Gerçekten. Kerem gelince ne hikmetse taytı iniyor ve kalemi düşüyor.”

“Malak.” Melek anlamaz bir ifade takındı.

“One be?” Diye sordu. Simay güldü.

“Ne olacak, Cenk’in lafı işte. Banada bulaştırdı.”

“Cenk?”

“Erkek kardeşim.” O sırada Melek’in telefonu çaldı.

“Alo… Arkadaşımlayım… hayır baba kız… baba kahve içiyoruz!… tamam ama-… baba!… tamam.” Dedi iç

çekerek ve telefonu kapattı. Melek aceleyle çantasını aldı.

“Ya Simay. Babam eve beş dakika içinde gelmezsen seni okuldan ben alırım dedi. Sen kendin gitsen olur mu?”

“Hiç sorun değil. Ben kendim giderim.”

“Yolu falan biliyorsun değil mi?”

“Evet evet.” Bilmiyordu.

“Sanada mahçup oldum. İstersen babam bıraksın senide.”

“Hayır hiç gerek yok. Ben biliyorum yolu zaten.” Dedi Simay. Sonra Melek Simay’a sarıldı.

“Kusura bakma ya. Baskıcı aile işte.” Dedi. Simay kıkırdadı.

“Biliyorum biliyorum.” Sonra vedalaştılar ve Melek tabana kuvvet eve koştu.

“Şimdi sıçtım.” Dedi Simay ve navigasyonu açtı. İçinden ‘hassiktir şarjımda az’ dedi ve navigasyonu açtı. Kafeden çıktı ve yola koyuldu. Hava kararmaya başlamıştı. Simay bir süre yürüdü. Sonra navigasyon onu bir ara sokağa soktu. İlk başta tereddüt etti. Ama sonra en fazla ne olabilir ki dedi ve ara sokağa girdi. Hava artık kaplaranlıktı. Ara sokakta flaşını kullanmak zorunda kaldı. Zaten şarjıda azdı. Sokakta yürürken bir anda bir ses geldi. Simay korkuyla sıçradı ve geri çekildi. Kalbi çarpmaya başlamıştı.

“K-kim var orada?” Dedi kekeleyerek. Bir kere daha ses geldi. Simay titremeye başladı ve bir anda tabana kuvvet koştu. Yani denedi. Sonra biri arkasından onu tuttu ve ağzını kapattı. Simay çığlık atamıyordu. Hareket edemiyordu. Sonra arkadan biri daha geldi. Simay’ın gözünden yaşlar akmaya başladı. Diğer adam Simay’ın çenesini tuttu.

“Ne kadar güzel bir kız. Ne yapıyorsun burada. Hemde…”Dedi adam ve elini Simay’ın bacaklarına götürdü. Diğer adam Simay’ın bacaklarını sımsıkı tutuyordu. Simay hareket edemiyordu.

“Bu kısa etekle.” Dedi. O sırada Kerem bakkala ekmek almaya gitmişti. Bakkal ara sokağın hemen önündeydi. Simay çığlık atabildiği kadar atıyordu. Boğuk çığlıklarını Kerem duymuştu. Kerem ara sokağa girdi. Yavaş yavaş yürüdü. Sonra iki adam ve bir kız gördü. Kerem adamlara doğru koştu. O sırada Simay’ı gördü.

“Simay?” Diye mırıldandı. Simay kalp krizi geçiriyordu. Göz yaşları adamın eline geliyordu. Adam tam Simay’ın kalçasını elleyecekti ki yüzüne sağlam bir yumruk yedi. Sonra Simay’ı tutan adam Simay’ı yere attı. Simay ne olduğunu anlamamıştı. Göz yaşları yüzünden her şey bulanıktı. Göz yaşlarını sildi ve kim olduğuna baktı. Şaşkınca “Kerem.” Diye mırıldandı. Kerem’e yardım etmeliydi. O sırada gözüne çantası çarptı. Çantasını bir kolundan tuttu ve onu taciz eden adamlardan birinin kafasında doğru,

“Göt herif!” Diyerek savurdu. Vurduğu adam çantanın darbesiyle yere yığıldı. Kerem Simay’ı itti ve bir süre daha dövüştü. Sonra Simay’a

“İyi misin? Herhangi bir yerini ellediler mi?” Diye sordu nefes nefese. Simay tam cevap verecekken arkadan dört adam daha geldi.

“Kerem bunlar artıyor.” Dedi Simay sesi titreyerek. Kerem Simay’la sırt sırt geldi. Adamlar her yerlerini sarmıştı. Bir süre beklediler. En sonunda Kerem Simay’ın elini tuttu ve,

“Sakın bırakma!” Diye bağırdı ve bir anda koşmaya başladı.

bölüm 1 sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.