Arkamdan bir ses:
-Az önce konuştuğun çocuk sevgilin miydi?
Ben:
-Senin kim olduğunu bilmiyorum ama anlatacağım artık içimdekileri birine dökmem gerek. Seray denen kız beni eski bir harabede her tarafımı bağladı ve ağzımı bantladı. Onlar gittikten sonra kurtulmayı başardım. Çok korktuğum için en güvendiğim arkadaşlarımdan birisini aradım ve o da bana inanmadığını söyledi. Bana ihanet etti.
Arkamdan bir ses:
-Senin için üzüldüm görüşürüz.
Cadı gibi bir kahkaha patlattı. Tamam kapıdan dışarı çıkacakken kapıları üzerime kapadı. Açmaya çalıştım açılmıyordu.
İnternetim bitti hiç kimseyi arayamıyordum. Çok acıktım ve çok susadım. Artık dayanamıyordum. Yavaş bir şekilde uyumak için yere doğru uzandım. Şimdi hatırladım Ela bugün bize gelecekti ve burası bizim eve giderken rastladığımız yerdi. Eğer şuanda Ela bizim eve geliyorsa avazım çıktığı kadar bağırabilirim. Ben:
-Ela beni bul ben buradayım lütfen lütfen beni bul Ela bu harabedeyim.
Ela:
-Sen kimsin?
Ben:
-Ela ben Sema. Lütfen beni kurtar.
Ela kapıyı biraz zorluyordu ve...
Hastanedeydim. Daha yeni uyandım. Ela'ya:
-Ela ben en son,
Ela:
-Evet kapıyı zorlamam uzun sürdü ve sen galiba açlıktan bayıldın. Kapıyı açtığımda yerdeydin. Seni hastaneye götürdüm.
Doktor yanımıza gelerek:
-Serum yediğinize ve diğer kanamaları durdurduğumuza göre artık taburcu olabilirsiniz.
Ela beni otobüsle eve götürdü, anneme durumu anlattı. Annem:
-Peki bana niye bu olanları anlatmadınız?
Ela:
-Hepimiz çok telaşlıydık kime haber vereceğimizi bilemiyorduk. Bu nedenle hiç kimseye haber veremedik üzgünüm.
Annem:
-Tamam ama bir daha olmasın. Bana da haber verin.
Ela:
-Tamam efendim.
Ela ile odama çıktık. Ela bana:
-Bu Seray denen kız çok oldu bu sefer. Okula sana yaptıkları ile ilgili bir afiş hazırlayıp okulun her tarafına asacağım. Böylelikle herkes Seray'ın zorba birisi olduğunu anlayacak.
Ben:
-Tamam o zaman sen şimdi afişi hazırlamaya başla. Sonra sen kırtasiyeye gidip fotokopisini çektirirsin.
Ela hazırlamaya başladı ve bitti. Ela fotokopi çektirdi ve evine döndü. Ben yatakta yatıyordum. Uyudum...
Uyandım ve okula gitmek için hazırlandım. Bu sefer kahvaltıyı yemek zorundaydım güçlenmek için bu yaşadığım olay beni çok kötü etkiledi. Yürüyemiyordum, koltuk değnekleri ile zar zor yürüyebiliyordum. Bu sebeple okula yürüyerek gidemedim. Otobüs bindim. Okula geldim sınıfa geçtiğimde sıramda Batuhan vardı ve onunla konuşmuyordum. Bana inanmadı bana ihanet etti.
Ela her yere afiş astı. Bütün okul Seray'ın zorba birisi olduğunu anladı. Sırama oturdum yanında Batuhan vardı. Batuhan bana dikkatlice koltuk değneklerime bakıyordu. Seray yanımıza gelip
Batuhan'a:
-Nasılsın aşkım?
Batuhan:
-İyiyim aşkım.
Sessizce ağlamaya başladım. Sınıfa Türkçe Öğretmenimiz Meral Hanım derste:
-Semacığım senin için üzüldüm. Geçmiş olsun. Arkadaşlar sırayla dün neler yaşadığınızı anlatacaksınız. Sema istersen önce sen ile başlayalım. Ela'ya kısık bir sesle:
-Afişlerinden kaldı mı?
Ela:
-Evet son bir tane kaldı.
Ben:
-Onu bana ver.
Ela bana afişi verdi.
Dün yaşadıklarımı anlattım. Seray:
-Bir kanıtın var mı da beni boş yere suçluyorsun?
Ben afişi gösterdim. Batuhan ve Seray hariç herkes:
-Hain, Sema senin yüzünden 1 ay boyunca yürüyemeyecek.
Ben:
-Arkadaşlar onun yüzünden koltuk değneği ile yürüyorum ama çok zorlanıyorum.
Ben anlattıktan sonra teneffüs oldu. Batuhan yanıma geldi:
-Üzgünüm, sana yaptığım herşeyden dolayı çok özür dilerim. Seray bana olayı tamamen farklı anlattı, hatta birkaç fotoğraf bile gösterdi ama hepsi sahteydi. Üzgünüm lütfen beni affet.
Ben:
-Bunu biraz düşünmeliyim.
Düşünüyordum. Aklıma tek başıma yalnız kalacağım geldi. Çok korktum. Herkesin yanında birisi ve ve ben yapayalnız birisi olsaydım. Aslında Batuhan'ı affedebilirdim. Çünkü gerçekten o kandırılmış. Aynı yaşadığım bazı duygular gibiydi. En sonunda Batuhan'a:
-Seni bir şartla affedeceğim. Eğer gözınle bile olayı görmüş olsan bile bana inanacaksın.
Batuhan:
-Özür dilerim, ben bu oyuna kanmamalıydım.
Seray hala bir daha barışmayacağımızı düşünüyordu. Biz de bir plan yaptık. Küs gibi davranacaktık ve bizi nasıl ayırmaya çalıştığını görecektik. Batuhan ile kavga edermişçesine rol yapıyorduk. Seray bunu görümce:
-Batuhan Sema beni lavaboya kilitledi.
Batuhan:
-Şuana kadar sana inanıyordum ve sen yalan söylüyordun ama artık Sema'ya inanıyorum. Git yanımızdan, yalancılara ihtiyacımız yok.












