İçeriğe geç

Batuhan ve Sema

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Batuhan ve Sema

Bölüm 6

Altıncı Bölüm

Bu olaydan sonra derse Müzik Öğretmenimiz Yağmur Hanım dersimize girdi. Derste öğretmenimiz sınıfımıza ayaklı bir piyano getirdi ve bize öğrettiği gibi çalmamızı istedi. Keşke dersi dinleseymişim diyorum. Çünkü Müzik dersini pek dinlemiyordum. Sanki öğretmen sınıfa piyona getirecekti düşüncesiyle pek dinlemedim ve getirdi.

Sırayla herkes çalmaya çalıştı. Sırayla herkes piyonayı çalmaya başladı. İlk Ela çaldı. Ela kolay bir melodi çaldı. Sırayla böyle devam etti. Sıra Seray'a geldi ve Batuhan'a:

-Ben Sema'dan daha iyi çalıyorum Batuhan.

Batuhan umursamadı. Sıra bana geldi. Batuhan heyecanlı olduğumu ve birşey bilmediğimi anladı. Sıra bana geldi. Gelirken Batuhan'da arkamdan geliyordu ve Yağmur Öğretmenimiz:

-Batuhan, Sema çalacak, sen niye geliyorsun arkasından?

Batuhan:

-Öğretmenim ben ve Sema sizin verdiğiniz dersleri dinledik ve bizim evde olan piyonayı çaldık. Beraber çalıyoruz.

Yağmur Öğretmenimiz:

-Tamam o zaman çalın.

Batuhan çalamadığımı biliyordu. Bana fısıldayarak:

-Sadece notaları çalıyor gibi yapmalısın. Tek yapacağın bu.

Ben onayladım. Batuhan hâlâ korktuğumu anladı. Elini elimin üzerine koydu ve kısık bir sesle:

-Başaracaksın.

Batuhan ve ben Mozart'ın "Türk Marşı" adlı şarkıyı çaldık. Yağmur Öğretmenimiz şarkımız bittikten sonra:

-Aferin bu çok zor bir parçadır. Çok güzel çaldınız. Bakın iki arkadaşına ne kadar güzel çalıyorlar. Siz de çok çalışın.

Biz çaldıktan sonra teneffüs oldu. Teneffüste Batuhan'a:

-İyi kurtardım. Çok teşekkür ederim. Kurtardık dememe gerek yok, sen her türlü güzel çalıyorsun. Sen piyona çalmayı nereden öğrendin?

Batuhan:

-Sanırsam 10 yaşlarındayken piyona dersi almaya başlamıştım ve çok güzel çalıyordum. Ondan sonra pek piyonayla işim olmadı ama şimdi piyona dersi aldığıma şükrediyorum.

Son dersimiz boş dersti ve yine Beden Eğitimi Öğretmenimiz Berlin Hanım sınıfa girdi. Bu sefer ders yapmayacağını ve bizi serbest bırakacağını söyledi. Boş derste güzel aktiviteler yaptık. Mesela birbirimizin komik fotoğraflarını vb. şeyler yaptık. Ders bitti.

Her zaman ki gibi eve yürüyerek gidiyordum. Bir süre yol yürüdükten sonra aramızda az bir mesafe olan birkaç erkek çocuğu gördüm. Ellerinde sopa vardı. Korkmaya başladım. Her taraftan birkaç çocuk geliyordu. Galiba etrafım sarıldı. Sağımda bir lavabo vardı ve çocuklar hala uzaktaydılar. Hemen bayan lavabosuna girdim. Ne de olsa hepsi erkekti ve bayan lavabosuna giremezlerdi.

Lavaboya saklandım. Saklandıktan sonra bu çocukların kim olduğunu merak ediyordum. Ne de olsa ben hiç kimseye bulaşmadım. Korkudan kapıyı kilitledim. Birisi içeri giriyordu ve sesi duyuluyordu. Cadı gibi bir kadın gülüşüydü. Kapı aralığından baktığımda bu kişinin Seray olduğunu gördüm. Sırayla her kapıyı tıklayarak:

-Dolu mu?

Hiçbirisinden cevap gelmiyordu. Sıra benim olduğum lavabo kapısına geldi. Tekrardan:

-Dolu mu?

Cevap vermedim. Seray ümidini kesti ve duyduğuma dışarı çıktı. Batuhan'a mesaj attım. Mesaj sesi duyuluyordu. Seray:

-Demek buradasın.

Olamaz, ben buna nasıl kanardım! Çıktığını zannettiğimde mesajı attım ve mesaj internetim olmadığımdan Batuhan'a ulaşmadı. Seray benim olduğum kapıyı zorlamaya çalıştı ama başaramadı ve o çocuklara:

-Gelin şu kapıyı açın.

Çocuklar önce kapıyı sertçe ittirdiler. Başaramadılar. Ondan sonra hepsi bir yandan ittirdiler ve kapı açıldı ve...

Uyandım. Eski bir harabedeydim. Karşımda Seray ve erkek çocuklar oturuyordu. Seray'a:

-Beni buraya nasıl getirdiniz?

Seray:

-Sana bunu kahkahayla anlatacağım. Öncelikle kapı kırıldı ve seni bayılttık. Seni buraya getirdik.

Ardından çok kötü bir kahkaha attı.

Ben:

-Buna nasıl kanarım ben olamaz.

Seray:

-Oldu bile.

Yine o kötü kahkahayı attı. Bir sandalyeye bağlı olduğum için hareket edemiyordum. Seray ile çocuklar giderken:

-O zaman ben de bağırırım beni de kurtarırlar.

Keşke bunu da söylemeseydim. Gelip ağzımı da bantladılar. Gittiler. Tek başıma kaldım. En azından ellerimi biraz hareket ettirebiliyordum. Bunu bir fırsata çevirebilirdim. Ellerimi küçük bir hareketle hareket ettirerek bantı biraz gevşetmiştim. Biraz daha biraz daha yaparken bant o kadar çok gevşedi ki neredeyse içinden çıkabilirdim. Ellerimi banttan çıkardım. Ağzımdaki bantı da çıkardım. Ellerimle bantı yırttım. Hemen oradan kaçmalıydım.

Telefonum cebindeydi, hemen Batuhan'ı aradım:

-Batuhan çok kötü

Batuhan sözümü keserek:

-Seray'a yaptığın hoş birşey mi? Kızı eski bir yere bağlamışsın Seray canını zor kurtardı. Bir daha senle konuşmayacağım. Ben de seni iyi birisi zannediyordum. Meğersem yanılıyordum.

Hemen aramayı kapattım. Ağlamaya başladım.

Arkamdan bir ses:

Bölüm sonu

22 yorum