Birbimizle atışmaktan ders işlemeyedik. Zaten bizim sınıftan bu beklenirdi. Her zaman ki gibi olayları mahvetme performansları...
Ama ben de onlar gibiydim. Artık birkaç kişi hariç birbirimizle iyi geçinebiliyoruz. Ama bazen...
Çünkü bazen kavga bazen de en iyi olduğumuzu kanıtlama peşindeyiz, ama biz hep böyleyiz. Öğretmenler gününde Matematik Öğretmeninin yüzüne pasta fırlattık. Öğretmen hepimizi bir azarladı bir azarladı. Hatta neredeyse müdüre gidiyorduk. Birimiz bayılma numarası yapıp müdüre gitmekten kurtulduk. O gün hepimiz ucuz atlattık.
Son dersimizi de atışmayla bitirdiğimize göre artık eve gidebiliriz. Eve yürüdüm. Eve gider gitmez rolüme çalıştım. Külkedisi olmalıydım.
Akşam olduğunda bir bilgilendirmeye rastladım. Dizide şunları anlatılıyordu;
"Merhaba sevgili izleyicilerimiz bugün sizlere nasıl tiyatrodaki rolünüzü daha iyi yansıtabileceğiniz hakkında bilgi vereceğiz. Öncelikle rolünüzü yansıtmak için rolünüzü ve repliklerinizi ezberlemeniz gerekli. Bu aşamayı bitirdikten sonra ise o replikte üzüntü veya mutluluk içeren bir ifade olup olmadığına bakmalıyız. Buna uygun bir şekilde bir doğaçlama ekleyebiliriz, mesela üzüntü mü içeriyor ve repliklerinizde olamaz ben buna nasıl kanardım diye bir ifade içeriyorsa siz de şunları söyleyebilirsiniz olamaz ben buna kanamam hayır ben buna nasıl kandım gibi bir ifade söyleyebilirsiniz. Diyelim ki doğaçlama yaptınız asıl bunu nasıl söyleyeceğimiz önemlidir. Mesela korku içeren bir replikte kelimeyi kısık sesle mi
yoksa bağıran bir şekilde mi söylersiniz? Bence bunu herkesin cevabı bağıran bir şekilde olur. Çünkü genellikle koltuğumuz anlarda kimse olmadığını düşündüğümüz için bağırmayı tercih ederiz. bilgilendirmemiz bitmiştir bizi izlediğiniz için teşekkürler."
Bilgilendirme işime yaradı. Külkedisi rolüne biraz daha çalıştıktan sonra uyumaya gittim çok yoruldum. Uyandım. Hazırlanıp çıktım. okula yürürken, birisinin peşimden geldiğini gördüm. Acaba o kimdi? Onu tanımadığıma emindim. Çünkü ilk defa görüyordum ve bizim mahallede kimse siyah şapkalı ve siyah giyimli olmazdı. Çünkü kimsenin saklanmasına ihtiyaç yoktu. Korkarak hızlı adımlarla yürümeye devam ettim. Arkamdan gelen kişinin ayak seslerini duyuyordum. Daha da yakınlaştı. Bundan sonra arkamdan:
-Ben Batuhan'ım Sema korkmana gerek yok.
Şapkasını çıkardım. Gerçekten de Batuhan'dı. Batuhan'a:
-Senin burada ne işin var? Niye her taraftan çıkmaya başladın?
Batuhan:
-Sakin ol. Anlatacağım.
Ben:
-Ne anlatacaksın?
Batuhan:
-Seray, Yaren ve Leyla dün konuşuyorlardı. Bugün sen yürüyerek okula giderken yolunu kesip seni döveceklerdi.
Ben:
-Sağol Batuhan, beni kurtardın. Bizde onlara bir oyun oynayalım mı?
Batuhan:
-Nasıl bir oyun oynayacağız?
Ben:
-Şöyle onlar beni tek kişilik zannettiği için beni dövmeye kalkışacaklar. Sen arkam da olacaksın. Beni dövmeye gelince, arkamdan çıkarak yanıma doğru geleceksin.
Batuhan:
-Her zaman ki gibi planların çok iyi. Hatta şu pastaneden bir pasta alıp yüzlerine fırlatalım.
Ben:
-Evet bence de böyle yapalım.
Seray, Yaren ve Leyla yolumu kestiler. Batuhan arkamda pastaları tutuyordu.Tam beni dövmeye kalkışacaklarken Batuhan yanıma gelip yüzlerine pasta fırlattık. Yüzü, saçları pasta oldu. Üçü de evlerine döndü ve duş aldılar.
İlk dersimiz Drama Öğretmenimiz Ece Hanım ile işliyorduk. Tiyatroda külkedisini seçecekken Seray yüzünden seçemedik. Kendilerini üç silahşör sanan kendi kazdığı kuyuya düşen grup 10 dakika sonra geldiler. Olayı anlatmadılar yoksa onlar ceza alacaklardı çünkü suç bizim değildi. Kendileri benim yolumu kesmek istediler.
Önce Batuhan rolünü göstermeye çıktı. Güzeldi ama birkaç yerde eksiği vardı. Ece Öğretmenimiz:
-Batuhan güzeldi. Birkaç yerde eksiğin var o kadar. Çalış ve o eksikleri kapat. Sıra Seray da gel Seray.
Seray kağıdıyla birlikte geldi. Ece Öğretmenimiz:
-Seraycığım bunları ezberleyecektik. Hem derse geç geldin hem de rolünü ezberlememişsin. Başla.
Seray'ı hiç beğenmedim. Ne doğaçlama, ne de ses tonunu ayarlayabiliyordu. Seray bazı kelimeleri yanlış okuyordu. Seray yerine bir ilkokul çocuğu hiç çalışmadan bunu okusaydı Seray'dan bin kat daha güzel okurdu. Ece Öğretmenimiz:
-Sen hiç beğenemedim, bu okumadan sonra her türlü rolü Sema alacak. Sema sıra, lütfen sen çalıştım de bana.
Ben:
-Evet öğretmenim ben çok çalıştım.
Tahtaya çıktım ve bilgilendirme de ne diyorsa onu okudum. İlk doğaçlamamda Seray:
-Öğretmenim birkaç kelime fazla okudu, bu replikte bu kelimeler yok.
Ece Öğretmen:
-Seraycığım bu doğaçlama.
Doğaçlama yaparak ve ses tonunu ayarlayarak repliklerimi bitirdim. Ece Öğretmenimiz:
-Aferin Sema oylamaya bile gerek yok zaten herkes senin daha güzel okuduğunu söyleyecek. Seraycığım sen de hiç çalışmamışsın maalesef rolü sana veremeyeceğim.



