İçeriğe geç

Başka Bir Evrende

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Başka Bir Evrende

Bölüm 5

Baskın

Kapının ardından gelen sesle hepimiz donduk. Jisung'un elleri havada asılı kaldı, oluşturduğu ışık desenleri titreyerek söndü. Odadaki kristaller solgun bir ışık yaymaya başladı.

Jisung: Seungmin...

Felix'in yüzü bembeyaz oldu. Jeongin kitabını göğsüne bastırdı. Minho ise soğukkanlılığını koruyor gibiydi ama ellerini yumruk yapmıştı.

Jisung boğazını temizledi ve kapıya doğru yürüdü. Kapıyı araladığında, eşikte duran figürü gördüm. Seungmin... Koyu saçlı, keskin hatlı, gözlerinde zamansız bir derinlik vardı.

Siyah bir takım elbise giyiyordu, yakasındaki küçük bir iğne sanki zamanın kendisinden bir parça gibi parlıyordu.

Seungmin: Jisung, gece bu saatte laboratuvarında ışık görünce merak ettim.

Jisung: Sadece... yeni bir proje üzerinde çalışıyordum. Önemli değil.

Seungmin başını hafifçe eğdi. Gözleri Jisung'un omzunun üzerinden odaya doğru kaydı. Tam o sırada Minho bir adım öne çıktı ve Seungmin'in görüş alanına girdi.

Minho: Seungmin. Seni görmek güzel. Biz de Jisung'a uğramıştık, biraz sohbet ediyorduk.

Seungmin: Bu saatte mi? Ve Felix ile Jeongin de burada mı? Sanki gizli bir toplantı mı yapıyorsunuz?

Felix: Gizli mi? Ne gizlisi? Sadece... eski günleri hatırlıyorduk.

Seungmin: Eski günler mi? Ve bu da kim?

Hepimizin nefesi kesildi. Seungmin'in gözleri üzerimdeydi. Sanki ruhumun derinliklerine kadar bakıyordu. Zamanın kendisi durmuş gibiydi.

Minho: Yeni bir yardımcı. Dün geldi. Ona iş öğretiyorduk.

Seungmin: Yardımcı mı? Onay almadan mı?

Minho: Acil bir ihtiyaçtı. Sana söyleyecektim ama...

Seungmin: Ama ne? Bana söyleyeceğin bir şey var mı? Yoksa... sakladığın bir şey mi?

Kalbim duracak gibi atıyordu. Seungmin bana doğru yürüdü. Her adımda yer çekimi artıyor gibiydi. Önümde durdu, başını hafifçe yana eğdi ve beni süzdü.

Seungmin: Bana bak.

Gözlerimi kaldırdım. Göz göze geldik. Onun gözleri... derin, karanlık ve içinde yıldızlar dönüyordu sanki. Zamanın sonsuzluğu orada saklıydı. Bir anda etrafımdaki her şey bulanıklaştı, sesler uzaklaştı. Sadece o vardı.

Seungmin: Kimsin sen?

Taehyun: Ben... Taehyun...

Ağzımdan başka hiçbir şey çıkmadı. Korkuyordum. Belki de çekiniyordum...

Seungmin gözlerini kıstı. Sessizlik o kadar derindi ki, kendi kalp atışlarımı duyabiliyordum. Zamanın onun elinde olduğunu biliyordum. Bir anlık tereddüt, bir yanlış kelime... ve her şey sona erebilirdi.

Seungmin: Taehyun mu? İlginç. Bu ismi daha önce hiç duymadım.

Minho: Zaten yeni. Dün gece şehrin girişinde buldum. Kayıp görünüyordu.

Seungmin: Kayıp mı? Bu şehirde kaybolanlar genellikle geri dönmez. Peki sen nasıl hayatta kaldın, Taehyun?

Taehyun: Ben... bilmiyorum. Minho beni buldu.

Seungmin'in dudaklarında ince bir gülümseme belirdi. Ama bu gülümseme hiçbir şey ifade etmiyordu. Daha çok bir avcının avını köşeye sıkıştırdığındaki ifadeydi.

Seungmin: Minho, seni tanırım. Yardımsever birisin. Ama bu kadar geç saatte, bu kadar gizli bir toplantı... ve bu yabancı... Burada bir iş var.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.