İçeriğe geç

Başka Bir Evrende

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Başka Bir Evrende

Bölüm 4

Kırmızı Saat

Taehyun: Kırmızı saat mi?

Minho: Gökyüzünün kırmızı olduğu zaman dilimi. Bu saatlerde şehrin enerjisi yoğunlaşır, olaylar daha tehlikeli olur. Normal insanlar evlerine çekilir. Biz ise... nöbet tutarız.

Felix: Seungmin'in kuralları. O bu saati dengesizlik dönemi olarak tanımlar. Bu saatte dışarıda olan herkes ya görevlidir... ya da kaçaktır.

Jeongin: Hadi, zaman kaybediyoruz. Jisung'ı bulmalıyız.

Yola çıktığımızda gökyüzü daha da kızarmıştı. Sanki kan bulutların ardından sızıyordu. Sokak lambaları titrek bir ışık yayıyordu. Kendi gölgem bile bana yabancıydı.

Felix önden yürüyor, Minho ise benim yanımda kalıyordu. Jeongin arkamızda, kitabını açmış, bir şeyler karalıyordu.

Felix: Jisung'ın laboratuvarı Kule'nin doğu kanadında. Orada yalnız çalışmayı sever. Ama dikkatli olmalıyız. Kule'nin çevresi Seungmin'in gözetiminde.

Minho: Ben Jisung'ı çağırırım. Siz burada bekleyin.

Minho hızla uzaklaştı. Karanlığın içinde kayboldu. Birkaç dakika sonra uzaktan bir ışık yandı, sonra söndü. Ve ardından gelen ayak sesleri...

Jisung: Minho, gece vakti beni neden çağırdın? Önemli bir şey mi var? Ve... bu kim?

Minho konuşmadan önce bana bir bakış attı.

Minho: Bir misafirimiz var, Jisung. Ve sana bir teklifimiz var.

Jisung: Teklif mi?

Jisung'un gözleri beni süzdü. Merak ve şüphe arasında gidip geliyordu.

Felix: Jisung, bu kişinin enerjisi... hiçbir evrene ait değil. Tamamen yeni. Senin için eşsiz bir yaratım fırsatı olabilir.

Jisung'un gözleri parladı. Ama hemen ardından kaşlarını çattı.

Jisung: Seungmin bundan haberdar mı?

Minho: Henüz değil. Ama olacak. Önce senin yardımına ihtiyacımız var.

Jisung: Yani Seungmin'e karşı mı çalışıyorsunuz?

Jeongin: Hayır. Sadece... ona doğru zamanda doğru bilgiyi vermek istiyoruz. Ama önce bu kişinin burada kalabilmesi için bir kimlik oluşturmalıyız.

Jisung: Bunu yaparsam... beni de sorumlu tutarlar.

Minho: O yüzden kimseye söylemeyeceksin.

Jisung: Ve eğer yardım etmezsem?

Minho: O zaman bu kişiyi Seungmin'e teslim etmek zorunda kalırım. Ve sen de onun yok olmasına sebep olanlardan biri olursun.

Jisung'un yüzü buruştu. Derin bir nefes aldı ve elini saçlarına götürdü.

Jisung: Neden hep beni zor durumda bırakıyorsunuz..? Tamam... ama bir şartla.

Felix: Ne?

Jisung: Bu kimliği oluştururken, onun gerçek enerjisinin bir kopyasını saklayacağım. Eğer ileride bir şey olursa... bu kanıt bende kalsın. Kimseye söylemem, ama güvencem olsun.

Jeongin: Kabul. Bu kopyanın var olması ileride işimize yarayabilir.

Jisung beni laboratuvarının kapısından içeri çekti. Oda, parlayan kristaller ve dönen metal halkalarla doluydu. Havada tatlı bir kimyasal koku vardı. Jisung masasının başına geçti ve ellerini havaya kaldırdı.

Jisung: Adını söyle.

Taehyun: Adım Taehyun.

Jisung: Taehyun... güzel isim. Peki Taehyun, bu dünyada ne işin vardı? En sevdiğin renk neydi? Hangi yemeği severdin? Hayatında en çok neyden korkardın?

Sorular ardı ardına geldi. Jisung parmaklarını oynatırken, ışıklar havada şekiller oluşturuyordu.

Taehyun: Ben de bilmiyorum. Mavi ve turuncu. Favori yemeğim yok. Yalnız kalmak.

Ben cevap verdikçe, ışıklar daha da parlaklaşıyor, daha da yoğunlaşıyordu. Sanki anılarım birer iplik gibi Jisung'un ellerinde dokunuyordu.

Ama o sırada kapı tıklamaya başladı ve bir ses duyuldu.

"Jisung, içeri gelebilir miyim?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.