Felix: Saklayabilirim, ama riskli. Benim enerjim farklı. Paralel evrenler arasında geçiş yapabiliyorum. Bu yüzden Seungmin beni her zaman izler. Eğer anormal bir hareket görürse, sadece seni değil, hepimizi sorguya çeker.
Jeongin kitabını kapattı. Yüzünde artık o şüpheci, mesafeli ifade yoktu. Yerini daha ciddi, neredeyse endişeli bir bakış almıştı.
Jeongin: O zaman başka bir plan yapmalıyız. Onu hiçbir yere saklayamazsak, belki onu bu evrenin bir parçası yapabiliriz.
Minho: Nasıl yani?
Jeongin: Jisung. Eğer Jisung onun için küçük bir kimlik oluşturabilirse, yani bu dünyaya ait bir geçmiş, bir bellek, bir enerji imzası yaratabilirse, belki sistem onu kabul eder. Geçici de olsa.
Felix: Jisung bunu yapabilir. Ama Jisung'ı ikna etmeliyiz. O, Seungmin'e sadakatle bağlıdır. Neden ona karşı gelip bir yabancıya yardım etsin ki?
Jeongin: Jisung'a güvenemeyiz. En azından doğrudan değil. Ama... belki onu ikna edebilecek bir şey bulabiliriz.
Minho: Ne gibi?
Jeongin: Jisung her zaman yeni şeyler yaratmayı sever. Yaratıcılığı onun en büyük zayıflığıdır. Eğer ona bu durumun eşsiz bir yaratım fırsatı olduğunu söylersek... belki yardım eder.
Felix: Tehlikeli bir oyun bu. Ya Jisung Seungmin'e gidip her şeyi anlatırsa?
Minho: O zaman önce Seungmin'le konuşmamız gerekir.
Taehyun: Seungmin'le mi? Ama az önce bana ondan saklanmam gerektiğini söylemediniz mi?
Minho: Eğer gerçeği saklamak işe yaramıyorsa... bazen gerçeğin bir kısmını söylemek daha iyidir. Seungmin'i tamamen kandıramayız. Ama ona yönlendirilmiş bir gerçek sunabiliriz.
Felix: Ne yapmayı planlıyorsun?
Minho: Ona burada potansiyel bir dengesizlik olduğunu ve bu dengesizliğin bir çözüme ihtiyacı olduğunu söyleyeceğim. Onu tamamen bir tehdit olarak değil, bir bulmaca olarak sunacağım.
Jeongin: Peki ya seni sorguya çekerse?
Minho: O zaman ben de gerçeğin bir kısmını söylerim. Onun bu dünyaya ait olmadığını, ama zararsız olduğunu söylerim. Eğer Seungmin onu tehlikeli görmezse, belki onu burada tutabiliriz.
Ellerim hâlâ titriyordu. Felix'in küresinde hissettiğim o garip enerji sanki bedenimde dolaşıyordu. Hiçbir evrene ait olmamak... bu ne demekti? Sanki bir hayalet gibiydim. Var olmayan bir şey.
Taehyun: Peki... ya Seungmin beni kabul etmezse?
Minho bana döndü. Gözlerinde garip bir ifade vardı. Sanki bana acıyor gibiydi.
Minho: O zaman... seni bu evrenden silmek zorunda kalırız.
Taehyun: Ama ben hiçbir şey yapmadım ki...
Minho: Burada önemli olan ne yaptığın değil, ne olduğun. Sen bir hatasın, Taehyun. Ve sistem hataları affetmez.
Jeongin araya girdi. Sesi daha sakindi.
Jeongin: Minho hyung, yeter. Onu daha da korkutma.
Minho: Korkması gerekiyor. Çünkü korku onu hayatta tutar. Bu dünyada dikkatsiz olanlar... yok olur.
Felix: O zaman Jisung'a gidiyoruz. Ama önce... Taehyun, sana bu dünyanın kurallarını öğretmeliyim. Burada bir şey söylemeden önce düşün. Her kelimen, her hareketin anlam taşır. Özellikle kırmızı saatte.