İçeriğe geç

Başka Bir Evrende

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Başka Bir Evrende

Bölüm 2

Kayıtsız

Minho, başını sallayarak bana baktı.

Minho: Pekâlâ, seni geçici olarak koruyacağım. Ama dikkat et. Ne zaman dikkatli olmazsan, ne zaman bir hata yaparsan, Seungmin bunu hisseder. Unutma, zaman onun elinde. Senin yaptığın her şeyi... geri sarabilir.

Kırmızı gökyüzünün altında, iki yabancının arasında yürümeye başladım. Minho'nun söylediği cümleler kafamın içinde dönüp duruyordu...

İlerledikçe sokakların görünüşü değişmeye başladı. Binalar daha eski, daha gotik bir hal aldı. Işıklar azaldı. Köşeyi döndüğümüzde karşımıza küçük, loş ışıklı bir kafe çıktı. Camları buharlıydı, içeriden hafif bir müzik sesi geliyordu.

Minho, cama doğru yürüdü ve iki kez vurdu. Camın ardından sarı saçlı, çilli bir yüz belirdi. Adam kapıyı açtı ve gülümsedi.

Felix: Minho! Jeongin! Bu saatte ne işiniz var? Ve... bu kim?

Minho içeri girdi ve elimden tutarak beni de çekti. Jeongin arkamızdan kapıyı kapattı.

Minho: Bir misafirimiz var. Biraz özel bir misafir. Onunla konuşabilir misin Felix? Özel odada.

Felix'in yüzündeki neşe anında kayboldu. Yerini ciddiyet aldı. Gözleri beni baştan aşağı taradı. Sonra Minho'ya baktı.

Felix: Kaçak mı?

Minho: Daha kötü.

Felix derin bir nefes aldı. Arkasındaki perdeyi araladı ve küçük bir odaya geçmemizi işaret etti.

Felix: Gelin. Ama kimseye söylemeyeceksiniz. Minho, benim için riske atacağın bir şey mi bu?

Minho: Evet, öyle.

Felix bize arkasını döndü. Odanın içinde küre şeklinde, içi sıvı dolu kristal bir cisim vardı. Işık veriyordu. Felix, kürenin başına geçti ve ellerini üzerine koydu.

Felix: Ellerini küreye koy. Düşünme, sadece dokun. Küre senin enerjini okuyacak. Sana zarar vermez... ama seni ele verebilir.

Titreyen ellerimle küreye dokundum. Sıvı ısındı ve renk değiştirdi. Yeşilden maviye, maviden mora geçti. Mor renk giderek koyulaştı, neredeyse siyaha dönerken içinden incecik altın sarısı damarlar geçmeye başladı.

Felix'in gözleri büyüdü. Ellerini küreden çekti ve bir adım geri atladı.

Felix: Bu... bu imkânsız.

Minho: Ne gördün?

Felix derin bir nefes aldı. Yüzü bembeyaz olmuştu. Bana baktı, sonra tekrar küreye. Elleri hafifçe titriyordu.

Felix: Onun enerjisi... hiçbir evrene ait değil. Ne bu dünyaya, ne komşu evrenlere, ne de bildiğim hiçbir paralel gerçekliğe. Sanki... hiçbir yerde var olmaması gereken bir şey gibi.

Jeongin: Hiçbir yerde var olmaması mı? Bu ne demek Felix? Her şey bir yere aittir.

Felix: Normalde evet. Ama o... o hiçbir yere ait değil. Küre onu okuyamıyor çünkü okunacak bir kaydı yok. Sanki daha önce hiç var olmamış gibi. Ama işte burada, karşımda duruyor.

Ama... benim bir geçmişim var. Ben öyle biliyorum...

Taehyun: Hiçbir yere ait değil miyim? O zaman... ben sadece birinin hayali miyim?

Felix: Gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Ama burada olduğuna göre, bir şekilde varlığın kabul edilmiş. Ancak... evrenin seni reddetmesi an meselesi. Eğer enerjin bu kadar yabancıysa, yakında sistem seni bir hata olarak algılayacak.

Minho: O yüzden acele etmeliyiz. Felix, onu saklayabilir misin? Seungmin'in radarından uzak tutmamız gerek.

Bölüm sonu

1 yorum