İçeriğe geç

Başka Bir Evrende

Bölüm 22 · 2 dk okuma

Başka Bir Evrende

Bölüm 22

Piyon

Tam o sırada, kapı hafifçe aralandı. İçeri Minho girdi, sessizce, adeta bir gölge gibi. Gözleri beni süzdü, sonra duvardaki resimlere kaydı.

Minho: Çok derin düşüncelere dalmışsın. Neler oluyor?

Taehyun: Sadece... hayatımın bir piyon gibi olmasından korkuyorum. Seungmin'in tahtasında, elçinin pusulasında, sizin merhametinizde...

Minho: Hepimiz birer piyonuz aslında. Seungmin bile zamanın piyonu. Fark, bazılarımız bunu kabullenip oyunu kendi lehine çevirir.

Yanıma gelip oturdu, gözlerini duvardaki deniz resmine dikti.

Minho: Taehyun, burada herkes sana bir şeyler söylüyor. Ama söylenmeyenleri de duymayı öğrenmelisin.

Taehyun: Mesela?

Minho: Mesela Felix'in sana verdiği taş... Sadece bir hediye değil. O taş, Felix'in kendi enerjisinden bir parça taşır. Seni korumak için değil, seni izleyebilmek için.

Dondum. Gözlerim Minho'ya kaydı. Cebimdeki taş bir anda ağırlaşmış gibiydi.

Taehyun: Neden söylüyorsun bunu bana?

Minho: Çünkü senin tek başına hareket etmen gerektiğini düşünüyorum. Herkesin sana yardım ettiğini söylemesi, herkesin seni kontrol ettiği gerçeğini değiştirmiyor.

Taehyun: Peki ya sen de beni kendin için kullanmaya çalışıyorsan?

Bakışlarım Minho'nun gözlerine kilitlenmişti. Kalbim hızla çarpıyordu. Söyledikleri her şeyi alt üst etmişti. Felix'in taşı, Jisung'un kimlik çalışması, Seungmin'in koruma vaadi... Hepsi birer kontrol aracı mıydı?

Minho bana sessizce baktı. Gözlerinde ne bir savunma ne de bir saldırı vardı. Sadece... bekleyiş.

Minho: Haklısın. Ben de seni kullanabilirim. Ama sor şunu kendine: Şu ana kadar sana kim gerçeği söyledi? Kim seninle oyun oynamadı?

Taehyun: Sen mi?

Minho: Ben. Çünkü ben her şeyi hatırlıyorum. Ve hatırlamak, bazen en büyük lanettir. Ama aynı zamanda en büyük özgürlüktür.

Minho ayağa kalktı. Kapıya doğru yürürken durdu ve omzunun üzerinden bana baktı.

Minho: Bu taşı çıkar ve bir yere sakla. Felix'in enerjisi üzerinde. Onu taşımaya devam edersen, nereye gittiğini her zaman bilecekler. Ama onu yok etme. Çünkü bir gün ihtiyacın olabilir.

Minho çıktı. Odada yine yalnızdım. Cebimdeki taşı çıkardım. İçindeki altın damarlar hâlâ parlıyordu. Sanki canlı gibiydi. Minho'nun söyledikleri kafamda dönüp duruyordu.

Bir yandan Felix'in iyi niyetine inanmak istiyordum. Ama diğer yandan Minho'nun söyledikleri çok mantıklıydı. Ona güvenmek, bu dünyada hayatta kalmanın tek yoluydu.

Kendi odama gidip taşı saklamaya karar verdim. Odadan çıkacaktım. Tam kapıyı açtım, Felix karşımdaydı.

Yüzünde her zamanki neşeli ifade yoktu; yerini ciddi, neredeyse endişeli bir bakış almıştı. Gözleri hemen cebime, taşın bulunduğu yere kaydı.

Felix: Taehyun! Nereye gidiyordun?

Sesim titredi. Yalan söylemekte ne kadar kötü olduğumu biliyordum. Ama Minho'nun sözleri hâlâ kulaklarımdaydı.

Taehyun: Sadece... biraz hava almaya. Odamda çok bunaldım.

Felix başını hafifçe yana eğdi. Sanki söylediklerimi tartıyordu. Sonra gözleri tekrar cebime kaydı. O an, taşı bildiğini fark ettim. Belki de enerjisini hissediyordu.

Felix: Sana verdiğim taş hâlâ sende mi?

Taehyun: Evet, burada. Neden sordun?

Bölüm sonu

1 yorum