Yemekten sonra uyumuşum kalktığımda bu sefer ellerim kollarım bağlı değildi ama kapı kilitliydi.
Buğra kahvaltımı getirmiş masaya koymuştu hemen gidip güzelce kahvaltımı yapmaya başlamıştım ama bir yandan da düşünüyordum. Burada hapiste gibi kalıyordum bu nasıl bir şeydi böyle ! Beni burada böylece tutamazlardı ama ne olduğunu öğrenmeden de buradan ayrılmak istemiyordum. Kahvaltı tabağını almaya illa ki geleceklerdi o zaman ağızlarından laf almaya çalışacaktım.
Kahvaltımı bitirdikten bir süre sonra Buğra geldi. Kapıyı kilitledi ve içeriye girdi.
"Uyanmışsın günaydın."
"Evet sana da günaydın"
Kahvaltı tabaklarını topluyordu ben de onu izliyordum ve bir şey fark ettim bir bileklik takıyordu şans bilekliği gibiydi.
Babamın bana çok küçükken verdiği bilekliğin benzerine benziyordu. Ama bu nasıl oluyordu ki babam bunu bana kendi atölyesinde özel yapmıştı ve bir benzeri daha yoktu diye biliyorum hatta taa bebekken yapmış o bilekliği bana öyle söylemişti bebeklik fotoğraflarımda bile vardı. Dayanamayarak sordum
"Babamı tanıyor musun? "
Biraz durdu düşündü sanki yalan söylese mi söylemese mi diye düşünüyordu
" Senin babanla tanışmadım ama annem anlatmıştı senin babanı."
"Senin annen benim babamı nereden tanıyor ki ? "
" İnan ki bilmiyorum seni bile tanımıyordum ki annem bir şey söylemiyor."
Başımı salladım biraz daha akıllıca sorular sormalıydım hiç bir şey öğrenememiştim.
"Bilekliğin çok güzelmiş annen mi hediye etti? "
Biraz durdu bileğine baktı ve hafifçe tebessüm etti sanki o bilekliğin bir anısı varmış gibi
"Ben babamı hiç tanımadım annem ben bebekken bizi terk ettiğini söyledi terk etmeden bıraktığı son şeymiş, bana bırakmış bunu. Annem babamdan bahsederken babamı hep çok sevdiğini onların kaderden dolayı ayrıldıklarını söyler o yüzden ben de babamı çok sevdim belki bir gün tekrar gelirse diye bu bilekliği hep taktım. Yani bana babamın hediyesi bu bileklik. "
Tekrar güldü resmen gözleri dolmuştu benim de gözlerim doldu onun anne ve babası ayrılmıştı ama ona rağmen birbirlerini çok seviyorlarmış benim annem ve babam ise birlikteydiler ama büyüyünce bunun benim için olduğunu anladım birbirlerine hiç sevgiyle bakmamışlardı ki sadece benim için evliydiler ama ikisi de beni çok seviyordu.
Biraz durdum ve yaşlarımı sildim kendime gelmeliydim duygusallık zamanı değildi. Demek annesiyle babası ayrılmıştı o zaman annesi yanıma gelince ona soracağım soru belliydi.
Buğra kafasını yavaşça öne eğerek gitti ben de aynı şekilde yanıt verdim.
Gerçekten iyi biriydi yani en azından bana öyle geliyordu. Kan çekiyor derler ya onun hakkında kötü düşünemiyordum. Ama neden böyle düşünüyorum bilmiyorum bazen bu düşünceler beni korkutuyor.
Kafamı yastığa koyduğum gibi uyudum çok fazla düşündüğüm için yorgun düşüyordum.Burda yapacak hiçbir şey de yoktu. Öğle uykusu bana iyi gelecekti.
Bir el yüzüme dokunuyordu saçımı okşuyordu bu da kimdi böyle uyansam da gözlerimi açmadım. Sonra el geri çekildi telefon açılma sesi geldi kadın konuştu Buğra'nın annesiydi bu dikkatlice uyuyor numarası yapıp dinlemeye başladım
-Evet şuan uyuyor
Benden bahsediyorlar
-Hayır daha hiç bir şey anlatmadım ona
-Hayır oğlum da bilmiyor
Biz neyi bilmiyoruz ! Keşke hoparlör açık olsaydı, sakin ol Ada iyice dinle.
- İkisine berabere söylemek daha mantıklı
- Gerçek anne babalarının kim olduklarını bilmeye hakları var
Ne ! Bu doğru muydu gerçek anne babaları demişti.Benim annem va babam öz değil miydi? Hayır ağlamayacaktım belki söyledikleri doğru değil hayır belki doğru ama ağlarsam dinledigimi anlar sakın ağlama sakin ol !
- Tamam tamam senin dediğin olsun sonra görüşürüz Murat
Murat mı benim babamla mı konuşuyor ? Tamam artık kalkma zamanıydı
Yataktan biraz doğruldum ve esnedim şansıma kadın da tam odadan çıkıyormuş merak ediyorum bu kadar zeki bir kadın nasıl benim uyuma numarama kanıp telefonla konuşabiliyor.
Kadın benim uyandığımı görünce odaya tekrar girdi ve kapıyı kilitlediSonra yüksek sesle bir kahkaha attı Neden böyle yapmıştı kaşlarım çatık bir şekilde onu izledim
"Uyuma numaran bitmiş Adacım."
Kahretsin anlamıştı bu kadını çok hafife almıştım.
" Sizin isminizi hâlâ bilmiyorum."
Aklıma başka bir şey gelmemisti ve bunu söylemiştim süper aferin bana !
" Benim ismim Gizem bitanem ama emin ol telefon görüşmesi senin bana yaptığın uyku numarası gibi bir numaraydı."
Yine güzelce güldü.Gülmesine hayran kalamazsın Ada! O kötü biri.
Numara mıydı ? tam olarak inandırıcı değildi ama inanmak istiyordum çünkü telefon görüşmesi çok az bir süre olsa da beni berbat etmişti bu düşüncenin gerçek olması beni daha da kahrederdi.
"Eşinden ayrılmışsın."Hücum sırası bendeydi Ciddileşti ve konuşmaya başladı
"Oğlumla mı konuştun bitanem ? Ama bu çok tatlı olmuş oğlumla kardeş gibisiniz."
Nerden anladın be kadın ! Oğlunla konuştuğumu nereden anladın ! Aslında anlaması mantıklı Ada.Burada kaldığım günden beri doğru düzgün düşünemiyorum.
Konuşmaya devam etti
"Ben eşimden ayrılmadım eşim de benden ayrılmadı biz sadece deli bir kadının mahkumuyuz onun yüzünden bunlar oldu "
"kim o kadın ?"
"Annen bitanem, pardon cici annen!" Güzel bir gülümseme takındı ve kapıya doğru yürüdü
Artık bu kadından sıkılmıştım resmen benimle oyun oynuyordu Cici annen diyordu bu seferde !
Benim annem, canım annem ben onun üvey kızı mıydım yoksa bu kadın mı yalan söylüyordu ? Artık bu sorulara dayanamıyorum
" İlk gün bunları benim için yaptığını söylemiştin."
Artık gözümden yaşlar akıyordu zorlukla devam ettim
"Ama ben bir iyilik göremiyorum bir şeyler söylüyorsun ama anlamıyorum lütfen oynama benimle babam nerede annem nerede ? Neden beni burada tutuyorsun bunları bilmek istiyorum, lütfen..."
Gözyaşlarımı sildim
Bana bakıyordu hüzünle bakıyordu hem de. Sonra yanıma geldi ve hiç düşünmeden bana sarıldı.
Kolları belime dolandı.Ondan tiksindim ilk başta ama insanoğlu sarılacağı birinin olmasını istiyordu yanında.Özellikle böyle belirsiz durumlarda.
Neden ona sarıldım bilmiyorum ama kendimi çok güvende hissediyordum şimdi, biraz olsun huzurlu hissediyordum.
Sımsıkı sarıldım o güzel konusunu içime çektim beni buraya hapseden ve kim olduğunu bilmediğim kadının kokusunu o an içime hapsettim.