Saat gece yarısını geçmişti.
Gizem Hanımla sarıldıktan sonra biraz yatmıştım ama uyku tutmamıştı artık bu yerden çıkmak istiyordum.
Çok sıkılmıştım ve olayları mantıklı düşününce resmen beni buraya hapseden ve kim olduğunu bilmediğim birine sarılacak kadar kendimi kaybetmiştim.
Artık bir yolunu bulup çıkacaktım.
Sanırım bulmuştum da biraz zaman geçince,evdekilerin uyuduğuna emin olunca, tavana yakın küçük ama sığabileceğim bir pencereden çıkacaktım. Odaya geldiğimde bu pencereyi fark etmemiştim ama şimdi gördüğüm iyi olmuştu. Sonunda çıkacaktım tabii yakalanmazsam.
Yanımda saat yoktu ama tahminimce artık gitme vaktiydi.
Yavaşça yerimden kalktım ve sandalyeyi elime alıp ses çıkarmamaya çalışarak pencerenin tam altına koydum. Sandalyenin üzerine çıktım ve pencereyi yavaşça açtım biraz ses çıkardı ama kimsenin duyduğunu düşünmüyorum çünkü içeriden hiç ses gelmiyordu pencereyi sonuna kadar açtıktan sonra çevreme baktım, her yer karanlıktı ama biraz uzaktaki sokak lambası sokağı az da olsa aydınlatıyordu.
Hemen bir bacağımı pencereden geçirmek için kaldırdım ve yan bir şekilde bacağımı geçirdim ellerim duvarın üstünde açık pencereden tutunuyordu sonra diğer bacağımı da aynı şekilde geçirdim ve bacaklarımı aşağı sarkıttım sandığımdan daha yakındım zemine bu yüzden kolayca ellerimi bırakıp atladım.
Evet olmuştu kurtulmuştum bu evden.
Hızlı adımlarla uzaklaştım.Hapsolduğum ev gerçekten büyüktü ve kocaman bir bahçesi vardı.Ev dubleksti ve yanındaki diğer evler de öyle hoş bir sokaktı ama burası neresiydi daha önce burayı görmemiştim ve çocukluğumdan beri aynı kasabada yaşadığımı düşünürsek burası benim kasabam değildi demek ki. Başka bir yerdi.
Tamam kurtulmuştum, aklımda çok fazla soru vardı ne yapacağımı bilmiyordum ama çok açtım ilk olarak bu sorunu çözmek lazımdı. Lakin ikinci büyük belki de en büyük sorunum yanımda hiç para olmamasıydı.
Eve gitmeliydim o zaman, kendi evimi çok özlemiştim.Babam ve annem de evde olmalıydı onları da çok özlemiştim onlar bana olanları anlatır ve bütün sorularımı cevaplardı hem onlara olanları anlatırdım belki o kadını şikayet ederlerdi beni hapsettiği için. Büyük bir umut doldu içime.
Bunları düşünürken baya bir ilerlemiştim ama nerdeydim bilmiyorum. Artık yavaş yavaş hava aydınlanmaya, gün doğmaya başlamıştı.İnsanlar artık kalkıyor olmalıydı.
Karşımda bir fırın vardı ve tesadüfen erken açılmıştı hemen oraya girdim içerisi çok güzel kokuyordu.Karnım daha da acıkmıştı şimdi. Belli etmedim ve kasada duran genç bir erkeğe günaydın diyerek yanına yaklaştım yeni uyanmış bir sesle bana günaydın dedi kafamı salladım.
Biraz etrafa bakındım ve konuya girdim kendi kasabamın ismini söyledikten sonra oraya gitmek istediğimi belirttim
Genç kasabayı bilmediğini belirtircesine kafasını salladı
"Ben bilmiyorum ama babam biliyor olabilir istersen ona sorabilirim."
Böyle diyince hemen kafamı salladım.
Fırının içinde bulunan kapıyı açtı ve içeriye girdi Biraz sonra babası olduğunu düşündüğüm benim babam yaşlarında biri ve biraz önceki genç çıktılar.
Yaşlı adam önümde durdu ve iyice baktı bana
"Adın ne kızım." Neden adımı soruyor diye içimden geçirsem de cevap vermezsem kabalık olacağı için verdim.
"Ada Gümüş."
"Gümüş, baban Murat Gümüş değil mi ?"
"Evet efendim, tanıyor musunuz babamı? "
"Evet tanıyorum"
Biraz düşünceli bir şekilde kafa salladı
"Babanla çok yakın arkadaştık eskiden ama şuan pek görüşmüyoruz."
"Peki neden görüşmüyorsunuz?"
"Uzun bir hikaye istersen anlatabilirim ve sana da biraz poğaça ısmarlarız olur mu ? "
"Çok iyi olur teşekkür ederim."
Belki de bu adam benim babamın arkadaşı değildi ama biraz poğaça yedikten sonra gidebilirdim.Evet yaptığım yanlıştı ama açlıktan ölmek istemiyordum.Açlıktan ölen kimse duymadım ama neyse.
Bir masaya beraber oturduk Genç bize çay ve poğaça verdikten sonra biraz önceki kapıdan içeriye girdi ve bizi yalnız bıraktı.
"Sizin isminiz ne efendim, sizi tanımıyorum ? "
" Ben Kemal Sert babanla siz daha küçükken konuşmayı kestik ama dostluğumuz çok eskilere dayanır. İlkokuldan başladı evlenince bitti malesef."
Elini arka cebine götürdü ve cüzdanını çıkardı cüzdanının içinden bir fotoğraf çıkardı , bana uzattı babam ve Kemal amcanın fotoğrafıydı bu, üniversitesi yılları galiba çok gençtiler ikisi de çok samimi görünüyorlardı, yüzleri gülüyordu.
Bu adama şimdi inanmıştım sanırım.Fotoğrafa baktıktan sonra geri verdim Aynı yere koyup kaldırdı O sırada ben de çayımı yudumlayıp poğaçamın tadını çıkarıyordum.
"Kızım kusura bakma ama daha etraf yeni aydınlanmış sen kendi evinin, kasabanın,yolunu bize soruyorsun demek ki buraları bilmiyorsun peki neden bu kasabadasın başına bir iş mi geldi ?"
Yalan mı söylesem diye düşündüm ama bunu fark etmiş olmalı ki kaslarını çatarak
"Merak etme kızım sadece öğrenmek istiyorum.Babanla konuşmuyor olabiliriz ama çok fazla vakit geçirdik başına bir iş geldiyse halledebiliriz."
"Hayır sağ olun sadece buraları çok bilmiyorum o kadar başıma bir iş gelmedi."
"Tamam kızım."
Kemal amca sanki dilinde bir bakla var gibi kıvranıyordu bana bir şey söylemek istiyor gibiydi ya da her zaman ki hâli böyleydi.Sonuçta onu tanımıyorum.
Ona bir kaç soru sorsam cevaplar mıydı acaba sonuçta babamla çok yakındı,eskiden de olsa, belki o makineyle ilgili bilgileri alabilirdim ondan, en iyisi akıllıca sorularla bunu denemekti.
"Babam bana bir makine yaptığını söyledi bundan sizin haberiniz var mıydı çok müthiş bir şey bu ama makinenin ne işe yaradığını bilmiyorum malesef, size söylemiş miydi? "
Kemal amcanın teni bembeyaz oldu
"Sana anlattı mı, her şeyi söyledi mi ? "
Evet ağzından laf alma zamanı.
" Evet hepsini biliyorum artık Peki siz nereden biliyorsunuz? "
"Ben hepsini yaşadım kızım madem öğrendin senden özür diliyorum annenden ayrılmanda benim de etkim var maalesef "
Annemden ayrılmak mı ? Ama ben annemden hiç ayrılmadım ki ? İnsanlar ne diyor hiç anlamıyorum ama belli etmemeye çalıştım çünkü oyuna başlamıştım bir kere devam ettirmeliydim.
" Önemli değil."
Bunu diyince Kemal amca şaşırmış aynı zamanda çok rahatlamış gibiydi
Kafam iyice karışmıştı ama devam etmeliydim masum rolü oynamalıydım. Sorularımın cevaplarını almalıydım artık.
" Babam anlatmıştı ama bazı şeyleri es geçti çünkü hızlı hızlı anlattı bana ben de çok anlayamadım Kemal amca siz bana tekrar anlatır mısınız ? Biraz kafam karışık bu zamanlar biliyor musunuz bilmiyorum tıp okuduğum için çok zorlanıyorum zaten bir de bu aile konuları beni çok yordu, sakin bir şekilde sizden dinlemek isterim tüm detayları ile."
Hafifçe tebessüm etti ve başladı Heyecanlanmıştım aynı zamanda korkuyordum da tüm herşeyimi kaybetmekten.