Kardeşler sabah uyandıkları zaman birbirlerine bakıyordu. "Gerçekten emin misin?" diye sordu Suzy.
"Evet eminim. Hunter öyle biri değil. İnsanın özeline saygı duyar. Ayrıca öyle bir şey yapmadan o kişiye sorar. En azından acil bir durum olmadığı sürece."
"Anlamadım? Yani Hunter 'Zihinini okuyabilir miyim?' diye soruyor mu?"
"Sayılır. Çünkü çoğu zaman gözleri ile sorar."
"Ben bu çizgi filmi hiç anlamıyorum."
"Anlamayı denemediğin için olabilir mi?" diye sordu Lucy sinirli bir şekilde. "Ben bu çizgi filminden çok şey öğrendim. Mesela dün nasıl kılıç kullandığımı asla sormadın."
"Bana sinirlenme!"
"Geçen sene babamdan bana bir simülasyon oyunu almasını istediğimi hatırlıyor musun? O oyun Melez Prens oyunuydu. O oyunu her gün oynadım. Ama sen beni hiç görmedin."
"Tamam özür dilerim. Haklısın seninle asla ilgilenmedim. Sadece büyümeni bekledim."
"Çizgi film izlemeyi seviyorum diye büyümedim mi? Abla hayat her zaman matematik gibi kesin değildir. Bazen başka derslere bakmak gerekmektedir. Mesela ben senin özgün bir resim yaptığını görmedim."
"Ne demek istediğini anlayamadım."
"Buraya bir şans ver. Bir kez olsun beni dinle." dedi Lucy gözleri dolarken.
O sırada kapı tıklatıldı. "Girebilir miyim?" diye sordu Hunter.
"Elbette." dedi Lucy kendine gelmeye çalışarak.
Hunter içeri girdi. Kızlara baktıktan sonra "Bir şey mi oldu?" diye sordu.
"Hayır olmadı." dedi Suzy.
"İyi o zaman... Kahvaltı hazır."
...
Kahvaltıdan sonra Hunter "Lucy beraber dışarı çıkalım mı?" diye sordu.
"Olabilir ama ablama haber vermeliyim." dedi Lucy.
Tam gidecekken Hunter kolundan tuttu. "Sadece iki dakika. Suzy'nin bilmesine gerek yok." dedi ve tatlı bir şekilde bakmaya başladı. En azından Lucy öyle düşünüyordu. "Lütfen..."
"Peki tamam olur ama sadece iki dakika." dedi Lucy ve dışarıya çıktılar. "Ne konuşmak istiyorsun?"
"Zihinini okumama izin verir misin?" diye sordu Hunter vakit kaybetmeden.
Lucy tedirgin olduğunu belli etmeden "Neden?" diye sordu.
"Bugün sabah çok kötü görünüyordun. Neden olduğunu bilmek istiyorum. Ayrıca seninde anlatmayacağını çok iyi biliyorum."
"Nereden biliyorsun?"
"Ben insanları hemen çözerim. Bu benim özel yeteneğim gibi bir şey." dedi Hunter. O anda Lucy'nin aklına Marco ile tanıştıkları gün geldi. "Neden güldün?"
Lucy güldüğünün farkında değildi. "Güldüm mü?"
"Evet."
"Kusura bakma hiç farkında değilim."
"Öyle olsun."
"O zaman ben gidiyorum. Bu konuşmayı da hiç olmamış var sayıyorum." dedi Lucy ve gitti.
"Ama ben var saymak istiyorum."
...
"Gerçekten inanamıyorum." dedi Suzy.
"Merak etme. Sadece sordu."
"Bizim buradan hemen gitmemiz lazım. Ama nasıl?"
"Aslında söylersek bize yardım edebilirler."
"Sanki bize inanırlar."
Suzy odada daire çiziyordu. Lucy ise Hunter'ın dediğini düşünüyordu. Marco'yu düşünürken gülümsediğine inanamıyordu.
"Lucy Long!" diye seslendi Suzy. "Sen beni dinliyor musun?"
"Hayır yani evet."
"Sen ne düşünüyorsun?"
"Abla bak buradaki en tuhaf şey biz değiliz. Ben eminim bize yardımcı olacaklar." dedi Lucy ve Suzy'nin elini tuttu. "İstersen bana hiç bir konuda güvenme ama şimdi bana güvenmek zorundasın."
"İyi tamam sen öyle diyorsan öyledir."
"Ama bir kaç gün bekleyelim. Bize daha fazla güvensinler."
"Farkında mısın? Annemler hafta sonu için gitti. Bizim vaktimiz yok."
"Az önce ben ne dedim? Lütfen bana güven."
...
"Hunter sen neden böylesin?" diye sordu Sabrina.
"İnsanın özeline saygı duyuyorum."
"Fazla saygı duyuyorsun. İstersen ben okuyabilirim."
"Nasıl olacak? Ne de olsa senin büyücü olduğunu söylediğim an neler döndüğünü anlarlar."
"Sen bu akılla nasıl kral oldun?"
"Çok komiksin."
"Sadece ben olmayacağım. Herkes orada olacak."
"Tamam o zaman."
...
Lucy ve Suzy dışarıya çıktılar. Suzy burayı hiç bilmediği için Lucy etrafı gezdirmeye karar verdi. "Bak abla, suya düşersen bir deniz kızı veya korsan seni kurtarır. Karanlık tarafa kolay kolay gitmek yok. Eğer yerde bir çatlak görürsende hemen büyücü veya peri çağırıyorsun. Çünkü onları Hades yapıyor ve yeraltından çıkmaması lazım."
"Bu kadar mı?"
"Bir de asla bir büyücü veya periye sataşma."
"Şimdi bitti mi?"
"Hayır ama hayatta kalmak için bunları bilmen yeter."
"Hayatta kalmak derken ne demek istedin? Burası çizgi film dünyası en fazla ne olabilir?" diye sordu Suzy korkak bir şekilde.
"Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. Mason Watson ilk 4 sezondan sonra büyük çocuklara göre yapmaya karar verdi."
"Anladım."
O sırada Hunter geldi. "Ne yapıyorsunuz?" diye sordu.
"İki kardeş konuşuyoruz." dedi Suzy.
"Evet kesinlikle." dedi Lucy.
"Arkadaşlarla su kenarında buluşacağım. Gelmek ister misiniz?"
"Neden olmasın?" dedi Suzy. Lucy ise Hunter'ın ne plan yaptığını anladı. Suzy Lucy'nin neden cevap vermediğini merak etti. "Ne oldu kardeşim?"
"Yok bir şey abla. O zaman hadi gidelim."
"Kızlar önden." dedi Hunter elini uzatarak.
Kardeşler önden gidiyordu. "İyi misin? Ne oldu?" diye sordu Suzy şaşkın bir şekilde.
"Abla ben ne olduğunu biliyorum."
"Ben hiç bir şey anlamadım."
"Hunter'ın bir büyücü arkadaşı var. Adı Sabrina ve insan özeline saygı duymaz."
"O zaman ne yapacağız?"
"Kafandan sürekli şarkı söyle."
"Hoş geldin kralım." dedi Rose ve eğildi.
"Abartma kuzen." dedi Hunter. Suzy şaşkın bir şekilde Lucy'ye bakıyordu. Bu yüzden Lucy Suzy'nin kolunu cimcikledi.
"Kızlar nasılsınız?" diye sordu Jake.
"Siz tanışıyor musunuz?" diye sordu Sunny kıskanç bir şekilde.
"Onlar da benim gibi korsanlar sevgilim." dedi Jake ve herkes gülmeye başladı. "Yanlış anlamayın ama Hunter hariç burada hiç bir erkeğin gülmeye hakkı yok."
Sabrina gizlice değneğini çıkardı ve bir büyü fısıldadı. Lucy onun ne yaptığını biliyordu.