İçeriğe geç

Basit Bir Komşu

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Basit Bir Komşu

Bölüm 6

5.Bölüm🌸

Kahvaltıda Kriz

Sabah alarmım çaldığında ilk birkaç saniye nerede olduğumu anlayamadım. Gözlerimi açıp tavana baktım, ardından dün geceyi hatırladım. İstanbul, yeni evim, taşınma telaşı, Aras ve onun bitmek bilmeyen sinir bozucu tavırları. Sonra telefonumu elime aldım. Saat dokuzu yirmi geçiyordu. Kahvaltı davetini hatırladığım anda yataktan fırladım. “On dakika içinde hazırlanırım,” diye düşünerek banyoya koştum. On dakika sonra hâlâ dolabın karşısında ne giyeceğime karar vermeye çalışıyordum. Sonunda sade bir kot pantolon ve rahat bir kazak giyip saçlarımı hızlıca topladım. Aynaya baktığımda dün geceye göre daha iyi görünüyordum. En azından göz altlarım artık bir korku filmi karakteri gibi değildi. Çantamı alıp kapıyı açtım. Yan dairenin kapısının önünde durduğum anda içeriden kahkaha sesleri geldi. Derin bir nefes aldım ve zile bastım. Kapıyı Aras açtı. Üzerinde gri bir tişört ve siyah eşofman vardı. Saçları her zamanki gibi dağınıktı. Beni görünce birkaç saniye sustu. “Dakik gelmişsin,” dedi. “Saat daha on bile değil.” “Dokuz kırk beş.” Telefonumu gösterdim. “Kahvaltı ondaydı.” Aras kapıyı biraz daha açtı. “İçeri gel.” Salona geçtiğimde Ece hemen yanıma geldi. “Hoş geldin.” “Hoş buldum.” Masanın üzerinde peynirler, zeytinler, yumurtalar, ekmekler, reçeller ve daha birçok şey vardı. Dün geceki kalabalığın aksine ortam sakin görünüyordu. Aras mutfaktan bir tabak getirirken bana baktı. “Kahve içer misin?” “İçerim.” “Şeker?” “İki.” Aras kaşlarını kaldırdı. “İki mi?” “Evet.” “Seni iki gündür tanıyorum ama bu kadar şeker tükettiğini bilmiyordum.” “Seni de iki gündür tanıyorum ama her şeye karıştığını biliyorum.” Ece gülmeye başladı. Aras başını sallayıp kahve hazırlamaya döndü. Masaya oturduğumda yanımdaki kız bana doğru eğildi. “Siz böyle atışmaya devam mı edeceksiniz?” “Biz atışmıyoruz.” “Az önce kahve yüzünden kavga ettiniz.” “Bu kavga değil.” Karşıdan Aras’ın sesi geldi. “Bence gayet güzel kavga ediyoruz.” Ona baktım. “Sen sus.” Aras kahveyi önüme bıraktı. “İki şeker.” Bardağı aldım. “Teşekkürler.” Birkaç dakika boyunca herkes kahvaltısını yaptı. Ortam beklediğimden daha rahattı. Aras da ilk günkü gibi ukala davranmıyordu. Hatta arada bir masadaki herkesle sohbet ediyor, bana da normal bir komşusuymuşum gibi davranıyordu. Tam rahatladığımı düşünürken kapı çaldı. Ece ayağa kalkacakken Aras, “Ben bakarım,” dedi. Kapıyı açtığında dışarıda yaşlı bir kadın duruyordu. Kadının elinde küçük bir poşet vardı. “Aras oğlum, yine kalabalık mı?” diye sordu. Aras gülerek, “Merhaba Nermin teyze. Kahvaltı yapıyoruz,” dedi. Kadın içeri bakıp beni gördü. “Yeni komşu bu mu?” Aras bir an durdu. “Evet.” Kadın bana gülümsedi. “Hoş geldin kızım. Allah kolaylık versin.” “Teşekkür ederim.” Nermin teyze Aras’a dönüp, “Dün gece yine ses yaptınız,” dedi. Masadakiler bir anda sustu. Aras gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Teyze, özür diledik.” Kadın başını salladı. “Kız daha yeni taşındı. İlk geceden korkutmayın.” Ben gülmemek için dudaklarımı ısırdım. Aras bana baktı. “Gülme.” “Gülmüyorum.” “Gülüyorsun.” Nermin teyze bana dönüp, “Sen bununla uğraşma kızım. Çocukken de böyleydi.” dedi. Aras’ın yüzündeki ifade görülmeye değerdi. Kahvaltı boyunca Nermin teyzenin anlattığı çocukluk hikâyeleri devam etti. Aras’ın küçükken komşuların bahçesine top kaçırdığı, apartmanın merdivenlerinde bisiklet sürdüğü, bir keresinde de apartmanın girişindeki çiçekleri yanlışlıkla devirdiği ortaya çıktı. Aras her hikâyede daha da utanıyordu. Ben ise gülmekten kendimi alamıyordum. “Yeter artık,” dedi Aras. “Defne bütün hayatımı öğrendi.” “Ben daha anlatacak çok şey biliyorum,” dedi Nermin teyze. Aras hemen ayağa kalktı. “Teyze, çay ister misin?” Kadın gülerek başını salladı. “İstemem. Ben gideyim.” Kapıya yönelirken bana sarıldı. “Bir şeye ihtiyacın olursa kapımı çal.” “Teşekkür ederim.” Kapı kapandıktan sonra salonda birkaç saniyelik sessizlik oldu. Sonra kahkahayı patlattım. Aras bana baktı. “Çok komik.” “Evet.” “Benimle dalga geçme.” “Ama çok komikti.” Aras gülmeye başladı. “Tamam. Bir daha anlatmam.” “Anlatma zaten.” Kahvaltı bitince masayı toplamaya yardım ettim. Aras tabakları mutfağa götürürken ben bardakları topluyordum. Bir anda elimdeki bardaklardan biri kaydı. Aras hızlıca uzanıp bardağı tuttu. Ellerimiz birkaç saniye aynı bardağın üzerinde kaldı. İkimiz de sustuk. Sonra ben elimi çektim. “Teşekkürler.” “Önemli değil.” Aras bardağı tezgâha bıraktı. Yüzündeki gülümseme bu kez farklıydı. Tam o sırada Ece mutfağa girdi. “Ne oldu?” “Hiçbir şey,” dedik aynı anda. Ece ikimize bakıp hafifçe gülümsedi. “Tabii.” Öğleden sonra kendi evime döndüğümde zihnim hâlâ kahvaltıdaydı. Aras’ın Nermin teyze karşısındaki hali, kahveyi iki şekerli hazırlaması ve bardak düştüğündeki o kısa sessizlik aklıma geliyordu. Bunların hiçbirinin üzerinde fazla düşünmek istemiyordum. Çünkü Aras hâlâ Aras’tı. İki gün önce beni gece uykumdan uyandıran, sabah tencerelerle savaş başlatmama neden olan komşumdu. Fakat artık onu düşündüğümde yalnızca sinirlenmiyordum. Tam o sırada telefonum çaldı. Aras mesaj atmıştı. “Bugün akşam dışarı çıkıyoruz. Ece seni de çağırıyor.” Birkaç saniye ekrana baktım. “Nereye?” diye yazdım. Cevap hemen geldi. “Sürpriz.” “Sürprizleri sevmem.” “Bunu öğrenmem iyi oldu.” “Gitmeyeceğim.” Aras birkaç saniye sonra cevap verdi. “Geleceksin.” Kaşlarımı çatıp telefonu bıraktım. “Bu çocuk gerçekten kendini ne sanıyor?” diye söylendim. Fakat içimdeki küçük merak çoktan cevabını vermişti. Akşam ne olacağını öğrenmek istiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.