İçeriğe geç

Basit Bir Komşu

Bölüm 10 · 5 dk okuma

Basit Bir Komşu

Bölüm 10

9.Bölüm🌸

Kapının Ardındaki Sır

Aras’ın beni arkasına çekmesiyle birlikte nefesimi tuttum. Salon birkaç saniye içinde tamamen karanlığa gömülmüştü. Dışarıdaki ayak sesleri kapının önünde durmuş, ardından kapı kolu bir kez daha aşağı doğru inmişti. Aras eliyle sessiz olmamı işaret etti. Ben ise elimde tuttuğum mektuba bakıyordum. Üzerinde adımın yazması zaten yeterince tuhaftı. Şimdi bir de evimin kapısını açmaya çalışan biri vardı. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.

Kapı kolu tekrar hareket etti. Bu kez kilit hafifçe zorlandı. Aras sessizce telefonunu çıkardı. Ekranın ışığını en düşük seviyeye getirdi ve bir numaraya mesaj yazdı. Kimseyi aramıyordu. Muhtemelen yardım istiyordu. Birkaç saniye sonra dışarıdan bir ses geldi.

“Aras?”

Aras’ın yüzündeki gerginlik bir anda değişti. Kaşlarını çattı.

“Bu sesi tanıyorum,” diye fısıldadı.

Kapıya doğru ilerledi. Ben kolundan tuttum.

“Gitme.”

Aras başını bana çevirdi.

“Merak etme. Kapıyı açmayacağım.”

Tam o sırada dışarıdaki kişi yeniden konuştu.

“Aras, biliyorum içeridesin.”

Aras’ın yüzü sertleşti. Kapıya birkaç adım daha yaklaştı.

“Sen kimsin?”

Dışarıdan kısa bir sessizlik geldi.

“Beni tanıyorsun.”

Aras bir anda bana baktı. Sonra mektubu işaret etti.

“Kutuyu sakla.”

“Ne?”

“Defne, hemen.”

Mektubu ve diğer belgeleri alıp kolilerin arasına sakladım. Aras kapıya yaklaştı fakat açmadı.

“Buradan git.”

Dışarıdaki kişi güldü.

“Bunca yıl sonra hâlâ aynı şeyi söylüyorsun.”

Aras’ın yüzü bembeyaz olmuştu.

“Senin burada ne işin var?”

“Eski hesabı kapatmaya geldim.”

Bu cümleden sonra birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı. Ardından ayak sesleri uzaklaştı. Apartman kapısının kapanma sesi duyuldu.

Ben hemen Aras’ın yanına gittim.

“Kimdi o?”

Aras cevap vermedi.

“Aras, kimdi?”

“Bilmiyorum.”

“Yalan söylüyorsun.”

Bana baktı. İlk kez yüzünde kızgınlıktan çok korku vardı.

“Defne, sana bir şey söylemem gerekiyor.”

“Daha ne kaldı?”

Aras derin bir nefes aldı.

“Babamın yaşadığı sorunların sebebi o adam olabilir.”

“Adamın kim olduğunu bilmiyorsun.”

“Hayır. Ama sesini tanıyorum.”

“Peki neden senden bahsetti?”

“Çünkü yıllardır beni takip ettiğini düşünüyorum.”

İçimdeki korku daha da büyüdü.

“Beni de mi?”

Aras hemen başını salladı.

“Bilmiyorum.”

“Harika. Gerçekten harika.”

Salonun ortasında birkaç saniye sessiz kaldık. Sonra Aras ışığı yeniden açtı. Ben kolilerin arasına sakladığım belgeleri çıkardım. Mektubu elime aldığımda ellerim titriyordu.

“Bunu okuyalım.”

Aras başını salladı.

Mektubun zarfı eskiydi. Üzerinde tarih yoktu. İçindeki kâğıdı yavaşça açtım. İlk satırı okuduğumda nefesim kesildi.

“Defne, eğer bu mektup sana ulaştıysa, demek ki yıllar sonra yeniden buradasın.”

Aras bana baktı.

“Devam et.”

Okumaya devam ettim.

“Babanın bilmediği bazı şeyler var. Onları öğrenmeden önce sana güvenmem gereken bir sebep olduğunu bilmelisin.”

Bir anda durdum.

“Babanın mı?”

Aras başını salladı.

“Benim babamdan bahsediyor.”

Mektubu tekrar okumaya başladım.

“Bu evin satılmasının gerçek sebebini kimse sana anlatmadı. Aras’ın babası suçlu değildi. O yalnızca yanlış insanlara güvendi.”

Aras’ın gözleri büyüdü.

“Bu mümkün değil.”

“Devam ediyorum.”

“Borçların tamamı ona ait değildi. Bir kısmı başkasının üzerine geçirilmişti. Belgeler ortaya çıkarsa her şey değişebilir.”

Aras sessizce duvara baktı.

Mektubun son kısmına geldiğimde ellerim daha fazla titremeye başladı.

“Defne, sana bunu anlatmamın nedeni ailene duyduğum güven. Yıllar önce sana verilen söz yerine getirilemedi. Eğer bir gün bu eve geri dönersen, kutunun içindeki belgeleri Aras’a teslim et. Çünkü bu mesele onun ailesiyle ilgili olduğu kadar senin ailenle de ilgilidir.”

Mektubu elimden bıraktım.

“Benim ailemle ne ilgisi var?”

Aras da aynı soruya cevap arıyordu.

“Bilmiyorum.”

Tam o sırada telefonum çaldı. Ekranda annemin adı vardı. Birkaç saniye bakıp açtım.

“Anne?”

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

“Defne, nerede olduğunu söyle.”

Sesindeki telaş beni şaşırttı.

“Evdeyim.”

“Yanında biri var mı?”

Aras’a baktım.

“Aras var.”

Annemin nefesi değişti.

“Aras mı?”

“Evet. Neden?”

Annem birkaç saniye konuşmadı.

“Onunla yalnız kalma.”

Aras’ın yüzündeki ifade değişti.

“Anne, ne oldu?”

“Defne, o çocuğun ailesiyle ilgili bazı şeyleri sana anlatmam gerekiyordu. Fakat bunu telefonda konuşamam.”

“Ne biliyorsun?”

“Yarın yanıma gel.”

“Anne, şimdi anlat.”

“Hayır. Yarın.”

Telefon kapandı.

Elimde telefonla öylece kaldım. Aras bana bakıyordu.

“Annen beni tanıyor.”

“Öyle görünüyor.”

“Bana hiç bahsetmedi mi?”

“Hayır.”

Aras birkaç saniye düşündü.

“Demek mesele düşündüğümden daha büyük.”

“Bana artık hiçbir şey saklamayacağına söz ver.”

Aras başını kaldırdı.

“Söz.”

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten.”

Tam o sırada kapının altından küçük bir kâğıt içeri doğru itildi. İkimiz de aynı anda ona baktık. Aras eğilip kâğıdı aldı. Üzerinde yalnızca tek cümle vardı.

“Geç kaldınız. Kutunun ikinci anahtarı artık bende.”

Aras’ın eli titredi.

“İkinci anahtar mı?”

“Ne demek bu?”

Aras kâğıdı ters çevirdi. Arkasında eski bir adres yazıyordu.

“Bu adresi biliyorum.”

“Neresi?”

“Babamın eski kuyumcu dükkânı.”

“Orada ne var?”

Aras bana baktı.

“Bilmiyorum. Ama öğrenmenin tek yolu gitmek.”

Saat gece yarısına yaklaşırken ikimiz de sessizce hazırlanıyorduk. Ben mektubu çantama koydum. Aras belgeleri aldı. Kapıya yöneldiğimizde bir an durduk.

“Defne.”

“Efendim?”

“Bundan sonra ne olursa olsun, yanımdan ayrılma.”

Başımı salladım.

Apartmandan çıktığımızda sokak neredeyse boştu. Aras arabasının kapısını açtı. Ben yan koltuğa oturdum. Motor çalıştı. Şehrin ışıkları camdan akıp giderken aklımda tek bir düşünce vardı. Birkaç gün önce İstanbul’a kendi hayatımı kurmak için gelmiştim. Şimdi ise ailemin geçmişine, Aras’ın babasına ve kim olduğunu bilmediğim bir yabancıya ait bir sırrın tam ortasındaydım.

Aras arabayı sürerken telefonuna yeni bir mesaj geldi. Ekrana baktı. Yüzündeki ifade bir anda dondu.

“Ne oldu?”

Telefonu bana uzattı.

Mesajda bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta ben vardım.

Apartmana taşındığım gün çekilmişti.

Fotoğrafın altında ise tek bir cümle yazıyordu.

“Onu korumaya çalışmayı bırak, Aras. Sıradaki fotoğraf daha eski.”

Aras telefonu kapattı.

Ben ise camdan dışarı bakarken ilk kez gerçekten korktum.

Çünkü artık mesele yalnızca geçmiş değildi.

Birileri bizi izliyordu.

Aras bir süre konuşmadı. Sonra direksiyonu daha sıkı tuttu. “Bu fotoğraf ne zaman çekilmiş?” diye sordum. “Taşındığın gün.” “Beni kim takip ediyor?” “Bilmiyorum.” “Peki neden seninle konuşuyor?” Aras gözlerini yoldan ayırmadı. “Çünkü benden istediği bir şey var.” “Ne?” “Kutudaki belgeler.” İçim ürperdi. “Belgeleri alırsa ne olacak?” Aras cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü. “Bunu öğrenmek istemiyorum.” Arabanın içindeki sessizlik ağırlaştı. Bir süre sonra eski dükkânın bulunduğu sokağa girdik. Aras arabayı yavaşlattı. Uzakta eski tabelayı gördüm. Dükkân yıllardır kapalı gibiydi. Fakat içeride küçük bir ışık yanıyordu. Aras frene bastı. “Burada biri var.” Işık söndü ve kapının ardında bir gölge belirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.