İçeriğe geç

Banu

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Banu

Bölüm 5

Saklanan gerçek

BÖLÜM 5

Banu, Mert’in son cümlesinden sonra birkaç saniye boyunca nefes bile alamadı.

“Seni kimden sakladığını biliyorum.”

Bu cümle kafasının içinde dönüp duruyordu.

Banu’nun elleri titremeye başladı.

“Kimden?”

Mert cevap vermedi.

“Kimden sakladılar beni?”

Mert gözlerini kaçırdı.

Banu bir adım yaklaştı.

“Ben kimden saklanıyordum?”

“Şimdi bunu konuşmanın zamanı değil.”

“Ne zaman?”

“Bilmiyorum.”

“Sen hiçbir zaman bilmiyorsun zaten!”

Banu’nun sesi yükseldi.

“Her şeyi biliyorsun ama bana hiçbir şey söylemiyorsun.”

Mert başını kaldırdı.

“Çünkü bazı gerçekleri öğrenmek insanı özgürleştirmez.”

Banu acı bir şekilde güldü.

“Ben zaten özgür değilim.”

Mert sustu.

Banu’nun gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben evden bunun için kaçtım. Beni kontrol etmelerinden bıktım. Kendi hayatımı yaşamak istedim. Şimdi buraya geldim ve sen bana ailemin beni kimden sakladığını söylüyorsun.”

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonunda Mert:

“İstersen seni geri götürürüm.”

Banu başını kaldırdı.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Hiçbir şey söylemeden?”

“Hayır.”

Banu’nun gözleri kısıldı.

“Ne söyleyeceksin?”

Mert derin bir nefes aldı.

“Önce bir yere gitmemiz gerekiyor.”

“Nereye?”

“Anneannenin eski evine.”

Banu’nun kalbi hızlandı.

“Orada ne var?”

“Belki cevap.”

Yaklaşık bir saat sonra araba şehrin dışına doğru ilerliyordu.

Banu ön koltukta oturuyordu.

Bu kez arka koltuğa geçmemişti.

Mert direksiyondaydı.

Yol boyunca neredeyse hiç konuşmadılar.

Banu dışarı baktı.

Binalar azaldı.

Yerini karanlık tarlalar ve ağaçlar aldı.

“Ne kadar kaldı?”

“On dakika.”

Banu ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.

“Anneannem seni nereden tanıyordu?”

Mert birkaç saniye sustu.

“Babam aracılığıyla.”

“Babamla da mı tanışıyordun?”

“Evet.”

“Sen kaç yaşındaydın?”

“On altı.”

Banu şaşırdı.

“On altı yaşında ne işin vardı onların yanında?”

Mert cevap vermedi.

Banu onun yüzüne baktı.

“Senin ailende ne dönüyordu?”

Mert direksiyonu daha sıkı tuttu.

“Benim ailem de seninki kadar karmaşık.”

Banu cevap vermedi.

Bir süre sonra uzakta eski bir ev göründü.

Banu’nun kalbi sıkıştı.

“Orası.”

Mert başını salladı.

Banu evi tanımıştı.

Çocukken yaz tatillerini geçirdiği evdi.

Anneannesinin evi.

Ama yıllardır kapalıydı.

Arabadan indiler.

Mert cebinden bir anahtar çıkardı.

Banu hemen ona baktı.

“Senin de anahtarın var.”

Mert:

“Bu evin anahtarı.”

Kapıyı açtı.

İçeri girdiklerinde ağır bir toz kokusu vardı.

Her şey yıllar önce bırakıldığı gibiydi.

Banu yavaşça salona ilerledi.

Eski koltuk.

Duvar saati.

Anneannesinin küçük sehpası.

Ve köşedeki ahşap dolap.

Banu’nun gözleri doldu.

“Buraya gelmeyeli çok oldu.”

Mert sessizce arkasından yürüdü.

Banu dolabın önünde durdu.

Çocukluğundan beri açmasına izin verilmeyen dolap…

Hâlâ oradaydı.

Elini kapağın üzerine koydu.

“Burada mı?”

Mert:

“Belki.”

Banu kapıyı açtı.

İçerisi boştu.

“Hiçbir şey yok.”

Mert dolabın alt kısmına eğildi.

Elini ahşap zeminin üzerinde gezdirdi.

Sonra bir noktaya bastırdı.

Çıt.

Banu irkildi.

Dolabın arkasındaki küçük bir bölme açıldı.

İçinde eski bir zarf vardı.

Banu’nun nefesi kesildi.

Zarfın üzerinde tek bir isim yazıyordu.

BANU

Banu elleri titreyerek zarfı aldı.

“Bu benim.”

Mert başını salladı.

“Öyle görünüyor.”

“Ne zaman yazılmış?”

Banu zarfı çevirdi.

Üzerinde tarih vardı.

Banu’nun doğduğu gün.

Banu’nun gözleri doldu.

“Bu imkânsız.”

Mert hiçbir şey söylemedi.

Banu zarfı açtı.

İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.

İlk satırı okudu.

“Banu bunu okuyorsa, artık saklayacak bir neden kalmamış demektir.”

Banu’nun elleri titredi.

Devam etti.

“Kızım, sana yıllarca anlatamadığım bir gerçek var.”

Banu’nun nefesi hızlandı.

Mektubu biraz daha aşağı indirdi.

“Senin doğduğun gece…”

Tam o sırada evin dışından bir ses geldi.

Banu dondu.

Mert başını kaldırdı.

Bir araba sesi.

Yaklaşıyordu.

Mert hemen Banu’nun elindeki mektubu aldı.

“Işıkları kapat.”

Banu fısıldadı:

“Kim?”

Mert pencereye doğru ilerledi.

Dışarı baktı.

Yüzü bir anda gerildi.

“Buraya gelmemeliydiler.”

“Kim?”

Mert cevap vermedi.

Araba evin önünde durdu.

Farlar doğrudan eve vurdu.

Banu’nun kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Buradan çıkmamız lazım.”

Mert başını salladı.

“Arka kapıdan.”

Banu:

“Mektup?”

Mert mektubu cebine koydu.

“Ben alırım.”

“Hayır!”

Banu onun kolunu tuttu.

“Bu benim.”

Mert ona baktı.

“Şimdi mektuptan daha önemli bir şey var.”

“Nedir?”

Mert kapıya baktı.

“Sen.”

Dışarıdan araba kapısı açıldı.

Bir erkek sesi duyuldu.

“Evde olduklarını biliyorum.”

Banu’nun yüzü bembeyaz oldu.

Mert onun elini tuttu.

“Koş.”

İkisi arka kapıya yöneldi.

Ama tam kapıyı açacakları sırada dışarıdan başka bir ses geldi.

“Kaçmana gerek yok Banu.”

Banu olduğu yerde kaldı.

Bu sesi tanıyordu.

Babası.

Mert’in yüzündeki ifade değişti.

Banu yavaşça Mert’e baktı.

“Babam…”

Mert cevap vermedi.

Banu’nun gözlerinden yaşlar aktı.

“Babam buraya nasıl geldi?”

Mert kapıyı kilitledi.

“Çünkü seni takip ettirdi.”

Banu’nun sesi titredi.

“Kim tarafından?”

Mert birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Benim tarafımdan.”

Banu’nun yüzündeki ifade dondu.

“Ne?”

Mert gözlerini kapattı.

“Sen evden çıkmadan önce baban beni aradı.”

Banu bir adım geri çekildi.

“Sen…”

Mert ona bakamadı.

“Beni seni bulmam için gönderdi.”

Banu’nun kalbi paramparça oldu.

“Yani beni korumuyordun.”

Mert başını kaldırdı.

“Başta hayır.”

Banu’nun gözleri doldu.

“Başta?”

Mert yaklaşmaya çalıştı.

“Banu, dinle…”

Banu geri çekildi.

“Yaklaşma.”

Dışarıda kapıya sertçe vuruldu.

“Banu!”

Babası.

Mert’in cebindeki mektup yere düştü.

Banu eğilip mektubu aldı.

Son sayfada tek bir cümle vardı.

“Babanın sana anlattığı hikâyenin hiçbir kelimesine inanma.”

Banu başını kaldırdı.

Mert’e baktı.

Sonra kapıya.

Ve ilk kez kime güvenmesi gerektiğini değil…

Kime güvenmemesi gerektiğini anlamaya başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.