İçeriğe geç

Banu

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Banu

Bölüm 3

Anlaşma

BÖLÜM 3

Arabanın içindeki sessizlik, yağmurun cama vuran sesinden bile daha ağırdı.

Banu arka koltukta oturmuş, ellerini birbirine kenetlemişti.

Mert ise tek kelime etmeden araba kullanıyordu.

Banu’nun aklında aynı cümle dönüp duruyordu.

“Bu gece kaçacağını baban biliyordu.”

Bu mümkün değildi.

Babası bilseydi onu evden çıkarken neden durdurmamıştı?

Neden Mert’in gitmesine izin vermişti?

Ve daha önemlisi…

Mert neden onu takip etmişti?

Banu camdan dışarı baktı.

Sokaklar yavaş yavaş geride kalıyordu.

“Arabayı durdur.”

Mert cevap vermedi.

“Duymadın mı?”

“Duymadım sanma.”

“O zaman durdur.”

Mert birkaç saniye sonra arabayı yavaşlatıp yolun kenarına çekti.

Banu hemen kapıyı açmaya davrandı.

Mert ona baktı.

“İnmek istiyorsan in.”

Banu kapıyı açtı ama inmedi.

Dışarı baktı.

Etrafta neredeyse hiç kimse yoktu.

Karanlık bir sokak.

Yağmur.

Yabancı bir yer.

Banu kapıyı kapattı.

Mert hiçbir şey söylemedi.

Banu sinirle:

“Sen beni bilerek buraya getirdin.”

“Hayır.”

“Benim nereye gideceğimi bilmiyorsun.”

“Biliyorum.”

Banu kaşlarını çattı.

“Ne?”

Mert önüne baktı.

“Çünkü gidecek yerin yok.”

Banu’nun gözleri doldu.

“Sen benim hakkımda ne biliyorsun?”

Mert sustu.

“Kaç yaşında olduğumu, nerede yaşadığımı, arkadaşlarımı, ailemi… Bunları nasıl biliyorsun?”

Mert’in çenesindeki kaslar gerildi.

“Senin hakkında düşündüğünden fazla şey biliyorum.”

“Bu cevap değil.”

“Şimdilik bu kadar.”

Banu öfkeyle kapıyı açtı.

“Ben iniyorum.”

Bu kez Mert onu durdurmadı.

Banu arabadan indi.

Birkaç adım attı.

Yağmur saçlarını ve kıyafetlerini yeniden ıslatmaya başlamıştı.

Ama yürümeye devam etti.

Arkasından araba hareket etmedi.

Banu birkaç metre daha yürüdü.

Sonra durdu.

Geri dönüp baktı.

Mert hâlâ arabada oturuyordu.

Banu kendi kendine kızdı.

Dönmeyeceğim.

Bir adım attı.

Sonra bir adım daha.

Ama aklına ailesi geldi.

Babası.

Annesi.

Ev.

Ve o gece salonda oturan yabancılar.

Banu’nun adımları yavaşladı.

Arkasından araba kornası çalmadı.

Mert onu çağırmadı.

Sadece bekliyordu.

Bu daha kötüydü.

Çünkü karar Banu’ya kalmıştı.

Sonunda geri döndü.

Arabanın kapısını açıp tekrar bindi.

Mert ona bakmadı bile.

“Devam et.”

Mert arabayı çalıştırdı.

Yaklaşık yirmi dakika sonra büyük bir apartmanın önünde durdular.

Banu binaya baktı.

“Burada mı kalacağız?”

“Sen kalacaksın.”

“Sen?”

“Ben başka yerde.”

Banu şüpheyle ona baktı.

“Burada kim yaşıyor?”

“Kimse.”

“Ne demek kimse?”

“Boş bir ev.”

Banu arabadan inmedi.

“Ben boş bir eve girmem.”

Mert ona döndü.

“İstersen dışarıda kal.”

Banu gözlerini devirdi.

“Her şeyi böyle mi konuşuyorsun?”

“Nasıl?”

“Sanki benim başka seçeneğim yokmuş gibi.”

Mert bir süre ona baktı.

“Şu an yok.”

Banu cevap veremedi.

Bu cümle canını acıtmıştı.

Çünkü doğruydu.

Mert arabadan indi.

Binanın kapısını açtı.

Banu da peşinden gitti.

Asansöre bindiler.

Mert üçüncü kata bastı.

Asansörde yine sessizlik vardı.

Banu duvarlara bakarken birden:

“Telefonumu bulabilir misin?”

Mert ona baktı.

“Ne için?”

“Annemle konuşmak istiyorum.”

“Şu an arama.”

“Neden?”

“Çünkü seni geri götürür.”

“Belki götürmesini istiyorum.”

Mert’in yüzü değişti.

“Gerçekten mi?”

Banu sustu.

Mert:

“İstersen telefonunu bulmana yardım ederim.”

Banu ona baktı.

“Nasıl?”

“Yarın.”

“Yarın neden?”

“Çünkü bu gece senin için güvenli değil.”

Asansör kapısı açıldı.

Mert önden çıktı.

Kapıyı açtı.

Banu içeri girdiğinde karşısındaki evin beklediğinden daha düzenli olduğunu gördü.

Salon genişti.

Eşyalar azdı.

Duvarlarda neredeyse hiçbir şey yoktu.

Sanki biri burayı yaşamak için değil, sadece gerektiğinde saklanmak için hazırlamıştı.

Banu bunu fark edince ürperdi.

“Bu ev kimin?”

Mert cevap vermedi.

“Senin mi?”

“Hayır.”

“Kimin?”

Mert anahtarı masanın üzerine bıraktı.

“Bilmen gerekmiyor.”

Banu ona döndü.

“Benim hayatımı değiştirecek şeyler hakkında sürekli ‘bilmen gerekmiyor’ diyorsun.”

Mert ilk kez sesini biraz yükseltti.

“Çünkü ne kadar az bilirsen o kadar güvende olursun.”

Banu sustu.

Mert hemen ardından sakinleşti.

“Üzgünüm.”

Banu şaşırdı.

Mert’in özür dilemesini beklemiyordu.

“Ben salonda kalırım.”

Mert başını salladı.

“Sen odada uyu.”

“Sen?”

“Ben gitmeden önce kapıyı kilitleyeceğim.”

Banu’nun içi biraz olsun rahatladı.

Ama tam o sırada Mert’in telefonu çaldı.

Mert ekrana baktı.

Arayan kişinin adını görünce yüzü değişti.

Banu bunu fark etti.

“Kim?”

Mert telefonu sessize aldı.

“Kim arıyor?”

“Önemli değil.”

Telefon yeniden çaldı.

Bu kez Mert telefonu açtı.

“Efendim?”

Karşıdaki kişinin ne söylediği duyulmuyordu.

Mert’in yüzü gittikçe sertleşti.

“Hayır.”

Kısa bir sessizlik.

“Onu buraya getirdim.”

Banu’nun gözleri büyüdü.

Mert ona baktı.

“Hayır, babasına söylemedim.”

Banu’nun kalbi hızlandı.

Karşı taraf bir şey daha söyledi.

Mert’in sesi daha da kısıldı.

“Bu gece olmaz.”

Sonra telefonu kapattı.

Banu olduğu yerde kalmıştı.

“Kimdi?”

Mert cevap vermedi.

“Bana söyle.”

“Şimdi uyuman gerekiyor.”

“Mert!”

Mert başını kaldırdı.

Banu’nun gözleri öfkeyle dolmuştu.

“Az önce ‘onu buraya getirdim’ dedin.”

Mert sustu.

“Kimdi o?”

“Kim olduğunu bilmen gerekmiyor.”

Banu acı bir şekilde güldü.

“Tabii.”

Odada birkaç saniye sessizlik oldu.

Banu çantasını aldı ve odaya geçti.

Kapıyı kapatmadan önce Mert’e baktı.

“Ben sana güvenmiyorum.”

Mert’in cevabı kısa oldu.

“Etme.”

Banu kapıyı kapattı.

O gece uyuyamadı.

Yatağın içinde dönüp durdu.

Mert’in söyledikleri aklından çıkmıyordu.

Ailesinin bir anlaşması vardı.

Mert bunu biliyordu.

Birileri Banu’nun nerede olduğunu biliyor olabilirdi.

Ve Mert…

Mert onu neden koruyordu?

Banu yatağından kalktı.

Kapıyı sessizce açtı.

Salon karanlıktı.

Mert koltukta oturuyordu.

Uyumuyordu.

Telefonuyla bir şeylere bakıyordu.

Banu geri çekilecekken masanın üzerindeki anahtarlığı gördü.

Anahtarlığın ucunda küçük, metal bir sembol vardı.

Banu’nun gözleri büyüdü.

O sembolü daha önce görmüştü.

Çocukken anneannesinin evinde.

Aynı sembol, yıllar önce sakladığı küçük anahtarın üzerinde de vardı.

Banu’nun nefesi kesildi.

Bu nasıl mümkün?

Sessizce odasına döndü.

Çantasını açtı.

Küçük anahtarı çıkardı.

Elinde tuttu.

Üzerindeki sembole baktı.

Sonra salondaki Mert’in anahtarlığına…

Aynıydı.

Banu’nun kafasında yüzlerce soru oluştu.

Tam o sırada salondan Mert’in sesi geldi.

“Uyumadın.”

Banu irkildi.

Anahtarı hızla avucunun içine sakladı.

Kapının önünde Mert duruyordu.

Banu ona baktı.

“Bir şey soracağım.”

Mert sessizce bekledi.

Banu elini arkasında tuttu.

“Sen benim anneannemi tanıyor muydun?”

Mert’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Ve Banu, ilk kez onun gerçekten şaşırdığını gördü.

Mert’in gözleri Banu’nun eline kaydı.

Sonra yüzüne.

“Sen o anahtarı nereden buldun?”

Banu’nun kalbi duracak gibi oldu.

Çünkü Mert…

Anahtarı görmeden ne olduğunu anlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.