İçeriğe geç

Banu

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Banu

Bölüm 19

Doğduğun gece

BÖLÜM 19

Banu, annesinin karşısında öylece kalmıştı.

“Başka bir bebeğin yerine mi?”

Annesi cevap veremedi.

Banu’nun gözleri doldu.

“Ben kimim anne?”

Mert hemen Banu’nun yanına geldi.

“Banu…”

“Hayır.” Banu elini kaldırdı. “Bu kez herkes susmayacak.”

Kerem derin bir nefes aldı.

“Banu, sen değişmedin. Sen hâlâ sensin. Ama doğduğun gece yapılan şey…”

“Ne yapıldı?”

Annesi sonunda konuştu.

“Sen doğduğunda hastanede büyük bir karmaşa çıktı.”

Banu nefesini tuttu.

“Büyükannen ve Emir oradaydı. Ama senin baban olduğunu söyleyen adam da seni almak için oradaydı.”

“Beni neden almak istiyordu?”

“Çünkü senin doğumun, yıllardır saklanan bir gerçeği ortaya çıkaracaktı.”

Mert kaşlarını çattı.

“Anlaşma…”

Kerem başını salladı.

“Evet. O anlaşma Banu doğduğu anda başlamadı.”

Bir an durdu.

“Banu’nun doğduğu gece başladı.”

Banu’nun sesi titredi.

“Peki diğer bebek?”

Annesi gözlerini kapattı.

“Başka bir aileye ait bir bebekti. Kısa süreliğine onun kimliği seninkiyle karıştırıldı.”

“Karıştırıldı mı?”

“Hayır,” dedi Kerem. “Bu bir hata değildi.”

Banu’nun yüzü değişti.

“Ne demek bu?”

Kerem gözlerini kaçırmadan cevap verdi.

“Büyükannen seni korumak için bunu bilerek yaptı.”

Sessizlik oldu.

Banu’nun gözlerinden yaş aktı.

“Yani büyükannem beni başka biri gibi göstermiş.”

“Evet.”

“Peki neden?”

Kerem cevap vermeden önce Mert’e baktı.

“Çünkü seni arayanlar yalnızca seni değil, senden doğacak gerçeği de arıyordu.”

Mert’in yüzü gerildi.

“Benim babamın bununla ilgisi var mı?”

Kerem başını salladı.

“Senin gerçek baban da o gece oradaydı.”

Mert dondu.

“Emir’in kardeşi…”

“Evet.”

Banu annesine döndü.

“Peki Emir?”

Annesinin gözleri doldu.

“Emir senin gerçekten onun kızı olduğunu biliyordu. Ama seni koruyabilmek için yıllarca senden uzak durmak zorunda kaldı.”

Banu’nun dizlerinin bağı çözüldü.

Mert onu tuttu.

Banu bir süre konuşamadı.

Sonra aklına tek bir şey geldi.

“Büyükannem…”

Kerem başını eğdi.

“Büyükannen bütün bunları biliyordu.”

“Peki neden öldüğünde hiçbir şey söylemedi?”

“Çünkü gerçeğin yanlış kişilerin eline geçmesinden korkuyordu.”

Banu yere baktı.

“Peki şimdi neden anlatıyorsunuz?”

Kerem’in yüzü değişti.

“Çünkü artık seni saklayacak bir yer kalmadı.”

Tam o sırada Mert’in telefonu çaldı.

Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.

Mert açtı.

Karşıdan yalnızca birkaç saniye sessizlik geldi.

Sonra bir erkek sesi:

“Mezardan uzaklaşın.”

Mert’in yüzü gerildi.

“Sen kimsin?”

“Banu’ya gerçeği anlatmaya çalışıyorsunuz.”

“Sen kimsin?”

Ses soğuk bir şekilde cevap verdi:

“Gerçeğin son parçası bende.”

Telefon kapandı.

Banu Mert’e baktı.

“Ne dedi?”

Mert cevap vermedi.

Kerem ise mezarın arkasındaki karanlığa baktı.

“Geç kaldık.”

Banu’nun kalbi hızlandı.

“Ne oldu?”

Kerem fısıldadı:

“Buraya yalnızca biz gelmedik.”

O anda mezarlığın girişinden bir araba sesi duyuldu.

Farlar üzerlerine çevrildi.

Banu gözlerini kıstı.

Araba yavaşça durdu.

Kapı açıldı.

Ve arabadan inen kişiyi görünce Mert’in yüzü bembeyaz oldu.

Çünkü karşılarında duran kişi…

yıllardır öldü sanılan büyükannesinin avukatıydı.

Adamın elinde eski, siyah bir dosya vardı.

“Banu,” dedi.

“Artık doğduğun geceyle ilgili son belgeyi görmenin zamanı geldi.”

Dosyayı kaldırdı.

“Ve bu belgeyi gördüğünde, neden bütün ailenin senden korktuğunu anlayacaksın.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.