İçeriğe geç

Banu

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Banu

Bölüm 18

Mezardaki sır

BÖLÜM 18

Ertesi gece Banu, büyükannesinin mezarlığının önünde duruyordu.

Hava soğuktu.

Mert birkaç adım arkasındaydı.

“Emin misin?” diye sordu.

Banu başını salladı.

“Bu kez geri dönmeyeceğim.”

Birlikte mezara doğru yürüdüler.

Banu’nun elinde telefon vardı. Gelen mesaj hâlâ ekrandaydı:

“Asıl sırrı öğrenmek istiyorsan, yarın gece büyükannenin mezarına tek başına gel.”

Mezarın yanına geldiklerinde Banu durdu.

“Burada ne arıyoruz?”

Mert etrafa baktı.

“Bilmiyorum.”

Tam o sırada uzaktan bir ayak sesi duyuldu.

Banu irkildi.

Mert hemen onun önüne geçti.

Karanlığın içinden bir kadın çıktı.

Banu’nun nefesi kesildi.

“Anne?”

Annesi yavaşça yanlarına geldi.

Yüzünde korku vardı.

“Buraya gelmemeniz gerekiyordu.”

Banu şaşkınlıkla baktı.

“Mesajı sen mi attın?”

Annesi başını salladı.

“Hayır.”

“Peki kim?”

Annesi cevap vermeden mezara baktı.

“Büyükannen ölmeden önce bana bir şey söyledi.”

“Neyi?”

“Eğer bir gün Banu her şeyi öğrenirse, mezarın altında bir şey bulacağını söyledi.”

Mert mezarın çevresine baktı.

“Ne var burada?”

Annesi cebinden küçük bir anahtar çıkardı.

Banu’nun gözleri büyüdü.

“Aynı anahtar…”

“Hayır,” dedi annesi. “Bu başka.”

Mezar taşının arkasında küçük, metal bir kutu vardı.

Mert kutuyu çıkardı.

Banu anahtarı aldı.

Kilidi açtı.

Kutunun içinden eski bir fotoğraf ve bir mektup çıktı.

Banu fotoğrafı eline aldı.

Fotoğrafta büyükannesi vardı.

Yanında annesi.

Yanında Emir.

Ve onların arasında…

Mert’in babası.

Ama fotoğrafın arkasında bir isim daha yazıyordu.

“Kerem.”

Banu kaşlarını çattı.

“Bu kim?”

Annesinin yüzü bir anda bembeyaz oldu.

“Kerem…”

Mert ona baktı.

“Anne?”

Banu’nun annesi gözlerini kapattı.

“Kerem, Mert’in gerçek babası.”

Mert dondu.

“Ne?”

“Bana yıllarca başka bir isimle anlatıldı.”

Mert’in sesi titredi.

“Benim babam…”

“Sandığın kişi değildi.”

Banu mektubu açtı.

Büyükannesinin el yazısıydı.

“Banu, artık son gerçeği öğrenmenin zamanı geldi. Mert’in babası olarak bildiğin adam hiçbir zaman onun gerçek babası olmadı. Gerçek babası Kerem’di. Ve Kerem, yıllar önce ortadan kaybolmadı.”

Banu mektubu yavaşça indirdi.

Mert’in yüzü bembeyazdı.

“Kerem nerede?”

Annesi cevap vermedi.

Tam o sırada arkalarından bir erkek sesi geldi.

“Buradayım.”

Üçü birden arkasını döndü.

Karanlığın içinde bir adam duruyordu.

Banu’nun kalbi hızla çarpmaya başladı.

Mert bir adım öne çıktı.

Adam ışığın altına girdi.

Mert’in gözleri büyüdü.

“Sen…”

Adam ona baktı.

“Beni hatırlaman mümkün değil.”

Mert’in sesi titredi.

“Kerem.”

Adam başını salladı.

“Evet.”

Banu’nun elindeki mektup yere düştü.

Çünkü yıllardır ölü ya da kayıp olduğu düşünülen adam karşılarında duruyordu.

Kerem’in bakışları Banu’ya çevrildi.

“Senin doğduğun gece herkes bir sırrı sakladı.”

Sonra Mert’e baktı.

“Ama artık saklanacak hiçbir şey kalmadı.”

Banu yavaşça sordu:

“Benim doğduğum gece ne oldu?”

Kerem cevap vermeden önce mezara baktı.

“Büyükannen sana gerçeğin tamamını anlatmadı.”

Banu’nun kalbi sıkıştı.

“Peki sen anlatacak mısın?”

Kerem birkaç saniye sustu.

“Evet.”

Sonra Banu’ya baktı.

“Çünkü artık son kalan kişi de burada.”

Banu anlamadı.

“Kim?”

Kerem’in bakışları annesine döndü.

Annesinin gözlerinden yaş süzülüyordu.

“Annen.”

Banu annesine baktı.

Annesi başını eğdi.

“Ben sana her şeyi anlatmadım.”

Banu’nun sesi titredi.

“Ne sakladın?”

Annesi gözlerini kaldırdı.

“Baban sandığın adamın seni neden istediğini…”

Durdu.

“Ve seni doğduğun gece neden başka bir bebeğin yerine koyduğumuzu.”

Banu’nun yüzü bembeyaz oldu.

Mert bile ne diyeceğini bilemedi.

Gece sessizliğe gömüldü.

Ve Banu ilk kez kendi doğumuyla ilgili en korkunç gerçeğin kapısında olduğunu anladı.

Çünkü belki de yıllardır bildiği hikâyede, doğan çocuk bile Banu değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.