“Mert benim babam.”
Karan’ın söylediği cümle, odanın içinde yankılandı.
Ela birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedi.
Sonra elindeki fotoğrafa baktı.
Fotoğraftaki adam…
Mert.
Karan’ın babası.
Ve annesinin yıllardır sakladığı sırrın tam ortasındaki adam.
Ela başını kaldırdı.
“Yani sen…”
Karan gözlerini kaçırdı.
“Evet.”
“Benim babam olduğunu sandığım adam değil, senin baban mı?”
Karan sessiz kaldı.
Ela’nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
“Peki ben kimim?”
Bu kez cevap annesinden geldi.
“Ela…”
“Hayır anne! Artık bana Ela diye seslenme. Bana gerçeği söyle!”
Annesi ağlayarak başını salladı.
“Senin baban Mert.”
Ela’nın nefesi kesildi.
Karan bir adım geri çekildi.
“Bu mümkün değil.”
Annesi ona baktı.
“Sen bilmiyordun.”
Karan’ın yüzündeki şaşkınlık yerini öfkeye bıraktı.
“Ne demek bilmiyordum?”
“Baban seni benden aldıktan sonra seni başka bir şehirde büyüttü. Seni koruduğunu söyledi. Ben de… seni geri almak için çok geç kaldım.”
Ela’nın zihni karmakarışıktı.
“Bir dakika…”
Karan’a baktı.
“Eğer Mert senin babansa…”
Cümlesini tamamlayamadı.
Karan da aynı şeyi anlamıştı.
İkisi de birbirlerine baktı.
O an aralarında oluşan sessizlik, her şeyden daha ağırdı.
Karan’ın yüzündeki ifade değişti.
Bir adım Ela’dan uzaklaştı.
“Ela…”
Ela başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Bunu bilmiyordum.”
“Hayır!”
Ela elleriyle yüzünü kapattı.
Az önce yaşadığı bütün anlar zihninde tekrar canlandı.
Karan’ın ona bakışı.
Durağın altında söyledikleri.
“Bana aşık olma.”
Ela’nın kalbi acıyla sıkıştı.
Demek sebebi buydu.
Karan neden ondan uzak durmak istemişti?
Çünkü gerçeği biliyordu.
Ama Ela’nın bilmediği bir şey daha vardı.
Karan da bu gerçeği yeni öğrenmişti.
Karan cebinden telefonunu çıkardı.
Telefonuna gelen mesajı Ela’ya gösterdi.
“Gerçeği öğrendiyseniz artık ikiniz de güvende değilsiniz.”
Mesajın altında tek bir isim vardı:
Mert.
Ela’nın gözleri büyüdü.
“Baban mı?”
Karan başını kaldırdı.
“Evet.”
Tam o anda evin elektrikleri kesildi.
Her yer karanlığa gömüldü.
Annesi korkuyla bağırdı.
“Ela!”
Karan hemen Ela’nın önüne geçti.
Dışarıdan bir kapı sesi duyuldu.
Tak.
Sonra bir tane daha.
Tak.
Birisi eve giriyordu.
Karan, Ela’nın elini tuttu.
“Ben ne dersem onu yap.”
Ela korkuyla ona baktı.
“Ne yapacağız?”
Karan fısıldadı:
“Kaçacağız.”
Ve karanlığın içinden bir erkek sesi duyuldu.
“Kaçmanıza gerek yok.”
Üçü de donup kaldı.
Ses tekrar geldi.
“Çünkü bu gece hiçbiriniz buradan çıkamayacaksınız.”