Karanlık odada kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.
Kapının diğer tarafından gelen ses, Ela’nın içini buz gibi yaptı.
Karan hemen onun önüne geçti.
“Burada kal.”
Ela başını salladı.
“Hayır.”
“Ela…”
“Bu kez senden kaçmayacağım.”
Karan ona baktı.
İlk kez gözlerinde korkudan başka bir şey vardı.
Endişe.
Tam o sırada kapı sertçe açıldı.
Karan, Ela’nın elini tuttu ve onu arka kapıya doğru çekti.
“Şimdi!”
Üçü birlikte evden çıktılar.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Ela koşarken arkasına baktı.
Kapının önünde bir adam duruyordu.
Yüzünü göremiyordu.
Ama elinde tuttuğu şey dikkatini çekti.
Eski bir fotoğraf.
Ela durdu.
“Karan…”
Karan arkasına baktı.
“Ne oldu?”
Ela’nın gözleri fotoğraftaydı.
“Adamın elinde…”
Karan da gördü.
Adam fotoğrafı havaya kaldırdı.
Ve uzaktan bile duyulabilecek kadar yüksek bir sesle bağırdı:
“Babanın kim olduğunu öğrendin, ama annenin sana söylediği her şeye inanma!”
Karan, Ela’nın elini daha sıkı tuttu.
“Koş!”
Saatler sonra…
Ela, Karan’ın arabasında sessizce oturuyordu.
Annesi arka koltukta uyuyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Ela camdan dışarı bakarken zihninde tek bir soru vardı.
Kime güvenebilirdi?
Karan direksiyondaydı.
Sonunda sessizliği bozdu.
“Benden nefret edebilirsin.”
Ela ona baktı.
“Neden?”
“Çünkü sana başından beri her şeyi anlatmadım.”
Ela gözlerini tekrar cama çevirdi.
“Ben de sana güvenmek istemiyorum.”
Karan acı bir şekilde gülümsedi.
“Bunu hak ediyorum.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Ela yavaşça sordu:
“Bana neden ‘Bana aşık olma’ dedin?”
Karan’ın elleri direksiyonda sıkılaştı.
Cevap vermesi uzun sürdü.
“Çünkü seni ilk gördüğüm gün…”
Ela ona baktı.
“Ne?”
Karan gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
“Seni tanıyordum.”
Ela’nın kalbi hızlandı.
“Nasıl yani?”
Karan cevap vermedi.
Ela tekrar sordu.
“Karan, beni nereden tanıyordun?”
Karan nihayet ona baktı.
“Çünkü seninle ilk kez bugün karşılaşmadım.”
Ela’nın nefesi kesildi.
“Ne zaman karşılaştık?”
Karan’ın gözlerinde yıllardır sakladığı bir sır vardı.
“Sen hatırlamıyorsun. Ama ben seni yıllardır unutamadım.”
Ela ne diyeceğini bilemedi.
Karan tekrar yola döndü.
Tam o sırada Ela’nın telefonu titredi.
Yeni bir mesaj.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtı.
“Karan sana her şeyi anlatmadı.”
Altında bir fotoğraf vardı.
Ela fotoğrafı açtığında yüzündeki ifade değişti.
Fotoğrafta…
Ela ve Karan yıllar önce yan yana duruyordu.
Ama fotoğrafın tarihi, Ela’nın henüz Karan’ı hiç tanımadığı bir zamana aitti.
Ela yavaşça başını kaldırdı.
Karan’a baktı.
“Bu fotoğraf ne?”
Karan fotoğrafı görünce yüzü bembeyaz oldu.
Uzun süre konuşmadı.
Sonra sadece şu cümleyi söyledi:
“Bu fotoğrafı kimse bulamaz sanıyordum.”
Ela’nın kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Bana artık her şeyi anlat.”
Karan gözlerini kapattı.
“Hazır değilsin.”
Ela gözlerini fotoğraftan ayırmadı.
“Belki de…”
Karan’a döndü.
“Artık sen hazır değilsin.”
Arabanın içinde sessizlik oldu.
Ve hikâyenin ilk sırrı ortaya çıkmıştı.
Ama asıl soru hâlâ cevapsızdı:
Ela ve Karan gerçekten ilk kez mi karşılaşmıştı?
Yoksa bu aşk, yıllar önce başlamış ve ikisinin de haberi olmadan yarım mı kalmıştı?
