Ela, mesajı defalarca okudu.
“Karan’a güvenme. Çünkü sana söylemediği şey, ailenle ilgili.”
Ekranın ışığı yüzüne vururken içinde garip bir huzursuzluk oluştu.
Ailesiyle ilgili ne olabilirdi?
Annesi yıllardır geçmiş hakkında konuşmazdı. Babası ise Ela daha küçükken hayatlarından çıkmıştı. Ona babası hakkında soru sorduğunda aldığı tek cevap hep aynıydı:
“Bazı şeyleri bilmen gerekmiyor.”
Ela şimdiye kadar bunun normal olduğunu düşünmüştü.
Ama ilk kez, geçmişinin kendisinden saklanan bir tarafı olduğunu hissediyordu.
Mesaja cevap yazdı.
“Sen kimsin?”
Gönderildi.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
“Bunu öğrenirsen Karan’ın neden hayatına girdiğini de öğrenirsin.”
Ela’nın parmakları titredi.
“Karan’ı nereden tanıyorsun?”
Bu kez cevap gelmedi.
Telefonunu cebine koyup durağın dışına çıktı.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Karan gitmişti.
Ama nedense Ela, onun gerçekten gitmediğini hissediyordu.
Etrafına baktı.
Sokağın karşısında siyah bir araba duruyordu.
Arabanın içindeki kişi görünmüyordu.
Ela birkaç saniye baktıktan sonra yürümeye başladı.
Eve girdiğinde annesi salondaydı.
Ela montunu çıkarmadan karşısına geçti.
“Anne.”
Annesi başını kaldırdı.
“Ne oldu?”
“Babamla ilgili bana hiç anlatmadığın bir şey var mı?”
Kadının yüzündeki ifade bir anda değişti.
Sanki Ela’nın bu soruyu soracağını yıllardır bekliyormuş gibi…
“Bu nereden çıktı?”
“Bana cevap ver.”
Annesi ayağa kalktı.
“Ela, babanla ilgili konuşmak istemiyorum.”
“Ben istiyorum.”
“Hayır.”
“Neden?”
Sessizlik.
Ela annesinin gözlerinin dolduğunu gördü.
“Çünkü bazı gerçekler insanın hayatını mahveder.”
Ela bir adım yaklaştı.
“Benim hayatımı zaten mahvetmiş olabilir mi?”
Annesi cevap vermedi.
O an Ela’nın telefonu yeniden titredi.
Aynı bilinmeyen numara.
Bu kez sadece bir fotoğraf vardı.
Ela fotoğrafı açtığında nefesi kesildi.
Fotoğrafta genç bir kadın ve bir adam vardı.
Kadın…
Annesiydi.
Adam ise…
Ela’nın daha önce hiç görmediği biriydi.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
“Baban sandığın adam, baban değil.”
Ela’nın telefonu elinden düşmek üzereydi.
Başını kaldırıp annesine baktı.
“Bu adam kim?”
Annesinin gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ve ilk kez, yıllardır sakladığı sırrın ağırlığıyla fısıldadı:
“Onu nereden buldun?”
Ela’nın kalbi hızla atmaya başladı.
“Sen onu tanıyorsun.”
Annesi cevap vermedi.
Tam o sırada kapının zili çaldı.
İkisi de kapıya baktı.
Ela kapıya doğru ilerledi.
Annesi arkasından bağırdı:
“Ela, sakın açma!”
Ama Ela çoktan kapının önündeydi.
Ve kapının diğer tarafında…
Karan vardı.