
İlk Antrenman
Sabahın ilk ışıkları Kumsal'ın odasına vururken alarm bu kez tam saat yedide çaldı.
Kumsal gözlerini açıp tavana baktı.
Geçen gün yaşadığı telaş aklına gelince istemsizce güldü.
"Bugün geç kalmak yok."
Yatağından kalkıp banyoya geçti. Ilık bir duş aldıktan sonra okul formasını giydi. Kumral, dümdüz saçlarını özenle taradı. Aynanın karşısında birkaç saniye kendine baktı.
"Yeni bir başlangıç..."
diye fısıldadı.
Çantasını alıp aşağı indiğinde annesi kahvaltıyı hazırlıyordu.
"Günaydın kızım."
"Günaydın anne."
Birlikte sessizce kahvaltı ettiler. Kaan da birkaç dakika sonra mutfağa geldi. Siyah tişörtünün kolları kaslarını belli ediyordu. Elindeki kahve kupasını masaya bırakıp kardeşine gülümsedi.
"Bugün ilk antrenmanın vardı değil mi?"
"Evet."
"Heyecanlı mısın?"
"Biraz."
Kaan başını salladı.
"Heyecan iyidir. Seni diri tutar."
Kumsal hafifçe gülümsedi.
"İnşallah."
Evden çıkmadan önce annesi yanağına küçük bir öpücük kondurdu.
"Başarılar."
"Teşekkür ederim."
Umut Koleji'nin bahçesi her zamanki gibi kalabalıktı.
Doğa, okul kapısında onu bekliyordu.
"Kumsaaal!"
Kumsal gülerek arkadaşına sarıldı.
"Günaydın."
"Bugün çok güzel bir gün olacak."
"Nereden biliyorsun?"
"İçime doğdu."
İkisi birlikte sınıfa çıktılar.
Ders zili çalmasına birkaç dakika vardı.
Öğrenciler kendi aralarında konuşuyordu.
Tam zil çaldığında sınıfın kapısı açıldı.
Emir Ege...
Yine geç kalmıştı.
Sınıfta birkaç kişi gülmeye başladı.
Öğretmen gözlüğünü çıkarıp Emir'e baktı.
"Yine mi Emir?"
Emir mahcup bir ifadeyle ensesini kaşıdı.
"Son kez hocam."
"Bu sözü geçen hafta da vermiştin."
Sınıfta kahkahalar yükseldi.
Emir yerine doğru yürürken Kumsal alçak sesle,
"Geç kalma rekorunu kimse kıramaz."
dedi.
Emir bunu duydu.
Sırasına oturmadan önce dönüp Kumsal'a baktı.
"Dün şanslıydın."
Kumsal omuz silkti.
"Hayır."
"Ben sadece senden ders aldım."
Altay kahkahasını tutamadı.
"Olum yine lafı yedin."
Emir arkadaşına ters ters baktı.
"Kes."
Öğretmen masaya cetvelle hafifçe vurdu.
"Tamam."
"Ders başlıyor."
İlk iki ders oldukça sakindi.
Kumsal notlarını düzenli bir şekilde alıyor, Doğa ise ara ara ona anlamadığı yerleri soruyordu.
Emir ise her zamanki gibi dersle pek ilgilenmiyor, arka sırada Altay'la fısıldaşıyordu.
Bir ara Emir'in gözü istemsizce Kumsal'a kaydı.
Kız bütün dikkatini tahtaya vermişti.
Ne gülüyor...
Ne konuşuyordu...
Sadece dersi dinliyordu.
Emir birkaç saniye onu izledi.
Altay bunu fark edince dirseğiyle dürttü.
"Neye bakıyorsun?"
"Hiç."
"Hiç dediğin şeyin adı Kumsal galiba."
Emir gözlerini kaçırdı.
"Boş konuşma."
Öğle zili çaldığında Kumsal hızla spor salonuna geçti.
İlk resmi antrenmanı başlayacaktı.
Salonun kapısını açtığında içeride takım oyuncuları çoktan toplanmıştı.
Aleyna file kenarında arkadaşlarıyla konuşuyordu.
Kumsal içeri girince konuşmayı kestiler.
Aleyna baştan aşağı onu süzdü.
"Hoş geldin."
Ses tonu kibardı ama bakışları hiç de öyle değildi.
"Hoş buldum."
Antrenör düdüğünü çaldı.
"Herkes toplansın."
Oyuncular yarım daire oluşturdu.
"Bugün yeni arkadaşımızın ilk antrenmanı."
"Kumsal."
"Hepiniz destek olun."
Kızlardan bazıları gülümseyerek onu karşıladı.
Aleyna ise sadece başını çevirdi.
Isınma başladı.
Koşular...
Esneme hareketleri...
Pas çalışmaları...
Kumsal uzun zamandır kendini bu kadar iyi hissetmemişti.
Top eline geçtiği anda sanki bütün stresini unutuyordu.
Antrenör topu ona attı.
"Hadi bakalım."
"Smaç."
Kumsal birkaç adım hızlandı.
Zıpladı.
Kolunu bütün gücüyle savurdu.
ŞAAK!
Top büyük bir hızla yere çarptı.
Salon birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra alkış sesleri yükseldi.
"Vay be."
"Gerçekten iyiymiş."
Antrenör gülümsedi.
"Harika."
Aleyna'nın yüzü ise asılmıştı.
"Şans."
diye mırıldandı.
Antrenör bunu duydu.
"Şans değil."
"Teknik."
Aleyna istemeyerek sustu.
Aynı dakikalarda futbol sahasında antrenman bitmişti.
Altay çantasını sırtına attı.
"Hadi kantine."
Emir tam onun peşinden gidecekti ki voleybol salonundan gelen alkış seslerini duydu.
"Bir dakika."
"Nereye?"
"Şuraya bakıp geleceğim."
Altay sırıttı.
"Anladım."
Emir cevap vermedi.
Salonun kapısına kadar geldi.
Camdan içeri baktı.
Tam o sırada Kumsal ikinci kez smaç vurdu.
Top yine çizgiye düştü.
Takım arkadaşları onu alkışlıyordu.
Emir'in dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Gerçekten çok iyi..."
diye düşündü.
Altay yanına geldi.
"Kanka."
"Hı?"
"On dakikadır aynı yere bakıyorsun."
"Sadece izliyorum."
"Yok canım."
"Sadece voleybola ilgi duymaya başladın."
Emir gözlerini devirdi.
"Saçmalama."
Altay gülmeye devam etti.
"Sen var ya..."
Antrenmanın sonuna doğru kısa bir hazırlık maçı yapıldı.
Kumsal'ın takımı gerideydi.
Skor 22-19.
Antrenör son topu oyuna soktu.
Pas Kumsal'a geldi.
Kumsal derin bir nefes aldı.
Hızlandı.
Yükseldi.
Bütün gücüyle vurdu.
SAYI!
Ardından blok yaptı.
Bir sayı daha.
Skor eşitlendi.
Son top...
Bu kez servis kullanacaktı.
Salon sessizleşti.
Kumsal topu havaya attı.
Sert bir servis...
Rakip takım karşılayamadı.
Maç bitmişti.
Takım arkadaşları sevinçle Kumsal'ın yanına koştu.
"Helal!"
"İnanılmazsın."
Antrenör alkışladı.
"İşte takım ruhu böyle olur."
Kapının önünde duran Emir farkında olmadan alkışladı.
Sonra yaptığı şeyi fark edip hemen ellerini indirdi.
Tam o sırada Kumsal başını çevirince göz göze geldiler.
Emir hiçbir şey söylemeden yürüyüp gitti.
Koridorda Altay yetişti.
"Olum."
"Ne?"
"Bir kız için ilk defa futbol antrenmanını unutuyorsun."
Emir durdu.
"Abartıyorsun."
"Abartmıyorum."
"Sen değişmeye başladın."
Emir sertçe güldü.
"Ben değişmem."
Altay omzunu silkti.
"Göreceğiz."
Okul çıkışında Kumsal ve Doğa birlikte yürüyordu.
Doğa heyecanla konuşuyordu.
"Bugün efsaneydin."
"Abartma."
"Abartmıyorum."
"O son servis neydi öyle?"
Kumsal güldü.
"Eskiden daha iyiydim."
"Demek daha iyisi de var?"
"Belki."
İkisi otobüs durağına doğru yürürken Emir ve Altay da okul kapısından çıktı.
Emir uzaktan Kumsal'a baktı.
Doğa bir şey anlatıyor, Kumsal ise gülüyordu.
Emir istemsizce gülümsedi.
Altay bunu görünce başını iki yana salladı.
"Geçmiş olsun."
"Neye?"
"Âşıksın galiba."
Emir'in gülümsemesi bir anda kayboldu.
"Saçmalama."
Altay sadece güldü.
Akşam...
Kumsal eve geldiğinde annesi salondaydı.
"Antrenman nasıl geçti?"
Kumsal çantasını bırakıp sevinçle anlattı.
"Çok güzeldi."
"Herkes beni iyi karşıladı."
Aleyna dışında...
Bunu söylemedi.
Bir süre sonra Kaan eve geldi.
Motor montunu askıya astı.
"Benim voleybolcu nasılmış?"
Kumsal gülümsedi.
"Fena değil."
Kaan kardeşinin başını okşadı.
"Sen her zaman iyisin."
Akşam yemeğinden sonra Kumsal odasına geçti.
Dolabından voleybol topunu çıkardı.
Topu elinde çevirirken aklına salondaki alkışlar geldi.
Bir de...
Kapıda duran Emir.
"Acaba gerçekten beni izliyor muydu?"
diye düşündü.
Sonra hemen başını iki yana salladı.
"Yok canım."
"O çocuk ancak dalga geçer."
Işığı kapattı.
Ama uyumadan önce aklına yine yeşil gözlü çocuk geldi.
Aynı saatlerde ...
Emir de odasında yatağına uzanmıştı
Telefonunda futbol videoları açıktı.
Ama gözünün önüne sürekli voleybol salonu geliyordu.
Kumsal'ın attığı o son smaç...
Kazandıktan sonraki gülümsemesi...
Ve kendisinin farkında olmadan alkışlaması...
"Of..."
diye söylendi.
"Ne oluyor bana?"
Tam o sırada Altay'dan mesaj geldi.
Altay: "Kanka, voleybol maçının biletini ne zaman alıyoruz? 😄"
Emir istemsizce güldü.
Emir: "Defol."
Telefonu kapatıp tavana baktı.
İlk kez...
Kalbinin söyledikleriyle aklının söyledikleri birbirini tutmuyordu.
Ve bunun cevabını henüz kendisi bile bilmiyordu.
