Aradan yaklaşık iki hafta geçmişti.
Kumsal artık Umut Koleji'ne alışmaya başlamıştı.
Doğa ile iyi arkadaş olmuş, öğretmenlerin de sevgisini kazanmıştı.
Emir Ege ise her zamanki gibi onunla uğraşmaya devam ediyordu.
Fakat bu sefer işler eskisi kadar kolay değildi.
Çünkü Kumsal artık onun nasıl biri olduğunu çözmüştü.
Sabah dersleri bitmiş, uzun teneffüs başlamıştı.
Doğa ile Kumsal kantine doğru yürürken beden eğitimi öğretmeni onları durdurdu.
"Kumsal."
"Efendim hocam?"
Öğretmen gülümseyerek konuştu.
"Bir dakika benimle gelir misin?"
Doğa meraklı gözlerle arkadaşına baktı.
"Git, ben burada beklerim."
Kumsal öğretmenin peşinden spor salonuna girdi.
Salonda okulun voleybol takımı antrenman yapıyordu.
Aleyna sert bir smaç vurduktan sonra Kumsal'ı görünce kaşlarını çattı.
"Yine bu kız..." diye geçirdi içinden.
Öğretmen iki takımı da durdurdu.
"Arkadaşlar, size Kumsal'ı tanıştırayım."
"Bildiğiniz gibi beden dersindeki performansını gördüm."
"Oldukça yetenekli."
Takımdaki öğrenciler merakla Kumsal'a bakıyordu.
Aleyna ise kollarını bağlamıştı.
Öğretmen devam etti.
"Kumsal'ı takım seçmelerine davet etmek istiyorum."
Salonda kısa bir sessizlik oldu.
Aleyna hemen söze girdi.
"Hocam."
"Daha yeni geldi."
"Takıma girmek bu kadar kolay olmamalı."
Öğretmen sakinliğini korudu.
"Kimseyi doğrudan takıma almıyorum Aleyna."
"Sadece seçmelere çağırıyorum."
"Kazanırsa kendi hakkıyla kazanacak."
Aleyna istemsizce dişlerini sıktı.
"Anladım hocam."
Kumsal ise şaşkındı.
"Teşekkür ederim hocam."
"Elimden geleni yapacağım."
Aynı dakikalarda futbol sahasında...
Emir ile Altay antrenmandaydı.
Voleybol salonundan gelen alkış sesleri dikkatlerini çekti.
Altay gülerek,
"Herhâlde Aleyna yine şov yapıyordur."
dedi.
Emir omuz silkti.
Tam o sırada beden eğitimi öğretmeni voleybol salonundan çıktı.
Yanındaki başka bir öğretmenle konuşurken Emir'in kulağına birkaç cümle çalındı.
"Yeni gelen Kumsal gerçekten çok iyi."
"Bence bu yılın en güçlü oyuncularından biri olacak."
Emir topu ayağında durdurdu.
"Kumsal mı?"
Merak edip salonun açık kapısından içeri baktı.
Kumsal file önünde ısınma hareketleri yapıyordu.
Öğretmenin verdiği topu tek hamlede kontrol etti.
Ardından kusursuz bir smaç vurdu.
Top çizgiye düştü.
Salondaki herkes alkışladı.
Emir farkında olmadan gülümsedi.
"Gerçekten çok iyiymiş..."
Altay omzuna vurdu.
"Ne bakıyorsun?"
"Bir şey yok."
"Emin misin?"
"Evet."
Ama aklı salonda kalmıştı.
Seçme günü açıklandı.
Okulun neredeyse yarısı spor salonuna toplanmıştı.
Herkes yeni gelen kızın gerçekten anlatıldığı kadar iyi olup olmadığını merak ediyordu.
Emir de arkadaşlarıyla birlikte tribünlerden birine oturdu.
Altay ona anlamlı anlamlı baktı.
"Sen voleybol maçı mı izliyorsun?"
Emir umursamazca cevap verdi.
"Canım istedi."
Altay sırıttı.
"Tabii..."
Kumsal sahaya çıktığında salonda hafif bir uğultu oluştu.
Aleyna karşı filedeydi.
Yeşil gözlerini Kumsal'a dikmişti.
"Bugün seni herkesin önünde rezil edeceğim."
diye düşündü.
Hakem düdüğü çaldı.
İlk servis Aleyna'dandı.
Top büyük bir hızla Kumsal'ın olduğu bölgeye geldi.
Kumsal tek dizinin üzerine çökerek mükemmel bir manşet çıkardı.
Seyirciler alkışladı.
Pas yükseldi.
Kumsal koştu...
Zıpladı...
Ve sert bir smaç vurdu.
Top çizgiye düştü.
SAYI!
Salon bir anda alkışlarla doldu.
Emir şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Bu..."
Altay gülümseyerek ona baktı.
"Ne oldu?"
Emir gözlerini Kumsal'dan ayıramıyordu.
"Bu kız..."
"...gerçekten inanılmaz."
Tam o sırada Kumsal tribünlere doğru döndü.
Göz göze geldiler.
Emir, istemsizce başını hafifçe salladı.
Bu, onun ilk kez Kumsal'ın başarısını sessizce kabul edişiydi.
Kumsal ise küçük bir tebessüm edip yeniden oyuna döndü.
Ve Emir Ege, ilk defa bir maç izlemiyordu...
İlk defa, tek bir oyuncuyu izliyordu.
Ama bunu kendine bile itiraf etmeye cesaret edemiyordu.
"Hayır..." diye geçirdi içinden.
"Ben ondan hoşlanmıyorum."
"Sadece... iyi oynuyor."
Oysa kalbi, aklından çok daha önce gerçeği anlamaya başlamıştı...
~~~
Seçmeler bittikten sonra spor salonu yavaş yavaş boşalmaya başladı.
Koridorda herkes tek bir şeyi konuşuyordu.
"Kumsal gerçekten inanılmaz oynadı."
"Aleyna bile bu kadar iyi değildi."
"Yeni kaptan o olabilir."
Bu sözler Aleyna'nın kulağına geldikçe yüzü geriliyordu.
Emir ile Altay da spor salonundan çıktılar.
Altay dirseğiyle Emir'e hafifçe vurdu.
"Eee?"
"Ne eee?"
"Az önce ağzın açık maçı izliyordun."
Emir gözlerini devirdi.
"Abartma."
"Abartmıyorum."
Altay gülmeye başladı.
"Olum, kız smaç vurunca sen de tribünden kalktın."
Emir istemsizce duraksadı.
"Farkında olmadan olmuştur."
Altay sırıttı.
"Yoksa yeni kıza hayran mı kaldın?"
Emir sertçe baktı.
"Kes sesini."
"Hayran falan kalmadım."
"Sadece iyi oynuyor."
Altay kahkaha attı.
"Aynen."
"Ben de zaten onu diyorum."
Emir hiçbir şey söylemedi.
Okulun bahçesine çıktıklarında gözleri istemsizce Kumsal'ı aradı.
Kumsal, Doğa'yla birlikte okul kapısından çıkıyordu.
İkisi gülerek bir şeyler konuşuyorlardı.
Kumsal tam otobüs durağına yönelirken bir an dönüp okul binasına baktı.
O sırada göz göze geldiler.
İkisi de birkaç saniye bakışlarını ayıramadı.
Sonra Kumsal başını çevirip yürümeye devam etti.
Emir ise olduğu yerde kaldı.
Altay bunu fark edip gülümsedi.
"Hâlâ hoşlanmıyorsun değil mi?"
Emir derin bir nefes verdi.
"Hoşlanmıyorum."
"...sanırım."
Altay duyduğu son kelimeyle kahkaha attı.
"Sanırım mı?"
"Kes artık."
Kumsal otobüse bindi.
Cam kenarındaki boş koltuğa oturdu.
Kulaklığını taktı.
Otobüs İzmir'in sahil yolundan ilerlerken gözleri dışarıdaki denize takıldı.
Bugün yaşananları düşünmeden edemiyordu.
Öğretmenin onu seçmelere çağırması...
Aleyna'nın tavırları...
Ve...
Emir'in tribünden ona bakışı.
Bir anda başını iki yana salladı.
"Yine mi?"
diye mırıldandı.
"Neden sürekli onu düşünüyorum?"
Kendi kendine sinirlendi.
"Adamın yaptığı tek şey benimle uğraşmak."
"Bir kere de normal davransın."
İçinden söylenerek cama yaslandı.
Ama aklına Emir'in maç sonunda ona başıyla verdiği küçük onay geldi.
İstemsizce gülümsedi.
Sonra hemen o gülümseme kayboldu.
"Yok artık Kumsal."
"Kendine gel."
Yaklaşık yarım saat sonra eve ulaştı.
Kapıyı açınca annesinin sesi duyuldu.
"Hoş geldin kızım."
"Hoş buldum anne."
Kumsal çantasını bıraktı.
Üzerini değiştirdi.
Mutfağa geçip annesine salata hazırlamasında yardım etti.
Birlikte akşam yemeğini yediler.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Kaan işten dönmüştü.
"Ben geldim."
"Hoş geldin abi."
Kaan kardeşinin yanına oturdu.
"Bugün nasıldı?"
Kumsal omuz silkti.
"Güzeldi."
"Gülümsediğine göre gerçekten güzeldi."
Kumsal hafifçe güldü.
"Voleybol seçmeleri vardı."
"Öğretmen beni çağırdı."
Kaan'ın yüzü gururla aydınlandı.
"Biliyordum."
"Sen bunu başarırsın."
Kumsal gülümsedi.
"İnşallah."
"Başaracaksın."
"Çünkü sen pes etmeyi bilmezsin."
Kumsal abisinin bu sözleriyle biraz daha motive oldu.
Yemekten sonra odasına geçti.
Duş aldı.
Saçlarını kurutup pijamalarını giydi.
Masasına oturup ertesi günün ödevlerini tamamladı.
İşini bitirince pencerenin önündeki koltuğa geçti.
Gökyüzünde yıldızlar tek tek görünmeye başlamıştı.
Kumsal derin bir nefes aldı.
Aklında yine aynı kişi vardı.
Emir Ege.
"Of..."
diye söylendi.
"Yeter artık."
"Neden sürekli aklıma geliyor?"
Yastığını kucağına aldı.
"Bir gün iyi, bir gün kötü."
"Bir gün zorbalık yapıyor."
"Bir gün tribünden destek verir gibi bakıyor."
"Şu çocuğu anlamıyorum."
Kendi kendine gülümsedi.
"Zaten anlamak gibi bir niyetim de yok."
Lambasını kapatıp yatağına uzandı.
Ama gözlerini kapattığında yine tribündeki yeşil gözler aklına geldi.
"Gerçekten sinir bozucusun Emir Ege..."
diye fısıldadı.
Aynı saatlerde...
Emir odasında yatağına uzanmış tavana bakıyordu.
Futbol topu odasının bir köşesinde duruyordu.
Normalde antrenmandan sonra sadece futbol düşünürdü.
Ama bugün öyle değildi.
Aklında sürekli spor salonu vardı.
Kumsal'ın servisleri...
Smaçları...
Ve sayı aldıktan sonra gözlerindeki o özgüven.
Emir istemsizce gülümsedi.
"Gerçekten iyiydi."
Sonra bir anda doğrulup kendi kendine söylendi.
"Ne diyorsun sen?"
"Bir maç izledin diye etkilenmedin."
"Sadece başarılıydı."
Telefonunu eline aldı.
Bir an Kumsal'ın numarasının olup olmadığını düşündü.
Sonra kendi kendine güldü.
"Bende numarası bile yok."
Telefonu tekrar komodine bıraktı.
Tam uyuyacakken Altay'dan mesaj geldi.
Altay: "Kanka, voleybolcu kız nasıldı? 😂"
Emir istemsizce gülümsedi.
Emir: "Saçmalama."
Altay: "Ben hiçbir şey demedim. Sen hemen savunmaya geçtin. 😄"
Emir telefonu kapatıp yatağın üzerine attı.
"Gerçekten çıldırtacak beni."
diye söylendi.
Gözlerini kapattığında ise...
Karşısına çıkan ilk görüntü yine kahverengi gözlü, kumral saçlı bir kızdı.
İlk kez...
Emir Ege, bunu sadece bir merak olarak açıklayamayacağını hissetmeye başlamıştı.
Ama bunu kabul etmek için henüz çok erkendi.

