
~
Sabah saat yedi olmadan Kumsal'ın alarmı çaldı.
Gözlerini araladığında birkaç saniye tavana baktı.
Bir an önceki geceyi hatırladı.
Aklına yine Emir Ege gelince hemen yüzünü buruşturdu.
"Of, yeter artık." diye söylendi.
"Ne hâle geldin sen Kumsal?"
Yatağından kalkıp perdeleri açtı.
İzmir'in serin sabah havası odasına doldu.
Duşunu aldı, okul formasını giydi ve kumral saçlarını özenle taradı.
Aynanın karşısında kendine baktı.
"Bugün kimse moralimi bozamayacak."
Çantasını hazırlayıp aşağı indi.
Annesi kahvaltıyı çoktan hazırlamıştı.
"Günaydın."
"Günaydın anne."
Birlikte kahvaltı yaptılar.
Kahvaltının ardından çantasını omzuna aldı.
"Ben çıkıyorum anne."
"Kendine dikkat et kızım."
"Sen de."
Kumsal evden çıkıp otobüs durağına doğru yürüdü.
Sabahın serinliği yüzüne vururken kulaklığını taktı ve sevdiği şarkıları dinlemeye başladı.
Kısa bir otobüs yolculuğunun ardından Umut Koleji'nin önünde indi.
Derin bir nefes aldı.
"Yeni bir gün..."
diye mırıldanıp okulun kapısından içeri girdi.
Umut Koleji her zamanki gibi hareketliydi.
Koridorda Doğa onu görünce yanına koştu.
"Günaydın!"
"Günaydın."
İkisi sohbet ederek sınıfa girdiler.
Ders başlamadan birkaç dakika önce kapı açıldı.
Emir Ege...
Her zamanki gibi geç kalmıştı.
Öğretmen kaşlarını çattı.
"Emir Ege, yine mi?"
Emir umursamazca omzunu silkti.
"Antrenman hocam."
"Yerine geç."
Emir sırasına giderken gözleri Kumsal'a takıldı.
Bir an durdu.
Sonra arkadaşlarının duyacağı şekilde konuştu.
"Ne oldu?"
"Dün voleybol yıldızıydın."
"Bugün derslerde de birinci olmayı mı düşünüyorsun?"
Sınıfta birkaç kişi güldü.
Kumsal ise defterini kapatıp Emir'e döndü.
"Sen neden bu kadar benimle ilgileniyorsun?"
Sınıftaki gülüşmeler kesildi.
Emir kaşını kaldırdı.
"İlgilenmiyorum."
"Emin misin?"
Kumsal hafifçe gülümsedi.
"Çünkü üç gündür okula gelir gelmez ilk bana laf atıyorsun."
Bu kez sınıftan kahkahalar yükseldi.
Altay gülmemek için başını önüne eğdi.
Emir'in yüzü hafifçe kızardı.
"Sen kendini fazla önemli sanıyorsun."
Kumsal omuz silkti.
"Ben öyle bir şey söylemedim."
"Ama davranışların öyle söylüyor."
Öğretmen masaya cetvelle vurdu.
"Yeter artık."
"İkiniz de oturun."
Ders başladı.
Emir önüne döndü.
Ama dikkati sürekli Kumsal'a kayıyordu.
"Neden sürekli onunla uğraşıyorum?"
Kendi kendine düşündü.
"Çünkü sinirimi bozuyor."
İçinden verdiği cevap bile onu ikna etmedi.
Kumsal öğretmenin anlattıklarını dikkatle dinliyor, not alıyordu.
Saçlarını kulağının arkasına atışı bile Emir'in dikkatini çekmişti.
Bir anda kendini onu izlerken yakaladı.
Hızla gözlerini başka tarafa çevirdi.
"Ne yapıyorum ben?"
İçinden söylenmeye başladı.
"Saçmalama Emir."
"O sadece yeni gelen bir kız."
"Hem ondan hiç hoşlanmıyorsun."
Fakat ne kadar inkâr etse de...
Onu eskisi gibi görmüyordu.
Bu düşünce canını sıkmıştı.
Son ders de bittikten sonra zil çaldı.
Doğa ile birlikte okuldan çıktılar.
"Yarın görüşürüz."
"Görüşürüz."
Kumsal otobüse binip eve doğru yola çıktı.
Otobüsün camından denizi izlerken aklına sabah yaşanan tartışma geldi.
İstemeden gülümsedi.
"Ukalanın teki..."
diye mırıldandı.
Yaklaşık yirmi dakika sonra eve ulaştı.
Kapıyı açınca annesi salondaydı.
"Hoş geldin."
"Hoş buldum."
Kumsal odasına geçip okul formasını değiştirdi.
Mutfağa giderek annesine sofrayı hazırlamasında yardım etti.
Akşam yemeğinden sonra bulaşıkları birlikte topladılar.
Kaan da biraz sonra eve geldi.
"Bugün nasıldı okul?"
Kumsal omuz silkti.
"Her zamanki gibi."
"Sorun çıkaran oldu mu?"
"Yok."
Kaan şüpheyle baktı.
"Emin misin?"
Kumsal gülümseyerek başını salladı.
"Merak etme abi."
Gece odasına geçti.
Ödevlerini bitirdikten sonra yatağına uzandı.
Telefonunda biraz müzik dinledi.
Tam gözlerini kapatacakken aklına yine Emir Ege geldi.
Sabahki tartışmaları...
Sınıfta yüzünün kızarması...
Kendi kendine gülümsedi.
Sonra hemen kaşlarını çattı.
"Yok artık."
"Neden yine aklıma geliyor?"
Yastığını başının üzerine çekti.
"Yarın onunla konuşmayacağım bile."
Fakat bilmediği bir şey vardı.
Aynı dakikalarda Emir Ege de odasında tavana bakıyor...
Ve istemese de aklından geçen tek isim yine Kumsal oluyordu.

