Sabah saat yediyi gösterirken Kumsal'ın alarmı çaldı.
Yatağında birkaç saniye tavana baktı. Yeni okuluna alışmaya çalışıyordu ama her sabah aynı heyecanı ve gerginliği hissediyordu.
Yavaşça yatağından kalktı, odasının perdesini açtı. İzmir'in serin sabah havası odanın içine doldu.
Aynanın karşısına geçip kumral, düz saçlarını taradı. Okul formasını giydi, hafif bir makyaj yaptı ve çantasını hazırladı.
Mutfağa indiğinde annesi kahvaltıyı hazırlıyordu.
"Günaydın."
"Günaydın kızım. İlk günlere göre daha iyi görünüyorsun."
Kumsal gülümseyerek masaya oturdu.
"Sanırım yavaş yavaş alışıyorum."
Kahvaltısını yaptıktan sonra ayakkabılarını giydi.
Tam kapıyı açacakken arkasından tanıdık bir ses geldi.
"Tek başına gitmiyorsun."
Kaan elinde motosiklet kaskıyla kapıda duruyordu.
"Abi, okul çok yakın. Yürüyebilirim."
Kaan başını iki yana salladı.
"Olmaz."
"İki sokak ötede indiririm. Söz."
Kumsal gülerek kaskı eline aldı.
"Sen gerçekten çok korumacısın."
"Sen benim kardeşimsin."
Birkaç dakika sonra siyah motosiklet İzmir sokaklarında ilerliyordu.
Okula yaklaştıklarında Kaan söz verdiği gibi iki sokak geride durdu.
"Kendine dikkat et."
"Merak etme."
Kumsal okulun kapısına doğru yürürken Kaan bir süre arkasından baktı, ardından motosikletini çalıştırıp uzaklaştı.
Umut Koleji her zamanki gibi kalabalıktı.
Koridorlarda öğrenciler sohbet ediyor, voleybol ve futbol takımlarının antrenmanları konuşuluyordu.
Kumsal ise çantasını omzuna takmış, sınıfına doğru yürüyordu.
Tam o sırada koridorun sonunda Aleyna'yı gördü.
Platin sarısı saçları kusursuz görünüyordu. Yanındaki arkadaşlarıyla yüksek sesle konuşuyor, çevresindeki herkesin ona bakmasından memnunmuş gibi davranıyordu.
Bir arkadaşı gülerek sordu.
"Emir nerede?"
Aleyna omuz silkti.
"Antrenmandadır."
Sonra telefonuna gelen mesaja bakıp gizlice gülümsedi.
Mesajı kimse fark etmedi...
Ama onu uzaktan gören biri vardı.
Emir Ege...
~~~
Kumsal derin bir nefes alıp sınıfa girdi.
Doğa her zamanki gibi ona yer ayırmıştı.
"Günaydın."
"Günaydın."
İlk ders edebiyattı.
Öğretmen derse başladıktan sonra sınıf sessizleşti.
Kumsal notlarını özenle tutuyor, öğretmenin sorduğu sorulara çekinmeden cevap veriyordu.
Bu durum sınıftaki bazı öğrencilerin dikkatini çekmişti.
Arka sırada oturan Emir Ege ise istemsizce gözünü birkaç kez Kumsal'a çevirdi.
İki gündür sürekli onunla karşı karşıya geliyordu.
"Gerçekten ilginç biri..." diye geçirdi içinden.
Dersin ortasında öğretmen bir soru sordu.
"Söyle bakalım, bu paragrafın ana düşüncesi nedir?"
Sınıfta kimse parmak kaldırmadı.
Kumsal sessizce elini kaldırdı.
Öğretmen söz verdi.
Kumsal düşüncesini tane tane anlattı.
"Çok doğru." dedi öğretmen.
"Aferin Kumsal."
Sınıfta birkaç kişi şaşkınlıkla birbirine baktı.
Daha ikinci gününde öğretmenlerin dikkatini çekmeye başlamıştı.
Emir bunu belli etmese de şaşırmıştı.
Zil çaldığında öğrenciler koridora çıktı.
Aleyna ise telefonuyla uğraşıyordu.
Ekranına gelen mesajı görünce gülümsedi.
"Bugün yine aynı yerde buluşalım."
Mesajın sonunda bir kalp emojisi vardı.
Tam o sırada futbol antrenmanından dönen Emir, istemeden telefon ekranını gördü.
Kaşları çatıldı.
"Bu da kim?"
İçine bir şüphe düştü.
Teneffüs boyunca Aleyna'yı uzaktan takip etti.
Aleyna okulun arka bahçesine geçti.
Birkaç dakika sonra başka bir erkek öğrenci yanına geldi.
Gülerek konuşmaya başladılar.
Sonra çocuk, Aleyna'nın elini tuttu.
Emir'in içindeki son umut da o anda yok oldu.
Yavaş adımlarla yanlarına yürüdü.
"Aleyna."
İkisi de irkilerek Emir'e döndü.
Aleyna'nın yüzü bembeyaz kesildi.
"Emir... Ben..."
Emir sesini zor kontrol ediyordu.
"Kim bu?"
Aleyna cevap veremedi.
Yanındaki çocuk gerilimi fark edince,
"Ben gidiyorum." diyerek hızla uzaklaştı.
Koridordaki öğrenciler tartışmayı fark edip bahçeye doğru gelmeye başladı.
Kumsal ve Doğa da merak edip kalabalığın arasına karıştı.
Emir gözlerini Aleyna'dan ayırmıyordu.
"Haftalardır bana yalan mı söyledin?"
Aleyna başını iki yana salladı.
"Hayır, öyle değil."
"O zaman az önce gördüğüm neydi?"
Aleyna'nın sesi yükseldi.
"Sen beni hiç anlamadın!"
"Tek düşündüğün futboldu."
"Sürekli antrenman, maç, kamp..."
Emir de ilk kez sesini yükseltti.
"Ben bunların hepsini geleceğim için yapıyordum!"
"Sen ise arkamdan başkasıyla buluşuyordun."
Bahçe tamamen sessizleşmişti.
Herkes onları izliyordu.
Aleyna'nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
"Ben... Ben seni üzmek istemedim."
Emir acı bir şekilde güldü.
"Üzmek istemedin mi?"
"O zaman neden bana sadık kalmadın?"
Aleyna cevap veremedi.
Sessizlik her şeyi anlatıyordu.
Emir başını eğdi.
Sonra derin bir nefes aldı.
"Bitti Aleyna."
Aleyna şaşkınlıkla ona baktı.
"Lütfen böyle yapma."
"Bir şans daha ver."
Emir gözlerini kapattı.
"Güven bir kere kırılır."
"Ben seni gerçekten seviyordum."
"Ama artık bitti."
Aleyna Emir'in kolunu tutmak istedi.
Emir yavaşça elini çekti.
"Hoşça kal."
Aleyna olduğu yere çöktü ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
Arkadaşları yanına koşarken Emir tek kelime etmeden kalabalığın arasından yürüyüp gitti.
Kumsal, onun arkasından baktı.
İlk kez Emir'in gözlerindeki öfkenin altında büyük bir hayal kırıklığı olduğunu görmüştü.
O an, hakkında kurduğu tüm önyargılar biraz olsun sarsılmıştı.
Fakat ne Kumsal ne de Emir biliyordu...
Bu ayrılık, ikisinin yollarını hiç beklemedikleri şekilde birbirine yaklaştıracaktı.
~~~
Emir okulun arka bahçesindeki banklardan birine oturdu.
Başını iki elinin arasına aldı.
Hayatında ilk defa kendini bu kadar değersiz hissediyordu.
Tam o sırada omzuna biri hafifçe vurdu.
"Emir."
Başını kaldırdığında karşısında en yakın arkadaşı Altay vardı.
Altay, uzun boylu, sarışın ve ela gözlüydü. Emir'i ilkokuldan beri tanıyordu.
Sessizce yanına oturdu.
"Bütün okula yayıldı."
Emir acı bir şekilde gülümsedi.
"Demek herkes öğrendi."
Altay omzunu silkti.
"Boş ver."
"Boş ver mi?"
"Evet."
"Çünkü seni aldatan biri zaten seni hak etmiyordur."
Emir yere baktı.
"Ben gerçekten seviyordum."
"Biliyorum."
Altay derin bir nefes aldı.
"Ama hayat böyle işte."
"Bazen en çok değer verdiğin insanlar seni hayal kırıklığına uğratıyor."
Tam o sırada koridordan Kumsal ile Doğa geçiyordu.
Doğa hâlâ biraz önce yaşananları konuşuyordu.
"Ben Aleyna'nın böyle biri olduğunu hiç düşünmezdim."
Kumsal kısa bir süre Emir'e baktı.
Sonra sessizce,
"İnsan bazen en çok güvendiği kişiden yara alıyor."
dedi.
Ne alay etmişti...
Ne de acımıştı.
Sadece içinden geçen cümleyi söylemişti.
İki kız yürüyüp giderken Emir istemsizce onların arkasından baktı.
Altay bunu fark etti.
"Ne oldu?"
"Bir şey yok."
"Emin misin?"
Emir başını salladı.
"Kumsal..."
Altay gülümsedi.
"Ne olmuş Kumsal'a?"
"İlk gün onu tanımadan yargıladım."
"Sonra voleybolda beni susturdu."
"Bugün de... Bana diğerleri gibi bakmadı."
Altay hafifçe güldü.
"Belki de okuldaki tek normal insan odur."
Emir istemsizce gülümsedi.
"Belki..."
İlk defa Kumsal hakkında kötü bir şey düşünmüyordu.
Aksine...
Onu tanımayı merak etmeye başlamıştı.
~~~
Son ders zili çaldığında öğrenciler hızla sınıflardan çıktı.
Kumsal, Doğa ile okul kapısına kadar yürüdü.
"Görüşürüz."
"Görüşürüz Kumsal."
Doğa ayrıldıktan sonra Kumsal otobüs durağına doğru yürüdü.
Yaklaşık yirmi dakikalık yolculuğun ardından evlerinin bulunduğu sokağa geldi.
Apartmanın kapısını açıp içeri girdi.
"Anne, ben geldim."
Mutfaktan annesinin sesi duyuldu.
"Hoş geldin kızım."
Kumsal ayakkabılarını çıkarıp çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
Annesi masayı hazırlıyordu.
"Bugün okul nasıldı?"
Kumsal hafifçe gülümsedi.
"Yoğundu."
"Arkadaş edinebildin mi?"
"Evet."
"Doğa diye bir kız var. O iyi biri."
Annesi rahat bir nefes aldı.
"Sevindim."
Birlikte akşam yemeklerini yediler.
Yemekten sonra Kumsal odasına geçti.
Üzerini değiştirip saçlarını topladı.
Masasına oturup biraz ödevlerine göz attı.
Ardından pencerenin önündeki koltuğa oturdu.
İzmir'in akşam rüzgârı ince tülü hafifçe sallıyordu.
Bugün yaşananlar bir film şeridi gibi gözünün önünden geçmeye başladı.
Aleyna'nın bağırışları...
Emir'in kırgın bakışları...
Ve okulun bahçesinde, herkes gittikten sonra tek başına bankta oturan o çocuk...
Kumsal derin bir nefes aldı.
"İlk tanıştığımız gün ne kadar kibirli biri olduğunu düşünmüştüm..." diye geçirdi içinden.
"Ama bugün... Sanki bambaşka biriydi."
Onun yeşil gözlerindeki hayal kırıklığını unutamıyordu.
Kendine kızarak başını iki yana salladı.
"Bana ne ki?" diye mırıldandı.
Ama ne kadar inkâr etmeye çalışsa da...
Aklında hâlâ okulun bahçesinde yalnız başına oturan yeşil gözlü çocuk vardı.
Ve o an farkında olmadan...
Emir Ege'yi ilk kez gerçekten merak etmeye başlamıştı.
~~~
Kumsal pencerenin önünde birkaç dakika daha oturdu.
İzmir'in serin akşam rüzgârı odasına dolarken düşüncelerinden bir türlü kurtulamıyordu.
Aklına sürekli aynı kişi geliyordu.
Emir Ege...
Okulun bahçesinde tek başına oturan hâli...
Yeşil gözlerindeki hayal kırıklığı...
Kumsal bir anda başını iki yana salladı.
"Of Kumsal, sana ne ya?" diye kendi kendine söylendi.
"İki gündür tanıdığın birini neden düşünüyorsun?"
Derin bir nefes aldı.
"Üstelik ilk tanıştığınızda sana zorbalık yapan kişi..."
Kollarını göğsünde birleştirdi.
"Saçmalıyorsun."
Ayağa kalkıp odanın içinde birkaç adım attı.
"Kendi işine bak. Onun hayatı seni ilgilendirmez."
Sanki kendini ikna etmeye çalışıyordu.
Ama ne kadar düşünmemeye çalışsa da Emir'in kırgın yüzü gözünün önünden gitmiyordu.
Sinirle yastığını yatağın üzerine attı.
"Yeter!"
Telefonunu komodinin üzerine bıraktı, odasının ışığını kapattı ve yatağına uzandı.
Battaniyesini üzerine çekip gözlerini sımsıkı kapattı.
"Yarın onu aklıma bile getirmeyeceğim." diye düşündü.
Fakat uykuya dalmadan önce zihninde beliren son görüntü yine Emir Ege'nin yeşil gözleri oldu.
Kumsal buna içten içe sinirlendi.
"Gerçekten çok saçmasın..." diye fısıldadı.
Birkaç dakika sonra düşünceleri yavaş yavaş dağıldı.
Ve yorgunluğun etkisiyle derin bir uykuya daldı.
