Neredeyse 1 ay geçti, okuluma alışmaya başladım ve tabiki Kito’yla da yakınlaştım. Bazen okuldan sonra görüşüyoruz, bazen evlerimizde bazende alışveriş merkezinde. Bu akşam okuldan sonra şehire gittik. Şehir harika, sokakların yanlarında açılmış dükkanlar, süslemeler, her şey parıl parıl!
“Beni şehire getirdiğim için teşekkürler Kito!”
“Ahah! Önemli değil, keyfine bak.”
Heyecanla tüm dükkanları geziyorum ve bir ramenciye oturuyoruz.
“Rameni sana ben ısmarlarım.”
“Teşekkürler Senpa-“
Hassiktir.
“Ah! Yani Kito demek istedim!”
Kito utandı ve kızardı
“Neyse, ben Spicy soul söyleyeceğim.”
Menülerin isimleri ne kadar da garip.
“Bende aynısından yerim.”
Yemekleri söyledik. Beş dakika sonra yemekler geldi.
“Vaaaayyy, harika kokuyor!!!!
“Evet kesinlikle!”
Çubuklarımla erişteden alıyorum, biraz üfledikten sonra gömüyorum. Tadı harikaymış! çok sıcak olduğu için ağızım yanıyor.
(ağzı dolu bir şekilde)”Huff! Huuffff! Çok sıcaaaak!!”
Bir şekilde ağızımdakini yiyorum. Kito kıkırdıyor. Sonra o da eriştesinden alıyor.
“UAAAAAHHHH!! Çok acııı!!”
Acı yiyemediğini bilmiyordum. Aşk acısı çekmek yerine ramen acısı çekerim daha iyi!
“Abartma o kadar da değil!”
“Nom nom nom nom nom!!!!!!” Aç olduğum için deli gibi yiyorum. Kito bana bakıp tatlı bir şekilde gülüyor.
“Ah, Badurchan-“
Ona ağzım dolu bir şekilde efendim dermiş gibi bakıyorum. Kito bana yaklaşıyor. Bir an yanağıma bulaşan ramen sosunu eliyle siliyor. AMMMMAAAANNNN TANRIIIIMMM BU RÜYA OLMALIIIIII!!!! Yanaklarım domates gibi oluyor. Kito’ya bakıyorum.
“Yanağında sos kalmış.”
“AH! Haa?! haa. Teşekkür ederim…”
Ne desem bilemedim, çok utandım. Nasıl bir andı öyle? Oda bana aşık mı acaba…