Şu aralar ailem den bir haberim. Kito’yla yakınlaşayım derken ailemi aramayı unuttum. Neyse ki sonra annemleri arayıp hâl hatır sordum. O gece çok uykum vardı, hemen uyudum. Sabah uyandığımda aceleyle makyaj yaptım ve Kito’yla geniş bir parkta buluştuk. Kito’yla yavaşça bir şey demeden parkta yürüyoruz. Onun hakkında pek bir şey öğrenemedim.
“Biraz kendinden bahsetsene.”
“Ah.. Ne hakkında bahsedeyim?”
“Hobilerin mesela.”
“Resim çizmek, kitap okumak, enstrüman çalmak…”
Bende bunları seviyorum. Onu gittikçe daha çok seviyorum.
“Ah! Şu tatlı kediye bak- AAH!!”
Bir an kendimi yerlerde buluyorum. Gözlerimi açınca üstümde telaşlı ve utanmış haldeki Kito’yu görüyorum. ÜST ÜSTE Mİ DÜŞTÜK!!!!????
Birbirimize saf saf bakarken Kito bir an panikle ayağa kalktı.
“AH! Özür dilerim, taşa takıldım!”
“Sorun değil…”
Kito bana dönüyor, bir dakika boyunca sustuk. Bir an ikimizde birbirimizin dudaklarımıza bakarak yaklaşmaya başlıyoruz.
Gözlerimiz kısılıyor. Bir anda o kadar yakın oluyoruz ki ikimizde dudaklarımızı hafifçe aralıyoruz ve bir anda dudaklarımız birleşiyor-
“Anne bak!”
Ne oluyor? İkimizde panikle karşımızda duran küçük kız çocuğuna bakıyoruz.
“Gel gidelim kızım.”
“Ama anne yaa!!”
Çocuk ısrarla da olsa annesiyle gidiyor. Kito’yla tekrar bakışıyoruz. Ne desem bilemiyorum.
“Üzgünüm..” diyor Kito.
“Sorun yok, devam edelim mi?”
Kito’yla tekrar bakışıyoruz ve yine birbirimize yaklaşıyoruz. Dudaklarımız birleşiyor ve bu sefer dikkatimizi dağıtan bir şey olmuyor. İkimizde dudaklarımızı hafifçe hareket ettiriyoruz. Bir an kendimi tutamayıp hızlanmaya başlıyorum. Hayatımın en iyi anı olabilir şu an. Delirmek üzereyim. Ah Kito… Senle tanıştığım ana dek bunun olmasını bekledim. Bir an duruyorum. Ellerimle Kito’nun yüzünü tutuyorum ve ona hislerimi açıklar gibi bakıyorum. Dilimle Kito’nun dudaklarını yalamaya başlıyorum. Kito şaşırmış bir şekilde yerinde öylece duruyor. Ve bir an dayanamayıp Kito’nun dudaklarını sertçe ısırıyorum.
“AAAAHHH!!”
Isırdığım dudakları köpek dişlerimle çekiyorum ve Kito’nun dudak etlerini resmen yırtıyorum. Ağzım kanlar içinde Kito’nun dudaklarını çiğ çiğ yerken ellerimde büyüyen vahşi tırnaklarımı Kitp’nun kalbine geçiriyorum. Kalbini çekip Kito’nun vicudundan çıkardıktan sonra Kito kanlar içinde yere seriliyor. Çığlık çığlığa kahkalar atıyorum.
“AHHAHAAHAHAHHAHA!! Ah.. Kito, bu kalbi hayatımın sonuna kadar saklayacağım. Cidden harika.. Artık BENİM!
Korkunç bir şekilde kıkırdamaya başlıyorum, kıkırdamam bitince iç çekiyorum ve ELLERİMDEKİ TIRNAKLARI BEYNİME GEÇİRİYORUM!
“AAAAAAAHHHHH!!!”
“HAH! HAHH! HAAH!”
Soğuk terler içinde yatağımda uyandım. Nefes nefese gördüğüm şeyleri atlatmaya çalışıyorum.
“HAAHH! Rüya mıydı..?”
Şaşkınca etrafa bakıyorum ve odamda olduğumu fark ediyorum. İçim rahatlıyor.
“Ohh.. Şükürler olsun.”
Bir an burnumun kanadığını fark ediyorum, umursamayıp yatağıma geri yatıyorum.
Terlediğim için vicudumdan iğrenç bir koku alıyorum.
“Bir duş alayım.”
İçinde sıcak su olan küvetimde uzanıyorum. Tavana öylece bakıyorum.
“AAAH!!”
Gözlerim doluyor. Karnıma sarılarak hufluyorum. Şu aralar dönemimde olduğum için çok acı çekiyorum. Bir yandan da gördüğüm rüyayı düşünüyorum. Neden böyle bir rüya gördüm ki şimdi? Çok saçma ve korkutucu…
Bir kaç dakika sonra duştan çıkıyorum. Odamda üstümü giyinip saçlarımı havluya sarıyorum.
“DİİNGGG DOOONNGG!!”
Kim acaba? Hızlıca kapıya gidiyorum ve kapıyı açıyorum.
“BÜYÜKANNE??!!”