İçeriğe geç

back to you, myg

Bölüm 5 · 5 dk okuma

back to you, myg

Bölüm 5

5.Bölüm

Yarım saat önce Jungkook aceleyle evden çıkıp gitmişti. İşlerle alakalı bir problem olduğunu, halledip döneceğini söyledi. Canım fena derecede sıkılıyordu. Bir süre telefonla oynamıştım ama o da sıkıcı gelmeye başlamıştı. Jungkook'un işi geç bitecekti ve ben sıkıntıdan patlıyordum. Yeonjun'da onunla gittiği için yanıma çağıramıyordum.

Evde kaldıkça boğulduğumu hissediyordum. En iyisi dışarıya çıkıp biraz kafa dağıtmaktı.

Üzerimde omuzları açık uzun kollu bir bluz altımda da kargo pantolon vardı.

Kıyafetlerimi değiştirme gereği duymayıp telefonumu ve sigara paketimi yanıma aldım. Siyah converselerimi de giyip evden çıktım. Her zaman ki gibi han nehirine gidecektim. Evim yakın olduğu için yürüyerek gitmeyi seçtim.

Yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra nehre ulaşmıştım. Nehrin kenarından bir yürüme bandı vardı insanlar akşamları çoğunlukla burada arkadaşlarıyla yürüyüp vakit geçirmeyi seviyordu. Çoğu akşam kalabalık olan nehir kenarı bu akşam sakindi. Tabi bugünün pazartesi olduğu hesaba katarsak normal gelmişti. Buranın en güzel yanlarından biriside oturup nehri izlememiz için yapılan kocaman çimenlik alandı.

En yakındaki marketten 2 şişe soju ve bir tane cips alıp çimenliklerde en sakin noktaya doğru ilerledim. Serin hava ilkbaharda olduğumuzu hissettirirken etraftaki çiçeklerden yayılan kokular her yeri sarmıştı.

Yere oturup sojunun ilk şişesini açtım. Paketten bir kaç tane cips alıp ağzıma attım. Keşke şu an bizimkilerde burda olsaydı. Ne kadar yalnız kalmayı sevsemde onlarla olmayı daha çok seviyordum.

"Küçük hırsızımızda burdaymış" arkamdaki sesin sahibi Agust D'den başkası değildi. Yanıma oturup poşetteki diğer sojuyu aldı. Bana sormadan alması sinirlerimi bozsada bir şişe soju için kavga edecek değildim.

"Düzelteyim, Kore'de ki en iyi hırsız burada" şişeden bir yudum alıp alayla güldü. Hala o günü hazmedemediği çok açıktı.

"Kötü bir haberim var küçük kız" gizli bir şey söylüyormuş gibi bana doğru eğilip fısıldadı.

"O kadar da iyi değilsin" tek kaşımı kaldırıp 'öyle mi' bakışı attım.

"Bunu 2 gün önce gerdanlığı benden alamayıp üstüne birde penisine tekme yiyen adam mı söylüyor? Komikmiş" diyip yapmacık bir kahkaha attım. Yanımdaki beden gittikçe sinirlenirken yarıya kadar gelmiş olduğum sojudan bir yudum daha aldım.

"Bedelini çok ağır ödeyeceksin küçük kız" kurduğu cümleye karşı gözlerimi devirmeden edemedim. Sürekli bedelini ödeteceğini söyleyip bir bok yapamıyordu.

"Bu boş iddialarını duymaktan sıkıldım. Hiçbir şey yapamazsın" tam karşılık olarak konuşacağında ona izin vermeden tekrar konuştum.

"Ayrıca küçük kız demeyi kes" sinirlenmem onu keyifle güldürmüştü. Şu an ağzına sert bir yumruk geçirmeyi ne kadar istediğimi anlatamazdım.

"Öyle mi küçük kız?" Beni daha çok sinirlendirmeye çalıştığını biliyordum bu yüzden sakinliğimi koruyup bedenimi ona doğru çevirdim.

Ufak bir oyun oynamaktan zarar gelmezdi öyle değil mi?

"Öyle-" diyip sol elimi ensesindeki saçlarına koyup oynamaya başladım.

Aramızdaki mesafeyi biraz daha kapatıp gözlerinin içine baktım. Ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. Biraz daha şaşırması için diğer elimide göğüsünün üzerinde koyup yavaşça aşağı doğru indirdim. İki bacağının arasına sağ dizimi koyup karşısına geçtim. Şimdi sıra dikkatini tamamen dağıtıp istediğim şeyi almaktaydı

Yüzümü onun yüzüyle aynı hizaya getirdim. Saçlarıyla oynadığım elimi boynuna indirip tırnaklarımla hafifçe daireler çizmeye başladım.

"Söylediğinin aksine güçlü bir kadınım" istediğim şeyi aldığımda sinsice gülüp geri çekildim. Ne olduğu anlamaya çalışırken ayağa kalkıp az önce cebinden hissettirmeden aldığım cüzdanını havada salladım. Eli hızla cebine gittiğinde boşluğu hissetmesi onu şaşırtmıştı.

"İşimde ne kadar iyi olduğumu artık daha iyi anlamışsındır" şaşkın bakışlarını hızla toparlayıp umursamaz bir tavır takındı.

"Cüzdanı geri ver" başımı olumsuz anlamda salladım.

"Çok istiyorsan gelip al" bir kaç adım geri çekilip kollarımı meydan okuduğumu belli eder şekilde açtım. Dudağının bir kenarı alayla kıvrılırken başını sola doğru çevirdi. Yavaşça ayağa kalkıp karşımda durdu.

"Ne istiyorsun?" İsteğim şey çok basit bir şeydi.

"Cüzdanı almak istiyorsan benimle dövüşmen gerek" dövüş konusunda kendime oldukça fazla güveniyordum. Uzun bir süre tekvando eğitimi almıştı bu yüzden hiç şansı yoktu.

"Canını yakmamı istemiyorsan geri ver" Başımla onu reddettim. Beni fazla hafife alıyordu.

"Ne o korktun mu minik prens" minik derken gülerek penisine bakmam onu baya bir sinirlendirmişti.

"Seni bırakmam için yalvaracaksın" diyip hırsla üzerime gelmeye başladı. Bense aşırı keyif alıyordum bu durumdan. Ne kadar beni küçümsesede onu bu şekilde alt etmemi yediremiyordu.

İlk hamleyi yapıp kolumu tutmak için yeltendiğinde diğer kolumu alttan geçirip hamlesini boşa çıkardım.

"Sert olmak istemiyordum ama bunu hakettin" diyip ışık hızından ellerimi tutmuştu. Tam ellerimi ondan kurtarmak için çekecekken arkama geçip ellerimi arkadan bağladı. Bırakması için kollarımı çekiştirirken yavaşça başını boynuma yaklaştırdı.

"Yeterince avans verdim sana" henüz yenildiğim falan yoktu. Hemen ne yapabileceğimi düşündüm. Kurtulmak kolay olmayacaktı ama çoktan bir yol bulmuştum. Bacağına sert bir tekme atıp sırtımla omzuna vurdum. Bu onu birazda olsa afallatmıştı. Ellerimi kurtarıp yere düşmesi için tekrar ayağına tekme atıp omuzlarından ittirdim. Ancak hesaba katamadığım bir şey olmuştu. Yere düşerken elimden tutup kendisiyle beraber düşmemi sağlamıştı.

"Adi bir pislik olduğunu biliyor muydun?" Yönelttiğim soru karşısında ukalaca gülüp başını salladı.

"Tarzım bu küçük kız"

"Kaçak dövüşmek mi? Tam sana yakışan bir hareket" bozulduğunu belli etmeden gülmeye devam ediyordu. Onu her seferinde böyle köşeye sıkıştırmak beni keyiflendiriyordu.

"Yerini baya sevdin anlaşılan" yüzüne çarpık gülümsemesini yerleştirdiğinde hep hayalini kurduğum o yumruğu tekrar geçirmek istemiştim.

Üzerinden kalkmak için ellerimle yerden destek aldım.

"Ya ne demezsin çok rahat" tam kalkacakken belime sardığı koluyla beni geri çekip yere düşürmüştü. Bu sefer üstte olan o olmuştu. Sinirle omuzlarına vurup üzerimden atmaya çalıştım.

"Ben istemediğim sürece beni burdan kaldıramazsın" kollarımı boynuna dolayıp yüzünü daha çok kendime yaklaştırdım.

"Kalkmaya niyetin yok sanırım" dudaklarını yalayıp başıyla beni onayladı.

"Hiç yok, yerimden memnunum" 'öyle mi?' der gibi baktım. İstemsizce tek kaşım kalkmıştı. Şimdi biraz rahatını bozma zamanıydı. Boynundaki kollarımı sıkılaştırıp kendime çektim. Dışardan görene birisi bizim sarıldığımızı düşünebilirdi. Bedenimi sola doğru yuvarlayıp altımda kalmasını sağlamıştım. Ne olduğunu anlamasına izin vermeden karnının üstüne oturup kolumu boynuna bastırdım. Şu an tamamen etkisiz hale gelmişti.

"Nasıl beğendin mi?" Dedim sinsice gülerek. Yaptığım hamleler onu şaşırtmıştı. İşte bu ifadeye bayılıyordum. Beni hafife almanın yanlış olduğunu öğrenmişti.

"Göründüğünden iyisin ama hala benle baş edemezsin"

"O zaman şu an ki konumumuz halis mi?" Gerçekten sürekli kendisini benden üstün görmesi sinirlerimi bozuyordu.

"Sana izin verdiğim için üsttesin, istersem tek hamlede üste çıkabilirim."

"Boş iddialarını artık duymuyorum" diyip üzerinden kalktım. Kaçak dövüşüp hile yapıyordu. Çoktan eğlencesi kaçmıştı bile. Yanına oturdum ve cebimdeki cüzdanı çıkartıp ona fırlattım. Refleksleri iyi olduğundan mı bilmiyorum ama havada yakalamıştı.

Diğer cebimden sigara paketimi çıkarıp içinden bir dal aldım. Dudaklarıma koyup ondan aldığım çakmakla sigarayı yaktım. Almak isterse diye paketi ortamıza koymuştum. Beni taklit ederek o da bir dal çıkarıp yaktı.

"Agust D söylesene kimsin?" Dedim dumanı içime çekerken. Bakışlarımı kısa süreliğine ona çevirsemde tekrar nehri izlemeye başladım.

"Neyi merak ediyorsun?" omuz silktim özellikle merak ettiğim bir şey yoktu. Bizim camiada çetelerinin adını sıkça duymuştum ama onunla daha önce karşılaşmamıştım.

"Tuhaf birisin, en az benim kadar" diye mırıldandım. Onda çözemediğim bir şeyler vardı. Garip bir enerji seziyordum ama üstünde düşünecek bir şey yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.