Eve geldiğimizde saat gece yarısını çoktan geçmişti. Gevşemek için bir şeyler içmeye karar vermiştik. Namjoon, Jungkook ve Yeonjun işlerden konuşurken bu bana aşırı derecede sıkıcı geldiği için televizyonu açıp biramı yudumlamaya devam ettim. Nadiren televizyon izlerdim bu yüzden izleyecek bir şey bulmak zor oluyordu. Kanallar arasında gezerken öylesine bir komedi şovunun karşıma çıkmasıyla en iyi kararın bu olduğunu düşünerek kanal değiştirmeyi bıraktım.
Biten şişeyi kenara koyup yenisi açtım. Aklımı meşgul eden şeyler yüzünden bir türlü izlediğim şova odaklanamıyordum. Hırsla şişeyi bir dikişte içip bitirdim. Bugün ne kadar içsemde sarhoş olamayacakmışım gibi hissediyordum.
"Vay bizim Valeriamız Agust D'nin miniğine tekmeyi geçirmiş ha?" Namjoon zevkle geriye yaslanıp gururla bana bakıyordu.
"Ee yoluma çıkmanın sonucuna katlanması gerek" çocuklar keyifle gülüp eğlenirken saatin çoktan 4'ü geçtiğini gördüm.
"Beyler ben odama çıkıyorum size iyi eğlenceler" elimdeki şişede kalan son içkiyide içip boş şişeyi masaya koydum.
"İyi geceler Valeria" hepsi bir ağızdan bağırdığında gülümseyip onlara karşılık verdim.
Merdivenleri çıkıp odama ulaştığımda önceliğim üzerindeki mini elbiseden kurtulmak olmuştu. Elbiseyi bir köşeye attıktan sonra dolaptan bol eşofman, siyah bir bralet çıkarıp duşa girmek için banyoya ilerledim.
Ilık bir duş alıp gecenin tüm yorgunluğunu üzerimden atmıştım. Öylece suyun altında durmak beni gevşetiyordu. İçtiğim alkolün gram etkisi olmamıştı ama ılık bir duş beni rahatlatmıştı. Biraz daha suyun altında oyalandıktan sonra suyu kapatıp havluyu bedenime doladım.
Aynanın karşısına geçip saçlarımı taramak için küçük çekmeceden tarağımı çıkardım. Şu an saçlarımı kurutacak kadar enerjik hissetmiyordum. Yüzüme bir kaç bakım kremide sürdükten sonra üzerimi giyindim. Braletlere aşıktım, özlelliklede siyah ve kırmızılara. Boş eşofmanda vazgeçilmezlerimden birisiydi. Sürekli taktığım kolyeleri boynuma geçirip banyodan çıktım. Odamın ışığını açmadan kendimi sırt üstü yatağa atıp gözlerimi kapadım.
Burnuma dolan yabacı kokuyla gözlerimi aralayıp karanlık odaya baktığımda köşede duran siyah silüeti farketmiştim. Sanki bunu bekliyormuş gibi bana doğru gelmeye başladı.
Yatakta doğrulmak için dirseğimden destek alırken karşımdaki bedenin ne ara yanıma geldiğini anlayamadan kollarımı başımın üzerinde birleştirip hareket alanımı sınırlamıştı.
Dizlerini iki yanıma gelecek şekilde koyup üzerime çıktı.
"Sana bunu ödeteceğimi söylemiştim küçük kız" sinirle güldüm. Şu an ağırlığını bacaklarıma verip kollarımıda başımın üzerinde sıkıca yatağa bastırırken hiçte eşit durumlarda değildik. Göründüğünden daha güçlü olduğunu bir santim bile hareket edemememden anlamıştım.
"Seni adi piç şartlar eşit bile değil." Aklıma gelen şeyle sinsice gülümsedim ve konuşmaya devam ettim.
"Oysa senin miniğine tekmemi geçirirken bunu eşit şartlar altında yapmıştım." Bu sefer sinirlenen taraf o olmuştu. Valeria karşısında kazanma şansın yoktu bebeğim.
"Şu haldeyken sencede gereksiz cesur değil misin? Sana istediğim her şeyi yapabilirim" yamuk gülüşünü yüzüne yerleştirip iddialı bakışlarını bana doğrultmuştu.
"Dene de görelim" dedim tek kaşımı kaldırıp. Belkide haklıydı, bu haldeyken ona karşı koyamayabilirdim ama tek çığlığımla aşağıdaki 3 kas yığını adamı buraya getirtmem uzun sürmezdi. Her türlü şans benden yanaydı.
"Fazla iddialısın-" başını açıktaki boynumla kulağım arasına sokup sessizce fısıldadı.
"-yapamayacağımı düşünüyorsan çok yanılıyorsun küçük kız" başını geri çekerken dudakları boynuma değmişti. Bunu bilerek yaptığına emindim. Aklınca bana göz dağı veriyordu.
"Yapamayacağından eminim
Agust D"
"Kim olduğumu biliyorsun demek" başımla onu onayladım.
"Bana bulaşmaman gerektiğinide biliyorsundur" ağzımdan alaylı bir hah! çıkmıştı.
"Nedenmiş o?" Yüzünü sinsi bir gülümseme sararken beni cevaplamak adına konuştu.
"Nedenini çok yakında öğreneceksin, bana bulaşmakla büyük bir hata yaptın" bulunduğum durum yüzünden sinir katsayım artarken arada bir kollarımı kurtarmak için çabalasamda boşa gidiyordu.
"Şimdi korkmuş gibi mi yapmalıyım?" Alayla kurduğum cümle onu sinirlendirsede bozuntuya vermiyordu.
Üzerime ağırlığını daha çok verip tekrar kafasını boynum ve kulağım arasındaki boşluğa yerleştirdi. Sıcak nefesi çıplak tenime çarparken gıdıklandığımı hissetmiştim.
"Bu sadece başlangıç" diye fısıldayıp boynuma dudaklarını bastırdı. Daha sonra eline hapsolmuş bileklerimi serbest bırakıp üzerimden kalktı.
Her zaman yüzünde bulunan yamuk gülüşüyle göz kırptıktan sonra pencereme doğru ilerledi. Yataktan doğrulup ona bakarken ne yapacağımı şaşırmış bir durumdaydım. Pencereden atlayacakken arkasına dönüp konuştu.
"Ha bu arada çakmağım sende kalabilir" cebinden çıkardığı çakmağı koltuğa fırlattı. Ne ara çakmağı benden alıp cebine koymuştu ki?.
Aşağıya atladığını yere çarpan ayak seslerinden anlayabilmiştim. Hızla pencereye çıktım.
"Ya! Sen tam bir pisliksin! Bunun hesabını soracağım sana" söylediklerimi umursamadan ellerini cebine yerleştirip sokağa doğru yürümeye başlamıştı. İlerideki arabasına binip gözden kayboldu.
Arkasından öylece bakakalmıştım. Sessizce "zaten çakmağı vermeyecektim ki" diye mırıldandım. Yatağıma geri dönüp sigara paketimden bir dal çıkardım. Az önce koltuğa fırlattığı çakmağı alıp sigaramı yaktım. Sinirle ilk nefesi içime çektikten sonra hırsla konuştum.
"Bu çakmağı sana yedirmezsem banada Valeria demesinler!" evime kadar girip benimle bu şekilde konuşma haddini nereden buluyordu anlamış değildim. Odadanın içinde ileri geri giderken gözüm aynaya takıldı. Işığı açıp aynanın karşısına geçtim. Daha yarısına geldiğim sigarayı kül tablasına bastırıp söndürdüm ve aynada boynumu incelemeye başladım. Resmen öpmüştü piç herif. Bu yüzü nereden buluyordu!
Saçlarımı karıştırıp yatağa geri döndüm ancak ışığı kapatmadığımı farkedince içimden bir küfür savurdum. Elime ilk gelen şeyi düğmeye fırlatıp isabet ettirmeyi başarmıştım. Ayağa kalkmama gerek kalmadan ışığı kapattığım için sevinsemde hala sinirim yok olmamıştı.