İçeriğe geç

Ayrı Kalan sevda

Bölüm 21 · 2 dk okuma

Ayrı Kalan sevda

Bölüm 21

20. Bölüm

‎Azil urasın anlatımıyla :‎‎Elimi çekmiyorum.‎Nedenini açıklayamam ama çekmiyorum işte.‎Bırakırsam yine o boşluk gelecek gibi.‎Deniz önümde ama aklım onda.‎Yanımda duruşu sakin.‎Sanki acele etmezsem her şey dağılmayacak.‎Yürürken kalabalık artıyor.‎Bir adım yaklaşıyorum.‎Refleks değil bu, hesap da değil.‎Yanımda kalmasını istiyorum sadece.‎Bir şey söylemeliyim gibi geliyor.‎“Güçlü olmak yoruyor,” demek geçiyor içimden.‎Ama kelimeler ağır.‎Susmak daha doğru.‎Bana bakıyor.‎Bakışı soru sormuyor.‎Bu iyi geliyor.‎Birinin senden bir şey beklememesi…‎insanı hafifletiyor.‎Duruyoruz.‎Elimi hâlâ bırakmadığımı fark ediyorum.‎Fark etmesine seviniyorum.‎Gülümsüyor.‎Küçük bir gülümseme.‎Kal demiyor ama gitme de demiyor.‎İkisi de aynı şey zaten.‎İçimde bir cümle dönüp duruyor:‎Kaçmak zorunda değilim.‎İlk kez.‎‎‎‎Biraz daha yürüyoruz.‎Adımlarım yavaş.‎Hızlanırsam düşünmek zorunda kalacağım gibi geliyor.‎Elinin sıcaklığı değişmiyor.‎Bu da iyi.‎Bazı şeylerin sabit kalması insanı korkutmuyor aslında,‎rahatlatıyor.‎Bir an durup denize bakıyorum.‎Eskiden burada olsam, içim sıkılırdı.‎Şimdi…‎içimde bir boşluk yok.‎Sessizlik var ama eksik değil.‎Yanıma dönüyor.‎Bir şey söyleyecek sanıyorum.‎Söylemiyor.‎İçimden teşekkür etmek geçiyor ona.‎Beni zorlamadığı için.‎Olduğum yerde kalmama izin verdiği için.‎Derin bir nefes alıyorum.‎Göğsümdeki ağırlık biraz daha azalıyor.‎Güçlü durmam gerekmiyor artık.‎Yanında durmam yetiyor.‎Elimi hâlâ bırakmıyorum.‎Bu sefer bilinçli.‎Çünkü biliyorum:‎Bırakırsam hemen kaçmayacağım belki‎ama kalmak da bu kadar kolay olmayacak.‎Ve ilk kez,‎kalmak kolay geliyor.‎‎‎‎Güneş biraz daha yükseliyor.‎Gözlerimi kısıyorum.‎Yanımda oluşu değişmiyor.‎Bu da içimi sakinleştiriyor.‎Elimi hafifçe oynatıyorum.‎Parmaklarım onun parmaklarına daha net değiyor.‎Tesadüf değil.‎Bunu fark etmesini istiyorum.‎Bir an içimde bir korku kıpırdıyor.‎Alışmak.‎İnsan alışınca kaybetmekten korkuyor.‎Ama geri çekilmiyorum.‎“Böyle iyi,” diyorum.‎Sesim sandığımdan daha net çıkıyor.‎Ne demek istediğimi ikimiz de biliyoruz.‎Başını hafifçe eğiyor.‎Onay gibi.‎Zorlamıyor, büyütmüyor.‎Her şeyi olduğu yerde bırakıyor.‎Kalabalık sesleri uzakta kalıyor.‎Şu an sadece burası var.‎Onunla aramdaki mesafe kadar küçük bir dünya.‎İçimdeki cümle netleşiyor:‎Kaçmak bir seçenek değil artık.‎İstemiyorum.‎Ve bunu ilk kez‎korkmadan düşünüyorum.‎‎‎Bir süre konuşmuyoruz.‎Sessizlik rahatsız etmiyor bu kez.‎Doldurulması gereken bir boşluk gibi durmuyor.‎Elini bırakmadan yürürken fark ediyorum:‎Omuzlarım gevşemiş.‎Hep tetikte durmaya alışmışım,‎şimdi gerek yok.‎Bir şey oluyor içimde.‎Büyük değil.‎Ama kalıcı gibi.‎İnsan bazen anlar;‎bu an geçse bile iz kalacak.‎Ona bakıyorum.‎Bakışımı yakalıyor.‎Kaçmıyor.‎Bu küçük şey…‎büyük geliyor bana.‎“Gidelim mi?” demek geliyor içimden.‎Ama nereye olduğunu bilmiyorum.‎Zaten önemli de değil.‎Onunla olan her yer aynı gibi.‎Adımlarımız yeniden başlıyor.‎Aynı hızda değil ama aynı kararda.‎Ben kalmayı seçiyorum.‎O da bunu hissediyor.‎Elimi biraz daha sıkıyorum.‎Bu kez tereddüt yok.‎Sadece niyet.‎Ve içimden geçen tek şey şu:‎Uzun zamandır ilk kez‎yarım hissetmiyorum.‎‎‎Adımlarımız yavaşlıyor.‎Ben mi yavaşlıyorum, o mu…‎ayırt etmiyorum.‎Zaten önemli değil.‎Rüzgâr yüzüme vuruyor.‎Soğuk değil.‎Eskiden böyle anlarda içim ürperirdi.‎Şimdi yerimdeyim.‎Elimi bırakmıyor.‎Bırakmadığını fark etmek garip bir güven veriyor.‎İnsan bazen tutulmaktan çok‎bırakılmadığını bilmek istiyor.‎Bir cümle daha dolanıyor içimde.‎Söylersem bozulacak gibi.‎Söylemezsem kalacak.‎Kalmasını seçiyorum.‎Duruyoruz.‎Yan yana.‎Ne tam karşı karşıya, ne uzak.‎Doğru mesafe bu.‎Derin bir nefes alıyorum.‎Göğsüm açılıyor.‎Kaçma isteği yok.‎Savunma yok.‎Sadece durmak.‎Ve anlıyorum:‎Bazı anlar ilerlemez.‎Olduğu yerde kalır.‎İnsanı da orada tutar.‎Ben de kalıyorum.‎

Arkadaşlar Devamı daha sonra inşallah beyenirsiniz iyi okumalar

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.