Arkadaşlar yarın devamı gelicek inşallah beyenirsiniz hazırsanız kitaba geçerim Naz fincanı masaya bıraktı. Altlığına tam oturtmadı; biraz yamuk kaldı. Düzeltmedi.Azil bunu fark etti ama o da bir şey demedi.Pencerenin ardından akşam sızıyordu içeri. Işık yavaşça çekiliyor, eşyaların kenarlarını belirsizleştiriyordu. Naz bu saati severdi. Günün aceleci tarafı bitmiş olurdu; geriye sadece kalanlar kalırdı.Azil nefes aldı. Derin değildi. Dikkat çekmek istemeyen bir nefes.“Bir süre burada kalacağım,” dedi.Cümle soru gibi değildi, açıklama da sayılmazdı.Naz başını salladı.“Tamam,” dedi.Neyi kabul ettiğini ikisi de tam olarak bilmiyordu. Gerek de yoktu.Yine sustular. Bu kez sessizlik biraz daha genişti. Ama hâlâ taşmıyordu.Naz, Azil’in ellerine baktı. Masanın kenarında duruyorlardı. Ne ileri ne geri. Olduğu yerde.“Bazen,” dedi Naz, gözünü kaldırmadan, “bir şeyin adını koyunca yerinden oynuyor.”Azil başını çevirdi.“Şimdi koymuyoruz,” dedi.Naz hafifçe gülümsedi. Kısa sürdü. Kendine sakladı.Çay soğuktu. O da öyle kaldı.Ve o akşam, bu da yeterliydi.1 saat sonraTelefonun sesi her şeyi başlattı.Kısa, keskin bir bildirim.Azil telefonu aldı. Ekrana baktı.Yüzü bir anda gerildi.Videoyu açtı.Ben görmedim.Ama sesi duydum.Bir kadının ağlaması.Bir erkeğin bağırışı.Sonra bir darbe sesi.Azil’in eli titredi.“Babam,” dedi.“Annem.”Oda daraldı.Duvarlar üstümüze geldi.“Azil—” dedim, yanına yaklaşırken.“Dokunma!” diye bağırdı.Sesi kontrolsüzdü.Beni irkiltti.“Yine yapmış!” dedi.“Elimden hiçbir şey gelmiyor!”“Bu senin suçun değil,” demek istedim.Ama sözümü kesti.“Her şey üst üste geliyor!” diye bağırdı.“Geçmişim, onlar…sen de susuyorsun!”O cümle bana çarptı.“Ben susmuyorum,” dedim.Sesim küçüktü.“Susuyorsun!” dedi.“Sonra ben kötü oluyorum!”Bana doğru bir adım attı.Ben geriye çekildim.Bir adım daha.Ayağım halının kenarına takıldı.Dengeyi kaybettim.Geri geri sendeledim.Çat.Arkamdaki çerçeve duvardan koptu.Camlar yere saçıldı.İkimiz de sustuk.Kalbim çırpınıyordu.Ellerim titriyordu.Kırık camlar ayaklarımın dibindeydi.Azil’in yüzü bembeyaz oldu.Bir şey söylemek istedi.Söyleyemedi.Gözlerim doldu.Bu kez tutmadım.“Böyle konuşmana dayanamadım,” dedim.Sesim titredi.“Bu ses… beni çok eski bir yere götürdü.”Arkamı döndüm.Odaya koştum.Kapıyı kapattım.Yatağın kenarına çöktüm.Ağlamak içimi acıtıyordu.Bir süre sonra kapının önünde bir ağırlık hissettim.Oturmuştu.“Ben buradayım,” dedi.Sesi kırılmıştı.“Öfkem sana ait değildi.Ama sana çarptı.”Sessiz kaldım.“Babamın yaptığını gördüm,” dedi.“Ve kendimden korktum.”Zaman geçti.Nefesim yavaşladı.Kapıya yaklaştım.Elim titreyerek kolu tuttu.“Girebilirsin,” dedim.Kapı açıldı.Azil içeri girdi.Yavaş. Sessiz.Bir adım attı.Sonra durdu.“Sevgilim…” dedi.Sesi neredeyse duyulmuyordu.“Özür dilerim.”Bana yaklaşmaya çalıştı.Refleksle gerildim.Omuzlarım kasıldı.Göz göze geldik.Ben korkuyla baktım.Kaçmaya hazır bir bakıştı bu.Bunu gördü.Hemen durdu.“Yaklaşmamı istemezsen dururum,” dedi.“Lütfen… sadece söyle.”Sessiz ağlıyordum.Sesim çıkmıyordu ama içim sarsılıyordu.Başımı çok küçük bir hareketle salladım.Bir izin gibi.Bir deneme gibi.Bu kez yavaş yaklaştı.Nefesini bile tutarak.Yanıma çöktü.Dokunmadı.“Çok korkuttum seni,” dedi.“Kendimden bile korktum.”Ağlamaya devam ettim.Omuzlarım titriyordu.Elini kaldırdı.Durdu.Gözlerime baktı.İzin aradı.Başımı eğdim.Parmakları yanağıma değdi.Sıcaktı.Nazikti.Sessizce akan yaşımı sildi.Sonra bir tane daha.Aceleden uzak.Sanki ağlamamın ritmine uyuyordu.“Ben buradayım,” dedi fısıltıyla.“Ve sana böyle gelmeyeceğim bir daha.”Ağlamam kesilmedi.Ama korkum yumuşadı.Başımı yavaşça göğsüne yasladım.Bu kez kaçmadım.O da beni sıkmadı.Sadece tuttu.Ve o gece,sessiz ağlarken…yalnız değildim.
Bölüm 18
17. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.