İçeriğe geç

Ayrı Kalan sevda

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Ayrı Kalan sevda

Bölüm 10

9. Bölüm

‎Azil, hastane odasının kapısında durdu. ‎İçeriden gelen cihaz sesleri düzenliydi; bu, Naz’ın hâlâ hayatta olduğunun sessiz kanıtıydı. ‎ ‎Sandalyeye oturdu. ‎Ellerini dizlerinin üzerine koydu. ‎İlk defa hiçbir yere kaçmadı. ‎ ‎Beklerken Gelen Geçmiş ‎ ‎Duvara bakarken annesini hatırladı. ‎Hastane koridoru… aynı koku… aynı ışık. ‎ ‎O gün annesinin kapısında beklememişti. ‎Bugün bekliyordu. ‎ ‎Ve bu fark, Azil’in içini acıttığı kadar dik de tutuyordu. ‎ ‎Naz’ın İçinde ‎ ‎Naz gözlerini açamıyordu ama sesleri ayırt ediyordu. ‎Azil’in nefesini… ‎Sandalyenin hafif gıcırtısını… ‎ ‎Çocukken karanlıkta kaldığında yaptığı gibi saydı: Bir… ‎İki… ‎Üç… ‎ ‎“Buradayım,” demek istedi. ‎Ama sesi çıkmadı. ‎ ‎Azil – İlk Açık İtiraf ‎ ‎Azil eğildi, sesi titrek ama netti: “Ben korktum, Naz. ‎Sevdiğim herkesi kaybettim. ‎Seni de kaybedersem… kendimi affedemem.” ‎ ‎Bu cümleleri daha önce kimseye söylememişti. ‎Kendi duymak istemediği gerçekleri ilk kez seslendirmişti. ‎ ‎Parmak ‎ ‎Naz’ın parmağı kıpırdadı. ‎Hafif… neredeyse hayal gibi. ‎ ‎Azil başını kaldırdı. ‎Kalbi hızlandı ama yerinden fırlamadı. ‎Kaçmadı. ‎ ‎Naz’ın elini tuttu. “Gitme,” dedi bu kez daha net. ‎ ‎Gözler ‎ ‎Naz’ın kirpikleri titredi. ‎Zor… ama kararlı. ‎ ‎Gözleri aralandığında ilk gördüğü şey tavan değil, ‎Azil’in yüzüydü. ‎ ‎Kısık bir nefesle fısıldadı: “Ben… kaldım.” ‎ ‎Azil cevap vermedi. ‎Sadece başını eğdi ve elini biraz daha sıktı. ‎ ‎Çünkü bazı anlarda konuşmak, geçmişe benzer. ‎Kalmak ise gelecek. ‎ ‎ ‎ ‎Naz gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu. ‎Işık rahatsız ediciydi ama Azil’in yüzü, o ışığın içinde netti. ‎Gerçekti. ‎ ‎Azil yavaşça doğruldu. ‎Elini çekmedi. ‎Sanki bırakırsa her şey yeniden dağılacakmış gibiydi. ‎ ‎Sessiz Dakikalar ‎ ‎Odada yalnızca cihazların düzenli sesi vardı. ‎Bu ses, Azil’e ilk kez korkutucu gelmedi. ‎Aksine, bir şeylerin yerli yerinde olduğunun kanıtıydı. ‎ ‎Naz nefesini toparlamaya çalıştı. “Kaçmadın…” dedi güçlükle. ‎ ‎Azil başını salladı. “Bu kez hayır.” ‎ ‎Bu iki kelime, onun geçmişine karşı verdiği en net cevaptı. ‎ ‎Geçmişin Kapandığı An ‎ ‎Azil annesinin hastane kapısını hatırladı. ‎Kapalıydı. ‎İçeride ne olduğunu bilmiyordu. ‎ ‎Şimdi kapı açıktı. ‎Naz buradaydı. ‎Ve o, içerideydi. ‎ ‎Geçmiş, ilk kez bir anının içinde kapanıyordu. ‎ ‎Naz’ın Korkusu ‎ ‎Naz gözlerini tekrar kapadı. ‎Ama bu, kaçmak değildi. ‎Yorgunluktandı. ‎ ‎Fısıldadı: “Gitmekten korkmadım… ‎Kalmak zor olandı.” ‎ ‎Azil eğildi. “Artık tek başına değil.” ‎ ‎Bu cümleyi söylerken, kendine de söz veriyordu. ‎ ‎Doktorun Girişi ‎ ‎Kapı aralandı. ‎Doktor içeri girdi, durumu anlattı. ‎ ‎“Tehlikeyi atlattı. ‎Ama toparlanması zaman alacak.” ‎ ‎Azil başını salladı. ‎Zaman… ‎İlk kez korkutucu değildi. ‎ ‎Çünkü bu kez bekleyecekti. ‎ ‎Naz – İçinden ‎ ‎Naz, Azil’in sesini son kez duydu: “Buradayım.” ‎ ‎Gülümsedi. ‎Gözleri kapalıydı ama içi sakindi. ‎ ‎Çünkü bazı insanlar söz vermez. ‎Kalır. ‎ ‎ ‎Gece çöktüğünde hastane sessizleşti. ‎Naz uyuyordu. Nefesi hâlâ zayıftı ama düzenliydi. ‎Azil sandalyesinde doğruldu; ilk kez uykusuzluk onu yormuyordu. ‎ ‎Bekleyişin İçinde ‎ ‎Pencereden dışarı baktı. ‎Şehrin ışıkları titriyordu; annesini kaybettiği gecedeki gibi değil. ‎Bu kez karanlık, her şeyi yutmuyordu. ‎ ‎Azil cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı. ‎Annesinin evinden kalan tek şey. ‎Yıllardır taşımış ama hiçbir kapıyı açmamıştı. ‎ ‎Şimdi anladı: ‎O anahtar, geçmişi kilitlemek için değil, kapıyı kapatmak içindi. ‎ ‎Naz Uyanırken ‎ ‎Naz’ın nefesi değişti. ‎Azil hemen ona döndü. ‎ ‎Gözlerini açtığında Naz şaşırmadı. ‎Onu bekliyordu. ‎ ‎“Gittin sandım,” dedi kısık bir sesle. ‎ ‎Azil başını iki yana salladı. “Gitmeyeceğim.” ‎ ‎Bu, bir söz değildi. ‎Bir karardı. ‎ ‎İlk Sessiz Anlaşma ‎ ‎Naz elini çekmek istedi, gücü yetmedi. ‎Azil bunu fark etti ve elini biraz daha yaklaştırdı. ‎ ‎“Yavaş,” dedi. ‎“İyileşeceksin.” ‎ ‎Naz hafifçe gülümsedi. “İlk defa biri acele etmiyor.” ‎ ‎Azil cevap vermedi. ‎Acele etmemeyi, annesinden sonra öğrenmişti. ‎ ‎Sabah ‎ ‎Güneş camdan süzüldüğünde oda değişmişti. ‎Naz’ın yüzü biraz daha renklendi. ‎Azil’in omuzları biraz daha dikleşti. ‎ ‎Hemşire içeri girdi, her şey yolundaydı. ‎ ‎Azil içinden geçirdi: ‎ ‎> Geçmiş bitmedi. ‎Ama artık beni yönetmiyor. ‎ ‎ ‎ ‎Naz gözlerini kapadı tekrar. ‎Bu kez uyumak için. ‎ ‎Ve Azil, sandalyede kımıldamadan kaldı. ‎Çünkü bazı insanlar iyileşirken, bazıları yerini bulur. ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.