Parti salonuna geldik.
Masaya gider gitmez öldürücü bakışlar aldık.
" Nerelerdesiniz siz ya?"
" Arıyoruz telefonları da açmıyorsunuz! Neler oluyor?"
" Arkadaşlar sakin sonra konuşuruz. Şimdi eğlenelim. Sadece eğlenelim."
Saye'ye döndüm.
" Sadece ve sadece eğlenelim. Başka bir şeyi dert etmeyelim. Hatta dert etmeyelim. Bugün yılbaşı eğlenelim."
" Hay hay."
Onurla ben, Tubayla Musa, Mehtapla Celal dans etmeye başladık. Melisa da ona eşlik etmesi için sınıftan Mert diye bir çocukla gelmişti. Onlarda dans ediyorlardı.
Kerem'in Anlatımıyla:
Diğerleri dans ediyor bizde Sayeyle evinde konuşulanların gerginliğiyle öylece dikiliyorduk. Ama ben artık bir adım daha yaklaşmak istiyordum ona. O da yarasını görmemi istiyordu bu sebeple sesinin çıkacağını sanmıyorum.
" Dans edelim mi?"
Saye'nin Anlatımıyla:
Ona şaşkınlıkla baktım çünkü bana ilk çıkma teklifini de bir dansla yapmıştı. Ama o zaman ortamda müzik yoktu ve parktaydık.
" Edelim."
O günün bir dejavusunu yaşar mıyız bilmiyorum ama elimden geleni yapacağım.
Beraber piste çıktık ve ellerini belime doladı ve sadece gözlerime baktï. Büyük bir arayışla.
Yaptığı hatayı aradığını anladım. Ama bilmiyor ki suçlu yok. Tek hata bir kaza.
" Biz kazadan önce..."
Devamını getirmeden gözlerini kapattı. Sinirlanmişti.
" Hay ben böyle işin."
" Noldu?"
" O yarayı kapatacağım güzelim. Kapatacağım. Bundan sonra senden başkasına bakmayacağım."
Dedikleriyle şok oldum. Gerçekten anlamış mıydı?
" Nasıl bu kadar çabuk anladın?"
" Çabuk mu? Asıl soru nasıl bu kadar geciktim. Keşke daha önce görseydim gözlerinde ki hatırlamadığım bizi. Belki o zaman daha çabuk kavuşurdum o güzel kalbine, gözlerine ve dudaklarına."
Eğilip dudağımın kenarını öptü. Ama bende sabır yok bunu bilmesine rağmen niye böyle direniyor bu çocuk?
" Beni affedebilecek misin bebeğim?"
Sorusuyla dudaklarına yapıştım o da bana karşılık verdi. Uzun bir süre böyle dans ederek öptük birbirimizi. Ayrıldığımızda nefesimi düzene sokmak çok zordu.
" Ben sana hiç kızmadım ki. Senin hiçbir suçun yok."
" Var. Çok uğraştım baba hatırlatmak için ama ben seni görmediğim gibi o çabanı da görmedim."
" Kerem. Sevgilim. Artık hepsi bitti. Bak ikimizde buradayız ve beraberiz. Konuşmayalım bunları boşuna canımız sıkılmasın."
" Nasıl istersen bebeğim."
" Senle olsun isterim."
Güldü beni kendine çekip iyice sarıldı ve saçlarımı öptü ve kökünü içine çekti.
" Kokuna hayran olduğumu söylemiş miydim?"
" Hayır."
" Ne! Kazadan önce bile mi?"
" Kazadan önce bayıldığını söyler ve koklarken bayılmış numarası yapardın."
" Hım. Maalesef yavrum biraz beklemek zorundasın çünkü burada bayılırsam senle tek olamayız aksine herkes başımıza toplanır."
Kıkırdadım. Burada durmak zorunda değildik ki.
" Gidelim o zaman. Durmak zorunda mıyız?"
" Eğer yarın büyük bir sorgu çetesine ifade vermek istemiyorsan evet durmak zorundayız."
" Ah şu sorgulamalar. Hiç mi kurtuluşumuz yok?"
Kafasını sağa sola salladı ve gülümsedi. Çok güzel gamzesi vardı. Uzanıp tıpkı kazadan önce yaptığım gibi o derin ve şaheser olan gamzesinden öptüm.
Uzaklaştığım da kaşları çatıktı.
" Güzel Gamzelim."
" Güzel Gamzelim."
Aynı anda söylediğimiz cümleyle şaşkına döndüm.
" Hatırlıyorsun."
" Sayende hatırladım meleğim. Ve sayende geçmişi hatırlamakla ilgili umutlarım doğdu."
" Beraber her şeyi tekrar yapacağız sevgilim. Elimden geldiğince sana hatırlatmaya çalışacağım. Hatırlamadıklarını ben anlatacağım sana."
" Dünya'nın en güzel ve en iyi sevgilisini hak edecek ne yaptım ben?"
" Varolman yetti hatta arttı bile."
Güldük ve dans etmeye başladık.